Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
619
 

Kendime sordum ama...

Kendime sordum ama...
 

İnsanız.
Canımız çoğunlukla evde oturmayı ister de nedense bazı günler istemez.
O istemediğimiz günlerde nereye gitmek, kimi görmek isteriz? kişiye göre değişir bu istekler.
Kimi yan komşusuna, kimi akrabasına, kimi dükkanları seyreylemeye, kimi sinemaya, kimi kahveye, kimi mezarlık ziyaretine... kim bilir ?

Hani bazen de neye niyet neye kısmet durumları da olmaz değil.

Annenizi görmeye gidecekken, bir misafir geliverir ansızın. Ya da sinemaya diye yola çıkmışken dertli bir arkadaşınla burun buruna gelip bir birahaneye de yolun düşebilir.
Uzun sözün kısası insan her gün bir öncekinin aynısı olan yaşam biçiminden huzur bulur hem de tekdüzelikten bunaldığını hisseder.

Bu ikilem dünya kurulduğundan beri var olmuştur her halde.
Eğer hep aynı olanlardan tad alınsaydı sanırım ne yeni ülkeler fethedilir, ne yenilikler icat olunurdu.

Değişim doğamızda var. Ancak kendimizdeki değişimleri algılamamız geç oluyor genellikle.
Konduramadığımızdan mı?
Fark etme yeteneğimizdeki eksiklik mi ?
İşimize gelmediğinden mi ?
Kendi kendimizle sıkça konuşmadığımızdan mı ?
Ama en çabuk algıladığımız ve nedense işimize nasıl gelirse öyle kullandığımız bir değişimimiz var. O da Yaşlılık.

Kendimizden küçük birine öğüt verirken bir üstünlük olarak kullandığımız...
Hoşlanıp da alamadığımız bir kıyafet için, yapmak isteyip de yapmaya zorlandığımız veya korktuğumuzda yaşlandım bana yakışmaz diyerek kendimizi kandırdığımız,
Ya da ölüm karşısında içimize bıçak gibi saplanan acılarla saydığımız yaşlarımız.
Dünya ile ahiret arasında sıkışıp kalmalarımız... hem her şeyi istememiz hem de frenlerimiz.

İşte burada başlayan korkularımız.
Ya da sınırlarımız.

Korkularımızda sığındığımız neresi peki ?
Sınırlarımızı nereye kadar zorlarız ?
Sınırla sinir arasındaki ilişki veya çelişkiyi nasıl çözeriz ?

Bunalımlarımızı, sinirliliğimizi, mutlulukları , özlemleri, arzuları, varlarımızla yoklarımızı bir torbaya doldurduk mu ne olur ?

Potamızda ne, ne derecede, ne kadar eriyecek ?
Eridikçe ne kadar değişeceğiz ?

Dedim ya
İnsanız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1902
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster