Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '16

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
463
 

Kendimiz ettik de bulmayacak mıydık?

Kendimiz ettik de bulmayacak mıydık?
 

1973’ten bu yana Antalya -onca maviliğine rağmen- hayatımda önemli bir yer tutuyor. Hem nefret ediyorum ondan hem de seviyorum. “Gelmeyeceğim bir daha sana.” diyorum, cuma akşamını iple çekiyorum. Vesselam, garip bir ilişki bizimkisi. Şehrin ambiyansı, trafiksizliği, kornasızlığı, minibüssüzlüğü, doğası, dağları, insanının rahatlığı, muhteşem börekleri, yemyeşil parkları ve şırıl şırıl havuzları, yazlarından ziyade gri bulutlu kışları ve denizinin lacivert halleri çekiyor sanırım.

Sabahları -karga mokunu yemeden- onlarca merdiveni inip Fener’den denize giriyorum. Lara’dan giremiyorum, çünkü balıklar ısırıyor; Konyaaltı’ndan giremiyorum, çünkü denize girmek kolay; ama -yüksek kumsalda- çıkmak zor. Son 25 yıldır en sevdiğim deniz 50 km ötedeki Ay Işığı Plajı, Kemer’de. Alp’ciğimin daha beş yaşındayken -mart ayında- kendini sularına bıraktığı muhteşem koy.

Plaj’da şezlong ve şemsiye çevredeki anlaşmalı otel müşterilerine ücretsiz, halka 15 TL (geçen sene de aynıydı) ve şezlonglar denizden 10 mt geride, çünkü plaj halka açık ve o kısma havlunuzu serip ücretsiz de yararlanabilirsiniz. Plaj keyfinden sonra hemen solundaki otantik Yörük Parkı’nda kahve-sodanızı ister denize ister dağlara doğru yudumlayabilirsiniz.

Blog resminde de göreceğiniz gibi dün içim acıdı. Durumun vahametine bizzat şahit oldum. Kemer’i ilk kez böyle görüyorum. Normalde sabahın sekizi itibariyle dolmaya başlayan plaj öğleye doğru bomboştu:( Rus tur şirketleri artık gelmiyor. Ruslar münferit de gelemiyorlarmış, çünkü fişleniyorlarmış. Terör, patlamalar ve siyasi fırtınalar Avrupalı turistleri de -özellikle- Yunanistan ve İspanya’ya yönlendirince yüzlerce otel, plaj ya %10 kapasiteyle çalışmaya başlamış ya da henüz açılmamış. İşsiz kalan turizm emekçileri de cabası. Şimdi umutlar yerli turistin Şeker Bayramı tatilinde de onda da %40 doluluğu mucize kabul ediyorlar.

Saat 14:00 gibi ayrıldığımız Kemer’in meşhur Münir Özkul Caddesi’nde sadece kediler ve köpekler, dükkân önünde tavla oynayan esnaf vardı:(

Bugün, terk edilmiş kasaba görünümündeki Kemer’de aslında geçen sene de durum pek parlak değildi ve Ay Işığı eylül ortasında şemsiye toplamaya başlamıştı. Çünkü dolar-ruble paritesi      1-32’den 1-80’e gerilemiş ve Ruslar tatil planlarını ötelemişti. Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan ambargo dışında bir de ülkemiz IŞİD destekçisi ve lojistik sağlayıcısı olarak anılmaya başlanınca hem ekonomik hem de güvenlik kaygısı yaşayan turist Türkiye’den vazgeçti. Lafın özü, sadece Rusya’dan 6 milyon turist kaybettik! Hesaplayın kaç milyar dolar olduğunu!

Ben geri gidişin süreceğini düşünüyorum. Batı ülkelerine yaptığım seyahatlerde izlediğim haber bültenlerinde Türkiye aleyhine bolca haber yer alıyor. Hukuk sisteminin farklı (!) işleyişini, özgür basına yapılan baskıları, demokrasiyle örtüşmeyen kısıtlamaları, IŞİD’le olduğu iddia edilen ilişkileri, doğudaki iç savaşı andıran görüntüleri, insanların ne yiyip içeceğinden kaç çocuk sahibi olması gerektiğine kadar karışan beyanatları, kadınların maruz kaldığı haksızlıkları, turistleri hedef alan canlı bombaları ve Türkiye'ye gidilmemesi konusundaki uyarıları Avrupalı endişeyle izliyor.

Siz sürekli olarak anti-demokratik baskılar olduğu empoze edilen, güvenlik kaygısı yaşadığınız bir ülkede ailenizle tatil yapmak ister misiniz?

Her gün şehit veren, tüm komşularıyla ilişkileri bozulan, batısında sefa doğusunda cefa sürülen, giderleri yüksek geliri düşük millete bol çocuk önerilen, doğurmayana kızılan, kadını aşağılayan; adaletin, hukukun tartışmalı olduğu; çağdaş, modern ve laik cumhuriyetin yıprandığı güzel ülkemde yeni yollar, köprüler, havalimanları yapılıyormuş; nasıl sevineyim!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siyasetin, muhalefetin falan değil, doğrudan sahadan vatandaşın sesi... Hakikatin ta kendisi... Yoruma da gerek yok! Öneriyorum, paylaşıyorum. Herkes gerçekleri okusun, görsün, değerlendirsin. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 27.06.2016 5:29
Cevap :
İçimiz acıyor; ama halimiz budur:( Takdiriniz için teşekkür ederim İsmail Hakkı Bey. Sevgiler.  27.06.2016 11:39
 

Ata Bey,yıllarca önce Türkiye ya bir Avrupa ülkesi olur ya da Orta Doğu bataklığına saplanır,demiştim.Ne yazık ki yanlış dış politikalar nedeniyle ikinci seçenek gerçekleşti.Dış politika bir kişinin ağzından çıkan söze göre belirlenirse sonuç budur.Dış politika uzmanlarının yıllarca bilimsel veriler ışığında oluşturdukları dış politika,siyasal erkin bir sözüyle yok olur.Esen kalın.

Hüseyin Başdoğan 
 19.06.2016 22:43
Cevap :
İşte, sizin seçenekleriniz gibi Türkiye de ikiye bölünmüş durumda hocam:( Yüzü batıya dönük olanlar ve doğuya dönük olanlar. Seçim yapılıyor ve halkın tercihi doğrultusunda yönetiliyoruz. Siz muhalefet partilerine baktığınızda çağdaş, modern ve laik cumhuriyeti temsil yeterliliği görüyor musunuz? Eğer hâlâ demokrasiye inanıyorsak, ülkenin bugünkü halinin en büyük sorumlusu bence muhalefet partileri, çünkü ülkenin aydınlık yüzünü temsil edebilecek güçte değiller. Girdikleri tüm seçimleri kaybetmiş liderlerine bakın; ülke umurlarında değil, koltuğu kaybetmeme telaşındalar! İktidar partisi ülkeyi ne şekilde idare edeceğini zaten söylüyor ve bu ülkenin yarısı destekliyor, söyleyecek bir şey yok. İnşallah MHP ve CHP’ye yeni liderler gelir de silkinirler. Teşekkürler, sevgiler.  20.06.2016 17:06
 

Merhabalar Atabey. Her şey aleyhimize. Padişah ölür, yerine oğlu geçer. Bizim ışıklı dünyaya kavuşmamıza daha çoook zaman var!.. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 19.06.2016 0:24
Cevap :
Elbette ki öyle olur:( Biz güzel günler de gördük de üzüntüm yeni nesillere:( Çekeceği varmış, çekiyor güzel ülkem. Teşekkürler değerli dostum, sevgiler.  19.06.2016 12:03
 

Antalya ekonomisinin turizme endeksli olduğu malûmumuz. Yüzlerce şezlong boş sadece beş kişi var yerli mi yabancı mı bilinmeyen. Turizmin gelir vanaları kapanınca işsizlik de had safhada. Yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlananlar kredi kartlarına yüklendiler. Piyasalar stopta, psikolojiler iflasta, hastalıklar artışta ve mutsuzluklar zirve yapmışken; köprüler ve yeni yolların yapılması halkı ilgilendirmiyor. Siyah kaymak gibi bu yollarda yürüyen cebi delik vatandaş sevinemiyor doğal olarak...Halkın mutluluğu öncelikle halkın refah seviyesini yükseltmekle olur, zoraki bir ümit içinde o günleri beklemekteyiz Ata bey, esenlik dileklerimle...

Yurdagül Alkan 
 15.06.2016 10:57
Cevap :
Rusya ile bir yumuşama sürecine girildi, dilerim ambargo kalkar ve Ruslar yine Akdeniz'e koşar. Gerçi Antalya demek Rus demek değil, Almanlar ve İskandinavlar da önemli ve onlar da güvenlik kaygısıyla gelmiyorlar:( Antalya da kavşak çalışmaları ve tramvayın Aksu ve havalimanına uzatılışı nedeniyle şantiye görünümünde; ama bunlar şehir adına güzel yatırımlar. Ülkemizin genel hali ise mutsuzluğumuzun en büyük nedeni ve huzur nasıl gelecek muamma:( Teşekkürler Yurdagül Hn, sevgiler.  15.06.2016 18:06
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8314
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1122
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster