Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2458
 

Kendimizi kötü hissettiren 5 neden

Kendimizi kötü hissettiren 5 neden
 

Öğrenmeyi bebek gibi sevmeli, düşünce yine kalkıp yürümekle yürüyebiliriz.


İnsanlar kendini neden kötü hisseder.

İnsan, toplum hayatı yaşayan ve birbirlerinden etkilenen en akıllı varlıktır.

Bir adaya bırakılmış insan orada en lüks donanımlı villayı bile kullanmak istemeyecek toplum içindeki küçük evine dönecektir. Mobilyaların, arabanın, mesleki kariyerin toplum içinde olması halinde önemi vardır yoksa kimsenin görmediği lüks bir buzdolabının evin bodrum veya mahzenine konulmasına gerek duymayacaktır, bundan yeterli tatminde sağlayamayacaktır.

Benim bu yazıda kaleme almak istediğim durum kendimizi kötü hissettiren istekler, yönlendirmeler veya zorlamalar hakkındadır.

Bunlardan birincisi Anne-babadır.

1. Çocuklar sürekli anne-baba tarafından her şeyi mükemmel ve kusursuz yapmaya yönlendirilir. Bu aslında imkânsızdır ama yine de isterler. Uyku düzeni, tuvalet alışkanlığı, bir işi becermesi, söylenmeden sofrayı kurması, derslerinde başarılı olması, söylenenleri hemen yapması vs.

Hele büyüyünce ne olacaksın sorusu karşısındaki zorlamalar, onları yönlendirme ve baskı yapmalar. Zorla polis, doktor, avukat, mühendis olma talepleri. Bunu başaramayan her çocukta ebeveynden kalan bir tatminsizlik yanı olacaktır. Severek yaptığı işte en iyide olsa hayatında hep annem şu işi yapmamı istemişti hatırasını tekrar ederek ezikliğini taşıyacaktır.

2. Kendi arzularımız. Hayatımızı kendimiz kurgulamaya çalışırken de hatalı seçimler veya sınırsız isteklerde buluna biliriz. Kırmızı bisiklet, dizüstü bilgisayar, parkta boş salıncak, büyüyünce bilgisayar mühendisi olmak, zengin olmak, güçlü olmak, güzel olmak, en sevilen çocuk olmak, en çalışkan öğrenci olmak vs. ama hayat o kadar kolaylıklarla dolu değil. Bazen mücadele ettiğimiz şey başarılamaz ve hayat boyu bir kırmızı bisikletim olmadı ezikliğini yaşayabiliriz.

3. Eğitim sistemimiz. Sürekli yarışa sokulmuş öğrenciler vardır. Başarılıdır evet zekidir de ama mutluluğu sınırlandırılmıştır. Öğretmenler çocuğu anlamadan sürekli yüklenirler, olimpiyata, sınava hazırlar dururlar ama çocukluk hayatındaki önemli devreleri bazen öğretmenlerde ıskalar ve çocukta koşturmaca ile geçen eğitim döneminin bazı üzücü yanları hatıra olarak kalır.

4. Toplum hayatı da mutluluğu çabuk soğutan unsurlarla doludur. Toplum bizden daha zengin, daha genç, daha akıllı, daha güçlü, daha açıkgöz, daha bilgili, yüksek ahlak sahibi olmamız konusunda bizi zorlayacaktır. Sürekli gereğinden fazla harcama, çalışma ve yorulma ile karşılaşacağız bu durumda yorgunluğun mutsuzluğu ile kazanmanın mutluluğu birbirin kovalayacaktır. İleri yaşlarda neleri yapmazdım sorusuna tekrar gelebilmekteyiz. Bunda en yüksek paya sahip olan ise sıradan bir günde karşılaştığımız 15.000’in üzerindeki reklâm mesajlarıdır. Bu reklâmların çoğu gerçekçi olmayan idealler için insanları kışkırtır, eğer onlara ulaşılmaz ise insan elbette kendini kötü hissedecektir.

Reklâmlar değil haber yönlendirmelerinde bile TV ve gazeteler insanların mutsuzluğunu artırmaya devam etmektedir. Kara kış, çöl sıcağı, sağanak yağış korkusu, kuraklık kapıda, deprem yakın mı vs. haberleri insanı mutsuz etmek için yarışan haberlerdir.

5. Bir başka yönlendirme ise yine toplum içinde insanlara dayatılan model ve kahramanlardır. Bu kahramanlar kıyafet ve davranışlarına kadar taklit edilmeye çalışılırken kendimiz olmaktan çıkabiliriz. Süpermen olma gayreti çoğu insanın zayıf yanlarının gerçekten çok daha fazlaşmış gibi görünmesini ve mutsuzluk, tatminsizlik şikâyetlerinin başlangıcı olacaktır. bir genç kızın film yıldızı gibi giyinmek, eğlenmek veya lüks arabalarla gezmek arzusu oraya çıkabilmek için birçok şeyi feda etmeyi bile göze alabileceği hayatı boyunca kendinden kaçacağı şeyleri yaptırabilir. Ama oraya geldiğinde mutluluğun orada da olmadığın görecek yaptıklarının şiddetli acısını içinde yaşayacaktır. Zaten oraya hiç gelemeyenler erişilmezin üzüntüsünü içlerinde yıkım olarak yaşayacaklardır.

Bunlar psikolojik sendromlar olarak toplumun içine sinmiş mutsuzluk kaynakları mıdır? Temel kaynağı insanı en büyük korkusu olan utanma hissiyle yönlendirmesidir. Zira utanç en derin ve en eski duygumuzdur. Bazen onun yüzüne bakamam, yer yarılsa içine girsem gibi aşırı teptiler de verebilmekteyiz. Ancak bunu zorlayan sebepler, yukarıda sayılan 5 zorlayıcı ve yönlendirici unsurların içinde vardır.

1994 yılında yayınlanmış Prof. Dr. Petruska Clarkson’un makalesinden faydalanarak ve kendi yorumlarımla sunmaya çalıştığım bu tabloda insanlar daha mutlu ve huzurlu olabilir ama aşağıya çekenler daha fazla olunca üst başlığı yakalamak zorlaşıyor.

Daha mutlu bir dünya dileklerimle

Muammer MURAT

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı

http://www.muammermurat.com/ 16.6.08

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 62
Ort. okunma sayısı
: 2960
Kayıt tarihi
: 03.09.07
 
 

1965 yılında Erzincan'da doğdu. Liseye kadarki eğitimini burada tamamlayarak, 1983’te İzmir’de Perso..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster