Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
10462
 

Kendimi koydum ikinci kadının yerine... Pek hüzünlü geldi

Kendimi koydum ikinci kadının yerine... Pek hüzünlü geldi
 

Aşk üçlemeleri çoğunlukla bir adam iki kadın üstüne kuruludur. Ve bu klasik üçlemede hakları acımasızca ayaklar altına alınan hep birinci kadındır, hepimizin onayını zaten almış olan taraftır. Ve yazıktır hep adama, evini yuvasını dağıtma konumuna geldiğinden, yapmış olduğu çılgınlıktan uyanması, aklını başına toplayıp dönmesidir umulan.

Ya ikinci kadın, genellikle cadı, baştan çıkaran ya da yuva yıkan konumunda tanımlanır bu kadın...Sevgili Duygu Asena'nın bir romanında bu üçlemeyi ayrıntılarıyla okumuştum. O günlerden beri aklımda dolanan bir öteki taraf var ama, tanımlamak çok güç, ve bence yaşanması da.

İkinci kadın, baş kaldırandır; herşeye, herkese, zamana, önemlisi kendine...Hüznü de burada başlar. kendisinin bile suç addettiği bir hikayenin, suçlu kahramanıdır çünkü. Hayattan çalınmış bir kaç saatten, ve diğer birkaç saati beklemekten ibarettir onun aşk diye yaşadığı. Bir de duyulursa bilinirse yaşayacağı, belki özbenliğininde hararetle destek vereceği o dışlanma... O suçluluk.

Bir adam, eşi ve sevgilisi üçlemesinde, en zor durumdaki ikinci kadındır bence. Birinci kadın, elindeki yuva, evlat, kabul görmüş saygınlığın yardımıyla bu gurur ve hayal kırıklığını nispeten kolay atlatacaktır. Adam, elinde iki seçenek, herikisi de devam edebilse ne mutlu...Ruh haliyle, biraz adrenalin katılmış olan sıradanlığın dışına çıkmıştır. Eski konumuna dönmesi gerekse de, yeni bir konum gelişse de yuva, evlat, erkek olmanın elinin kiri muhabbetiyle durumdan sıyrılmanın bir yolunu bulacaktır kuşkusuz. Ama ikinci kadın, yol nereye uzanırsa uzansın 'ikinci kadın' olarak kalacaktır.

Zaten bu üçlemenin gideceği yön, ikinci kadının direksiyonu ne yöne çevireceğine bağlıdır. Çünkü, akıllı olması, hırslı olması hatta belki ahlaklı veya ahlaksız olması, önemlisi bunları sürekli sorgulaması gereken odur. Ve seçimi yapan da...

Öyle geliyor ki, yüzyıllardır romanlara bile konu olan bu olguda, zamana, herkese ve hatta kendine baş kaldırısıyla boğuşan bu kadın, öykünün suçluluğu ve mağduriyeti aynı anda tavana vuran tek kahramanıdır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aslında bence kimse büyük konuşmamalı o kadar farklı bi duyguki bazen çok doğru bir insanı bile yanlışa çekebiliyor. bende ikinci bir kadınım ama aşığım çok aşığım hep dışlanan ikinci kadın suçlu hep ikinci kadın hata hep ikiinci kadında çünkü ikinci kadın biliyodu ve bile bile yaptı hayır böyle değil böyle olmamalı kimse kendini yakmaz ateşe itilmezse,, bence önce birinci o asil, saygın ve doğru kadınlar kendilerine bir bakmalılar kocaları ikinci bir kadına aşık olma ihtiyacı duyana kadar nerdeydiler hiç onlarda hata yokmuydu evlendin bide çocuk yaptın artık hayatın garanti istesende kocan seni bırakamaz bunun verdiği güvenle biçok şeyi yaparken yada yapmazken nerdeydiler kocalarını başka bi kadına iten kendileri olamazmı? asla yapılanın doğru olduğunu savunamam hatta yanlış olduğunu kabulleniyorum ama belki bi çok kadın yuvası yıkılmasın çocuklarının psikolojisi bozulmasın elalem ne der v.b. sebeplerden yani bi yerde mecburiyetten katlanıyo evliliğine ama biz sevgimiz için herşeye ka

Loveallways 
 13.10.2009 15:53
Cevap :
Diğer iki yazıya da göz atmanızdan mutluluk duyacağım. Bu öyle çetrefil bir öykü ki her kahraman için ayrı bir acı...Herşey en iyi şekliyle yoluna girsin dilerim. Birkaç saate sığdırılmış, masum ama suçlu sevgileri yaşamak özgürce göğsünü gere yaşanan bir ilişkinin yerini tutmaz diye düşünüyorum ben, ama kendinize olan sevginiz herkese duyduğunuz sevgiden daha önemlidir diyorum. selamlar.  14.10.2009 11:04
 

aşk ve evlilik hakkındaki yazılarınızı zevkle takıp edıyorum. Fakat anlayamadıgım yazdıklarınızdan degıil, bu evli erkekler yada evli kadınlar anlayamadıklarım... kardesım madem ıkıncı bır kadına yada ikinci bir erkege ihtıyac duyuyorsunuz neden hem evınızdekini hem ıkıncı kadını yada ıkıncı erkek konumuna koydugunuz ınsanlara saygı duymuyor sunuz.kısacası neden kendınıze saygı duymuyorsunuz ...neden durust olmuyorsunuz...bazı sebeblerden dolayı ayrılamıyormus ama dıger bır erkege yada kadına ıhtıyac duyuyormus onu sevıyormus.sevıyorsan baskasına ıhtıyac duyuyorsan durust olacaksınız arkadaslar herseyden once kendınıze saygınız olacak ve durust olacaksınız .kadın yada erkek farketmıyor once kendınıze saygınız olacak sonra karşınızdakıne ve herseyden once kendinize durust olacaksınız mutlu degılsenız ayrılın kardesım bahaneler ureterek kımseyı mutsuz etmeye hakkınız yok kendınızıde strese sokmamış olursunuz bence...Köre sen körsün demekten korkmayın lütfen kendınız olun.sevgıyle kalın

MELISSA 
 14.06.2008 2:02
Cevap :
:). Çok teşekkürler değerli katkınıza selamlar, sevgiler.  16.06.2008 10:15
 

duygu asena'nın hangi kitabında bu konu işlenmiştir?kitabın adını da yazarsanız sevinirim

merve Sönmez 
 25.04.2008 20:40
Cevap :
'Aşk gidiyorum demez'...Blogu yazarken niye yazmadıysam. Hatırlatmaya teşekkürler.  26.04.2008 7:50
 

Evet zordur ikinci kadın olmak.deliler gibi sevdiğin adamın her gece başka bir kadınla yatması ona dokunması.sahip olamayacağın herşeyi birlikte onunla yaşaması.insan bir noktadan sonra kendine söz geçiremiyor.vazgeçmek istedim defalarca ama ayrılıklarımız en fazla üç gün sürdü.ve 3 yıldır da devam ediyor.bazen bu dayanılmaz bir acı veriyor özellikle gece olunca tamam bu sefer bitti diyorsun sabah onun sesini duyunca herşeyi unutuyorsun.özel günler bayramlar hepsi senin en nefret ettiğin gün oluyor.sevgilinin elinini tutup bu sevdiğim adam diye haykıramıyorsun.hiç bir zaman birlikte uyuyup uyanamıyorsun.başka bir kadının hayatından çalınmış bir kaç saat.sadece o.ama o bir kaç saat hayatının en güzel vakti oluyor.değer mi diyorsun bunca acıya değer mi?bunca dışlanmaya hakarete değer mi?işte bunun cevabını bulursam hayatımda köklü değişiklikler olacak.lütfen kızmayın hanımlar ben yapmam demeyin dünyanın bir ucunda bir insan hata yapabiliyorsa o hayatı bir gün siz de yapabilirsiniz

merve Sönmez 
 25.04.2008 20:33
Cevap :
Herşey insanlar için Merve Hanım, kimsenin bir diğerini kınamaya hakkı yok diye düşünürüm. Önemli olan o ki, sizin sahip çıktığınız kadar o da sahip çıkıyor mu ilişkinize. Haddim olmayarak, öncelikle kendinize bunu yapmayın derim, her kadın gibi siz de prenses olmayı hakediyorsunuz, ikinci olmayı değil... 'Aşk gidiyorum demez' akıcı yalın bir roman. Sevgilerimle  26.04.2008 7:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster