Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '09

 
Kategori
Pazarlama
Okunma Sayısı
953
 

KENDİ DEVRİMİNİ YARAT

KENDİ DEVRİMİNİ YARAT
 

“Her şeyin bir sezonu vardır.

İtibar ve şöhret bile kimi zaman moda kimi zaman demode olur ama

bilgeliğin bir avantajı vardır. O ölümsüzdür.” Baltasar Gracian

19. yüzyılın ikinci yarısında fizik, biyoloji, tüm doğa bilimleri yeni bir ivme kazanırlar, onların yanı sıra psikoloji ve yeni bir bilim olan kurulan sosyoloji de bu ivmeye uyar. Bilimlerde meydana gelen bu güncellenme, bilimlerin pozitifleşmesi ilkesi yönünde kendini gerçekleştirir. Çağın model bilimi kesin doğa yasalarına ulaşması nedeniyle fizik olur ve bütün bilimler fizikteki değişimlere göre kökten bir yenileşme sürecine girerler. Kuantum Fiziği’nin tohumlarının atılışı, birçok köklü düşünce yapısının yerinden sarsılması ve diğer bilimlerin yeniden tasarlanması sürecini başlatır. Örneğin bir dönem psikologlar insanların sadece davranışlarına bakarak sorununu tespit etme çabasındayken bu sıçramayla derinlik araştırmaları artmış, 20.yüzyılın başlarında insanı bütün olarak ele alan ve hastalıkların çok daha kapsamlı incelenmesi ile tedavinin sağlanabileceğini savunan Holistik Tıp’ın otoriter tarafından kabul görmesiyle psikoloji bilimi de yeni ekollere kapılarını aralamıştır. Bu yeni akım, insanı bir bütün olarak ele alan hümanizmin yeniden doğmasına neden olmuştur. Tıbbın insanı bir bütün olarak ele alma tarzı, psikoloji, felsefe ve diğer bilimleri de etkilemiş, bu bütünsel yaklaşım tüm toplumsal süreçlere damgasını vurmuştur.

Aslen 1700’lerin İngiltere’sindeki dalgalanmalarla başlayan sanayileşme süreci, sadece endüstri alanında değil, yeni bir toplumsal yapıyı gündeme getirecek olan büyük devrimin habercisiydi. Taylorizm ve ardılı olan Fordizm ile birlikte vurgusunu arttıran ve adeta ışık hızıyla ilerleyen kapitalist üretim tarzları çeşitli “izm”lere eklemlenerek değerler sistemine yeni kavramlar iliştirdi. 20. yüzyılın sonlarında Dünya, küresel bir köye dönüştü. Kendini sürekli yeniden üreten teknoloji, zihnin emeği ve bilgi, fayda, hız ve rant, uygarlığı tüketim kültürü ile eşdeğer kılan yeni dünyanın “yükselen değerleri” haline geldi. Bu yükselen değerler, algılarımızı bile tasarladı... Ve tasarım sözcüğü, zamanla, satın alma davranışlarımıza yön veren bir ilah gibi tahtına oturdu...

Endüstri Mühendisliği ve Endüstriyel Tasarımcılar için “tasarım” tüketicinin neden satın aldığını anlamaktan geçiyor; çünkü satın alma davranışının altında sadece ihtiyaçları karşılamak değil, kişilerin içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik etkenleri deşifre etmek de var. Türkiye de ise sahip olduğumuz ürünler, başkaları tarafından sosyal kimliğimizin bir parçası, bir statü sembolü olarak görülüyor.

Satıcılar için tasarım; tüketici gözünde artı bir değer ve fark yaratmanın yeni bir yolu. Başka bir ifade ile müşterinin, “O satıcıdan neden satın aldığının” yanıtı. Bu yanıtta birçok konu gibi yanlış algılanmakta ve bazı satıcılar (ya da şirketler ya da kurumlar) tarafından tasarımın salt bir imaj malzemesi olduğunu düşünülerek tasarımın ürün için hayatı önemi göz ardı edilmekte. Ülkemizde, tasarımın bu yüksek fonksiyonu göz ardı edilmiş ve bu da ürün açısından biçimin ve içeriğin birbirine uygun düşmediği bir taklitler silsilesini ortaya çıkarmıştır. Bunu istatistikler ve bazı şirketlerin çıkardığı ikinci kalite ürünler çok rahat ispatlıyor. “İnsanlar elbiseleri ile buyur edilirler ama kişilikleri ile uğurlanırlar” sözü, satıcıların kendi kişisel satış tasarımında/tarzında da içeriklerini yani müşteri gözünde onlara sağladıkları faydalar, yarattıkları değerlerin içinin de dolu olması gerektiğini gösteriyor.

Tasarım bireysel gözle bakıldığında kişinin işini yapış tarzı ile yarattığı farktır. Kendi iş yapış tarzını günün gereklerine ve müşteri tercihlerine göre yeniden yorumlamaktır. Endüstriyel Tasarım nasıl insan hayatını kolaylaştıracak ürünler ortaya çıkarıyorsa, satıcılar da müşterilerinin ihtiyaçlarına göre; kişisel duruşlarını, hizmetlerini, kampanyalarını, pazarlama faaliyetlerini yeniden tasarlamalıdırlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1871
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi’nde İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster