Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
260
 

Kendi sınavımızda sınıfta kalmaya devam ediyoruz

Kendi sınavımızda sınıfta kalmaya devam ediyoruz
 

Adeta karanlığa yol alıyoruz


En başta geleceğimizi belirleme sınavında tökezliyoruz.

Dünümüze, bugünümüze ve de yarınımıza baktığımızda tüm gayretlerin sadece “siyasi iktidar” kavgası için yapıldığını çok net görebiliyoruz.

Her dönemde , ülkede herşey, seçimlere endekslenmiş durumda.

Seçimler bitmeden başka bir seçim için hedefler belirleniyor. Yaşam tamamen, “oy ve seçmen döngüsünde” dönüyor. Genel seçimler, yerel seçimler, ara seçimler , erken seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ha bire seçim yapıyoruz.

Neyi değiştirebildik sanki bu seçimler sonucunda?

Sadece bu döngüye hizmet ettik . Hatta;

Transferlere şerefsizlik diyenlerin, “konjonktürel transfer” adı altında “konjonktürel şerefsizliğe” alkış tutanların oluşturduğu borsada, parsellenen sistemin çarkında öğütülen kurbanları da olduk.

Öncekinin hatasına katkı koyan bir sonraki oldu sadece.

Hoyratça sarfederek, hoyratça yıpratarak ve hoyratça yöneterek.

Bir derli toplu, disiplinli ve prensibli yaşamayı öğrenemedik gitti.

Hep ateşle oynamayı sevdik. Ve hep ateşe yürüdük.

Havada hüznü koklatmayı, umutsuzluk pompalamayı , keyifsizlik ve bezginlik dağıtmayı maharet bildik. Vicdanı sağırların ve onların kör duyguları arasında, kahreden ve yıpranan isyanları yaşayan yürekleriz sadece.

Adil bir düzenin özlemiyle, hamuru çamurlarşmış varlıklar gibiyiz..

Bu düzen böyle mi gidecek diyoruz her seferinde ve yeni bir umutmuş sanıyoruz her seçim. Evet hep böyle gidiyor bu düzen...Ne yolsuzluğun ne haksızlığın ne de adaletsizliğin önü kesilemiyor.

Her seçim bir sınav ve her sınavdan sonrası bir başka hüsran. Sınıfta kalan kalana...

Tarifsiz bir yalnızlığın ve sahipsizliğin sessizliğinde terkedilmişliğimizin hissindeyiz sadece

Yarınımızdan değil sadece bugünümüzden de emin değiliz artık.

Gitmek istesen de çekip gidemeyeceğimiz kanımıza işlemiş bir sevgiyle bağlandığımız bu topraklarda,
ölmeyi bekler gibiyiz.

Dramımız komik, komedimiz trajik, misali.

O gelişmeye, yenilenmeye olan düşkünlüğümüzü de çoktan kaybettik. Sevinçlerimizi, umutlarımızı ve heveslerimizi bitirdiler.

“Çıkarların pazarında çıkar dağıtanlar”, iç uzlaşıya değil iç çatışmaya hizmet ettiler.

Koltuklar uğruna nice değerleri katlettiler...

Düdüklü bir tencere kapağı gibi patlamaya hazırız galiba.

Hele bir bakalım bu açılımlar modası bize nasıl yansıyacak? Kuzeye mi, güneye mi açılacağız sessizce ve gizlice..

Herkes adeta kendi zaman diliminde ve kendi dünyasında yaşıyor.

2 akıl hastası konuşuyorlarmış

Biri ötekine; -Saat kaç, diye sormuş.

-Beş var.

-Kaça beş var?

-Bilmiyorum benim saat sadece yelkovanlı, akrebi çalışmıyor, demiş.

Tıpkı ülkenin düzeni ve sitemin iyileşmesi için ne kadar zamanımız olduğunu asla bilemeyeceğimiz gibi. Akrebi çalışmayan bir sistemde, sistemin iyileşmesine ve ne olacağımıza, beş var.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 701
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster