Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
470
 

Kendimi yapıştıramıyorum

Kendimi yapıştıramıyorum
 

İnsan bazen paramparça hissediyor kendini. Bu aralar sık sık yaşıyorum bunu. Kim ne derse batıyor, kırılıyorum, dağılıyorum ve kendimle hesaplaşmaya başlıyorum.

Aylar önce biricik arkadaşım, aynı zamanda da blogdaşım Şerife Mutlu, bir sohbet sırasında bana nasıl olduğumu sorduğunda ' Akıntı çağanozu gibiyim ' demiştim. Birden dökülüvermişti o kelimeler dilimden. Geçen gün de buna benzer bir şeyi yaşadım. Yine Şerife ile sohbet ediyordum. Ruhum örselenmiş, gözlerimden yaşlar süzülmek üzereyken başlamıştık sohbete. Şerife her zamanki bilge sözleriyle konuşuyor, derdimi anlamaya çalışıyordu. Söylediği onca teselli ve umut dolu cümlelere rağmen toparlanamıyordum. Ortada belirli bir dert de yoktu aslında. Aynı güne rastlayan pek çok olumsuzluk bunaltmıştı sanki beni.

Aramasını beklediklerim aramamıştı, hava ise yaşama sevincimi kıracak kadar sıcaktı, eve kapanmıştım. Arkadaşlarımın hepsi bir yerlere gitmişti, yalnızdım. Yalnızlık, insanın geçmişini getirip ortaya koyuveriyor. Kim beni yanlış anlamışsa, kim incitmişse, kim hakkımı yemişse, kim değerimi bilmemişse, kim iyiniyetimi kötüye kullanmışsa hepsi hepsi çullanmıştı sanki ruhumun üstüne.

Şerife hep demiştir ki; kimsenin eline ihtiyacın yok, kendi elin sana yeter. O zaman paylaşmanın ne anlamı kalır ki diye düşünürüm bunu söylediğinde. Hüznü ve sevinci bir başına yaşayamaz ki insan, eksik kalır bir şeyler. Sinemada tek başına komedi ya da dram seyretmek gibi bir şey bence, kendi elimin kendime yetmesi. Kahkaham da, gözyaşım da öksüz kalır yalnız seyredersem.

Ruhumu onarmak adına yaptığımız sohbetin bir yerinde gözyaşlarımı tutamadım. ' Kendimi yapıştıramıyorum ' demişim Şerife'ye. Evet, öylesine paramparça hissediyordum ki, yapıştırmaktan uygun bir kelime bulamamıştım içinde bulunduğum ruh hâline.

Yıllar önce Hıncal şöyle bir yazı yazmıştı; iki kişinin sahip olduğu kristal bir vazo varmış. ( Bu iki kişi; arkadaş, dost, sevgili, eş, anne, baba olabilir. Vazo ise bu kişiler arasındaki ilişkiyi temsil ediyor. ) Günün birinde o iki kişi kristal vazolarını kırmışlar. İkisi de paramparça olmuş vazoya bakıp üzülmüşler ve yapıştırmaya karar vermişler. Mükemmel bir yapıştırıcıları varmış evde. Dikkatle yapıştırmışlar. Dışarıdan bakan kimsenin anlamayacağı güzellikte olmuş vazo. Ama o kişi biliyorlarmış ki, vazo paramparça olmuş ve yapıştırılmıştır. Asla o eski orijinal vazo olamayacaktır.

Kristal bir vazoydum o gün. Paramparça olmuştum. Şerife ' Kimsenin eline ihtiyacın yok, kendi elin sana yeter ' dediyse de, tek başıma başaramıyordum yapıştırmayı. Her parçanın kırıcısı tarafından yerine konması ve eskisi gibi görünmesini istiyordum. İstemek hakkımdı diye düşünüyordum.

Kendimi yapıştıramıyorum, paramparça bir kristal vazoyum hâlâ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

" Kim beni yanlış anlamışsa, kim incitmişse, kim hakkımı yemişse, kim değerimi bilmemişse, kim iyi niyetimi kötüye kullanmışsa hepsi hepsi çullanmıştı ruhumun üstüne" bu satırlar tam da benim ruh halimi yansıtıyor. Biri beni üzdü mü hemen önceki üzülmelerim ( üstelik aynı kişi tarafından bile olmayan üzülmelerim ) ruhuma doluşuverir. Niye bazı insanlar ruhlarını sakinleştirmede diğerleri kadar başarılı olamıyor? Teşekkür ederim, bana bu güzel yazınızı okuma fırsatı yarattığınız için.

dualyena 
 31.10.2008 11:07
Cevap :
Sevgili dualyena, insanları üçe ayırıyorum; incitenler, incinenler ve bunu seyredip umursamayanlar. Doğru değil mi sence de?:)  01.11.2008 10:01
 

Belki yapmanız gereken insanların kırılmış parçaları görmelerini beklemek yerine onlardan yapıştırıcı istemektir.Belki bu sayede kırdıkları parçaları farkederler ve size onları yapıştırmanızda yardım ederler. Not:Ayrıca size teşekkür ederim.Artık zerdalinin ne olduğunu biliyorum:)

habessiler 
 14.07.2008 13:38
Cevap :
Yaralayan insana ' Yarama tuz bas ' denir mi hiç:) Ben Pirinç Kolası yapar, kendimi yapıştırırım:) Şimdi siz Pirinç Kolası nedir onu da öğrenmeye çalışın bence:) Sevgiler..  14.07.2008 17:24
 

Sevgili arkadaşım; bir parçası olduğum yazıyı,bilgisayardan bir aydır uzakta olmam nedeniyle ancak okuyabildim,gecikmişliğime üzüldüm. Ama yazıya koyduğun başlık harikaydı. Yazılan yorumlarda ayrıca çok güzeldi. Sevgili Haluk Seki arkadaşımda benim gibi düşünüyor.Ruhumuz kırılmaz,zihnimiz bize bu oyunları yapar,nihai zaferimiz zihne galip gelmektir. Konuyu paylaşırken söylediklerimle yalnızlığın savunuculuğunu,övgüsünü yapmıyordum,söylemeye çalıştığım,yaşamın bize sunduğu yalnızlığa muhalefet olmak değil, onu yaşayarak anlamamız gerekiyor.Karşıtlarıyla öğrendiğimiz bir dünyada yaşıyoruz.Yaşam bize tek yönlü öğretemez,birliktelikler bizi sevindirdiği gibi yalnızlığında hüznünü kucakladığımızda büyüyoruz.(Ders gibi oldu özür diliyorum)yoksa hüznün boynu bükük kalırdı.Bizi duygu üstadı yapmaya çalışan bu olaylarda yalnızlığada,beraberliklerede okadar tutunmamalıyız.Yunus'un dediği gibi''ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim''biz bundan hoşnut olsakta olmasakta yaşam bizden böyl

Şerife Mutlu 
 11.07.2008 18:09
Cevap :
Şerife'm, keşke sen hep bana ders versen. Senin ruhunu yücelttiğin yerlere ben de yücelebilsem. Ama, sen ne kadar kendi elimin bana yeteceğini söylesen de, bilirsin ki ben daima başka bir el ararım:) Sevgiyle kal zanım arkadaşım.  12.07.2008 9:29
 

Önce yorumunuza teşekkürlerimle başlamak istiyorum.Sizi tanımakda ayrı bir mutluluk benim için.Canım arkadaşım aynı dipsiz kuyulara zaman zaman hep düşeriz.Vazolar değil dünyalar kırılır.Ama hepimiz geçiciyiz ve bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi bitecek bir gün.Yani elde var bu gün.Ve işte bir blogda aynı hisleri paylaşan bir dolu insan.Ve sevgiler.Ve ne olusa olsun siz kendiniz. Sevgimle iyiki varsınız. Ağlayarak açtık gözlerimizi,bin umutla hayata Sonu görünmeyen bir yolun başında durduk. Sevgi yağmurlarının yaşları kurumadan daha, Yaşarken yaşamanın özleminde kavrulduk. Her yeni adımla bitmez görünen yollara düştük, Sıcacık sevgilerle ısındık sevgisizlikler de üşüdük. Tırmandığımız her kayada yaralı ellerimizde mutluluk Hiç istemezken ölümü, yaşamayı uzun bulduk. Doğduk diye gülenler,niye ağladığımızdan habersiz, Sevgiyle kucak açıp,bırakıp gittiler sessiz Bir ömür neler verdik,yaşamak diye bilmeden, Gelen mi daha mutlu anlamadık daha mı mutlu giden.

Cansın erol 
 11.07.2008 14:22
Cevap :
Cansın hanım; asıl siz iyi ki varsınız. O muhteşem güfteleriniz için söyleyecek söz bulamıyorum. Favori şarkılarımdandır Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir şarkısı. Aynı besteye başka sözler yazılsaydı hiç anlamı olmazdı şarkının, inanın bana. İnsanı alıp götüren o dizelerin sahibinden böyle güzel sözler okumak öylesine güzel ki...Size sevgiler yolluyorum Akdeniz'den...  11.07.2008 14:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2088
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster