Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
515
 

Kendi neslimden şikayetçiyim!

Kendi neslimden şikayetçiyim!
 

Gençliğin çok meşhur olmuş telefonlarından biri...


Buraya birtakım şeyleri yazmadan önce kendim hakkında kısa bir bilgi verme gerekliliğini hissediyorum. Adım soyadım zaten tarafınızdan bilinmekte. Bunun dışında ben, 9.sınıfa giden, belki de buranın en ufak yazarlarından biriyim. Bunu bilmeniz sanırım yeterli olacaktır.

Kendi yaşıtlarımdan şikayetçiyim sayın okuyucular. Boş yere şikayetçi değilim, bana hak vereceğinizden eminim.

Beni en çok sinirlendiren meseleden başlayayım, zamane gençliğinin teknoloji anlayışı. Fakat bu teknoloji anlayışından ziyade, bir yarış aslında. Şöyle örneklendirmeliyim ki, hepinizin dikkatini gençliğin cep telefonları çekmiştir. Bakarsanız yaşı daha 12 olan çocuklardan itibaren, ellerde dokunmatik veya klavyeli, yani kısaca piyasaya sürümü henüz yeni olan telefonlar var ki en aşağı -miktar vermek gerekirse- 300 TL'den başlıyor ve bu fiyatlar 2000 TL'ye kadar çıkıyor. Sizce bu olması gereken bir şey mi?

Gençlik, "Kimin telefonu en yeni, en güzel" yarışında. Telefonlarıyla kendilerini diğer insanlara kabul ettirmeye çalışıyorlar. Gariptir ki, başarıyorlar. Telefonu iyi olan insanın etrafı dolu oluyor. İnanmayabilirsiniz ama durum maalesef bu. Aynı şekilde kullanılan mp3 çalarlar, bilgisayarlar ayrı bir "hava" konusu.

Telefonu eski olan, "ezik"tir herkesin gözünde. "Ayy telefona bak! Taş devrinden mi kalma?" şeklinde cümlelere maruz kalabilmek mümkün. Mesela ben, 3 senedir aynı telefonu kullanıyorum, babamın eski telefonunu. Çok büyük bir kesime göre "ezik telefon". Ama ben o bozulmadan yenisini alma düşüncesinde değilim çünkü o bu haliyle işimi görüyor. Fakat gençlik böyle düşünmüyor. En fazla 6 ay kullandığı telefonu "Bu eskidi" diyerek daha iyisini istiyor ve alıyor.

Almaması gerek. Bence suçlu tamamen aileler. Gençleri bu hale getiren, bu yarışa sokan onlar. Bu kadar şımartılmış bir neslin, böyle davranması doğal. Gençler birbirlerini insanlıklarıyla değil, markalarıyla kabulleniyorlar. Ne acı değil mi?

Gençliğe kızmıyorum fakat sevgili anneler, babalar... Çocuklarınızın isteklerini yerine getirmekle onlara faydalı olamazsınız, zarar verirsiniz. Eğer çocuklarınıza biraz daha "Eskiyene kadar kullanmayı" öğretirseniz, bence sorun büyük ölçüde çözülür.

Gerçi akıl vermek bize düşmez de...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten hemde, umutsuzluğum umuda dönüşüyor, senin gibi düşünen genç nesli gördükçe..Devam et yazmaya,lütfen..

cennetgüneşi 
 03.11.2010 14:48
Cevap :
Teşekkür ederim... Keşke bütün yaşıtlarım benim gibi düşünebilse. Yeter ki siz isteyin, yazmaya devam edeceğim. Saygılar...  06.11.2010 8:55
 

Senin yaşında birinin böyle bir bakuış açısına sahip olması kendi adıma gurur, ülkemiz adına ümit verici. Senin gibi düşünen gençler oldukça bu toplumun sırtı yere gelmez:) Sende bireysel olarak bir 'farkındalık' eylem planı hazırlayabilirsin. Belki bu projene birkaç öğretmenini de dahil edersen...sesini daha çok duyurup 'okulsal' bir projeye bile dönüştürebilirsin:) sevgiler

Devrim Atılkan 
 30.10.2010 19:52
Cevap :
Teşekkür ederim... Elimden geleni yapacağım, bu yazı sadece bir başlangıç adımı. Saygılar...  30.10.2010 20:59
 

kızma kimseye, anneleri babaları öyle alıştırıyor arkadaşlarını bu kadar rahata :)

shalimar 
 30.10.2010 11:37
Cevap :
Ben de ondan bahsettim, aileler tarafından bu hale getiriliyor çocuklar, gençler...  30.10.2010 13:54
 

telefondan çıkarak güzel bir yazı yazmışsın. Yaşına göre de baya ileride düşünüyorsun belli ki. Devir sıkıldıkça değiştirme ve statü derdi olan bir devir. Araban, telefonun, marka kıyafetlerin ve oturduğun semt kadar varsın. Bu konuda Avrupa görgüsünü çok beğenirim. Örneğin Fransızlar bir obje eskiyip iş görmez hale gelince yenisini alır. Bu alışkanlık gerçekten çok onemli ve değerlidir. Bizdeki durum ise insanlarımızın içi boş olduğu için taşıdıkları objelerle bu boşluğu kapatma derdinden başka birşey değil. Sevgiler

Matmazel Kokoş 
 30.10.2010 10:51
Cevap :
Doğru söylüyorsunuz. Teşekkürler...  01.11.2010 7:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 313
Toplam yorum
: 292
Toplam mesaj
: 59
Ort. okunma sayısı
: 1334
Kayıt tarihi
: 21.03.07
 
 

1996'nın ilkbaharının dünyaya getirdiği birçok çocuktan biriyim. Milliyet Blog'da yazmaya yaşım h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster