Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
664
 

Kendi sözünün kölesi olana

Kendi sözünün kölesi olana
 

Bazen bir söz verirsiniz...Çıkmıştır işte ağzınızdan bir defa. Ne hayıflanmak, ne de için için ah vah etmek kar etmez artık. Çünkü bilirsiniz siz de aslında yapılması gereken budur...

Yüreğiniz sizi caydırmak için uğraşacaktır geceler boyunca. Hele bundan siz zaten en başından beri eminsinizdir...
Ama artık siz kendi sözünüzün kölesisinizdir. Ve zihinle kalp arasında ki tartışma burada bitmiştir...
Bundan böyle siz olsa olsa; bu köleliğe bağlılık yemini etmişcesine sadık kalabilmek adına tüm gücünüzle
mücadele verecek kişisinizdir...

Bu sade ve sadece kendinizden kendinize verilmiş bir sözdür üstelik...
Fakat zaten buradaki zorlanımınızın da en önemli sebebi budur bilirsiniz...
Siz buna gerek görmüşseniz bir defa, kim billebilir ki ihtiyacınız olanı bu denli sizden başka?
Sizin için de doğru olan bu kararınızdır bu durumda...

Ne olursa olsun, her ne kadar aksini dileseniz de; arzularınıza düşman, erdemlerinize bekçi eder bu söz sizi...
Her ne kadar canınız da yansa, dönmek yoktur bu yolda. Yüreğinizin, her ne kadar geceler boyu sizi çaydırmak için tuzaklar kuracağını bilseniz de "söz sözdür" der, kestirir atarsınız ondan gelenleri artık bir defada...

İşte tam da bu sırada; tek sığınağınız kalacaktır bu durumda: Kendi yüreğinizle yapılacak bir hasbihâldir o da...
Hele bir de konu, kara sevdaysa....Kim anlar ki sizi zaten sizden başka?

"Mümkün olsaydı" diye başlayan cümleler kurar.
Üç nokta ile, devam ettirirsiniz satırlarınızı...

Virgüller vardır bir de olsa olsa en fazla,
Bolca da "keşkeler" sıralanır satırlar boyunca....

Noktalar ise; size yabancıdır...
Nasıl olmasın ki; başlamamış bir şeyi sonlandırmak mümkün müdür hayatta?...

Olsa olsa; yaşanmamışlara biçilen giysilerdir "acabalar" ınız satırlarınızda...
Ve en çok sevdiklerinizde; sonlarındaki umut dolu soru işaretleridir, kendi kendinizle yaptığınız bu dialoglarınızda...

Şimdi soruyorum bir daha:

-Sessizce seslenerek geçmişe, sığınabilir miyim geleceğin koynuna, mümkün müdür bu acaba?

-Yada, ardımda kalan isteklerim bu gün için kıstas olabilir mi hala bana; bu yaşam denen kendi mi anlama oynunda?

-Acaba?...

Mümkün olsaydı ahh....
Uzun zamandır, bende duranı sana verebilmek...
Sana bende ki seni anlatabilmek ...
Hele yüreyimde saklı olanı tümüyle dile getirmek...

Mükün olsaydı...
Bende ki seni bir kez olsun yaşatabilmek sana ?

Sırrımı ele verme korkusu olmasaydı bak...
Dilerdim; bir yudum suya sığdırabilmeyi, tüm söylemeyi dilediklerimi...
Tek bir damla da, yüreğimdekileri tümüyle sana akıtabilmeyi..

Mümkün olsaydı....
Sana, bende durup sana ait olanı teslim edebilmek...
Tek bir damlada, ne var ne yoksa sana damıtabilmek..

Tüm sözlerimi suya aktarıp,
O tek damlayı sana sunup,
Kurumuş dudaklarına,
O tek damlayla dokunabilmek...

Dilerdim ki; hiç olmazsa bir defa o bir çift zümrütün beni nasıl da erittiğini, gözbebeklerine de söyleyebilmeyi...

Yaşatabilmeyi arzu ederdim sana, tek bir defa teninin sıcaklığını nasıl da merak ettiğimi...

Bilmeni isterdim; ince bir sızı gibi her gece, yüreğime adını kazıyarak nasıl uyuduğumu...

Ve her sabah, kokun sinmiş yatağımda;
Yüzün yüzümde,
Soluğun, soluğuma karışmış halde,
Nasıl özlem içinde uyandığımı bilebilmeni dilerdim...

Ve birde her yeni günde,
Tekrar tekrar sana nasıl aşık olduğumu...
Paylaşabilmeyi isterdim seninle...

Ha desen kurtulacak dizginlerinden şu kelimelerim...
Çıkacak gün yüzüne tüm gizlenmiş cümlelerim...

Ama, mümkün değil...
Söz verdim...

Kilitli kalmalı dudaklarım...
Sana dair ne varsa,
Söz verdim gizleyeceğim...


Sevgi ve ışıkla,
Ayna

2006

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

söz veren bilir nasıll bişi olduğunu:)hele de söz asla arama veya bu konu hakkında konuşma üzerine verilmişse..feryatlar vardır insanın içinde sabah ve akşam aslında ilk başta her an..çığlık atmak haykırmak ister insan neler vardır  içinde sölenecek ..ama ne fayda söz verilmiştir bir kere. ağzı mühürlü gibi dolaşır etrafta,korkar insan ağzını açmaya sanki bi açsa kelimeler saçılacakmış hakim olamayacakmış gibi gelir..insanlar yaşanan acıysa genelde şu nasihatı verirler;zaman herşeyi unutturur. Ben hiç unutturduğunu görmedim.Bence zaman sadece alıştırır ve bi müddet sora sıradan bi olay haline sokar yaşananları ama asla unutturmaz.
ve verilen sözler eğer kendinize ihanet etmesseniz sizinle birlikte ömrünüzün sonuna kadar devam eder.

bi çok yazınızı okudum ..sanki en yazmışım gibi hissettim.kendimi  bu kadar bulacağıma hiç düşünmemiştim.düşüncelerinize sağlık.

selma san 
 22.09.2007 18:56
Cevap :
Kendinizi bu aynada görebildiğiniziçin ve bu denli içten bir paylaşımla bunu geri yansıttığınız için ben teşekkür ederim. Sevgi ve ışıkla, Ayna  22.09.2007 20:49
 

sevgili ayna.herkesin bir imkansızlığı vardır.ağzından çıkan farklı ama kalbinden geçen daha farklıdır.hayat böyledir işte.bazen söz vermen bile gerekmez.zaman seni öyle bir boyuta getirirki karşındaki sana çok yakın ama bir o kadarda uzaktır.onu istersin hep yanında.onunla yatmak,onunla kalkmak,onunla sevişmek.nefesini nefesinde hissetmek istersin.eline ve yüreğine dokunmak istersin ama imkansızlıktır işte adı yada aşktır imkansızın adı

alibozdoğan 
 27.06.2007 20:44
Cevap :
Aşktır imkaansızın adı:)) Çok güzel bir betimleme teşekkürler katkına. Sevgi ve ışıkla, Ayna  28.06.2007 0:57
 

Çok güzel bir anlatım olmuş.Yüreğine sağlık

roji 
 27.06.2007 9:31
Cevap :
Teşekkürler sevgili bözen, sağol var ol. Sevgi ve ışıkla, Ayna  27.06.2007 10:36
 

Tamda bu bloğa ne yazayım diye düşünürken birden far ettim ki şu anda vin upta çalan şarkı ne kadar da uygun. Özellikle istesen olmazdı herhalde. Bak ne diyor Oğuz Aksaç son albümünde. Ben derdimi söyleyemem. Dilim yaralı, yaralı. Bülbülüm ağlar ötemem. Gülüm yaralı, yaralı... Aşk kitabını açamam. Akı karada seçemem. Kanadım yok ki uçamam. Kolum yaralı, yaralı... Hüdayim gafletten uyan. Sensiz geçen ömür ziyan! Ruh bir arı, vücut kovan! Balım yaralı, yaralı... Çok beğendiğim severek dinlediğim bir yorumcuydu, dinlemediysen mutlaka al ve dinle derim. Müthiş bir ses ve yorum! Bu arada sözleri dinlerken anlayıp yazmaya çalıştım. Ufak tefek yanlışlar olabilir. Neyse. Bazen maalesef kendi sözümüzün kölesi olabiliyoruz. Belki de böylesi daha hayırlıdır kim bilir? Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 26.06.2007 0:50
Cevap :
Tanıdığım biri değildi, paylaşımın ve katkın için teşekkürler arkadaşım. Sevgi ve ışıkla, Ayna  26.06.2007 7:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1858
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster