Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
15578
 

Kendimizle barışık olmak

Kendimizle barışık olmak
 

İnsanların başarılarını kıskanıyor musunuz, çevrenizde yüzlerce arkadaşınız dahi olsa kendinizi yalnızmı hissediyorsunuz, insanlar sürekli size güvenirken kendinizi zayıfmı hissediyorsunuz, artık inancınızmı kalmadi? Eğer bunlardan en az bir tanesine dahi evet yanıtını veriyorsaniz öncelikle yaptığınız işe ara verin ve derince bir nefes alın. İçinizdeki ruhun bedeninize yaydığı enerjiyi hissedin. Kendi gücünüzü ve kudretinizi farkına varın.

İnsanlar sosyal ve düşünen varlıklardır. Sürekli kendilerini ve yaşadıkları çevreyi sorgulama, eleştirme eğilimindedirler ve sosyallik olgularindan ötürü kimi zaman derin ve yoğun düşünceler selinde kendilerini azgın dalgalara kaptırırlar. İnsanlar yaşadıkları bu kısa süreli hayatta zevk alabilmek ve mutlu olabilmek için kendilerine güvenmeleri gerektiğini öğrenmeli, hayata farklı pencerelerden bakabilmeli ve ilk başta kendileriyle barışık olarak yaşamayı öğrenebilmelidirler.

İnsanların yapabiliceklerinin çizilmiş bir sınırı yoktur. İnsanoğlu yaşadığı bu evrende eğer azim ,kararlılık, gerçek arzu ve çabayı gösterirse imkansız olarak tanımlanan birçok konuda dahi rahatlıkla başarılı olabilir. Bireyler çoğu defa arzu ve istekleri, beklentileri karşısında kendilerinin kurbanı olurlar ve hayata karşı yenik düşerler. Peki bunun engellenmesi için ne yapabiliriz? İlk başta her birey yaşadığı dünyaya farklı bir gözle bakabilmeyi öğrenebilmelidir. Örneğin birçok insan çevresinde yaşayan insanların ilgi merkezinde olmayi arzular. Hatta ileri boyutlarda o insanlar için bir bağımlılık olma, yaşam kaynağı olabilme arzusu ve eğilimi içersinde dahi olabilirler. Belki de birçok kez aslında o konumlarda oldukları halde bunu göremeyebilir ve mutsuz olabilirler. Halbuki unutulmamalidirki yaşadığımız bu hayatta her insanın bir rolü ve görevi vardır. Bunun yanı sıra var olan gerçeklik ve görünen gerçeklik isimleriyle gerçekliği 2 kategoriye indirgeyebiliriz. Örnek olarak siz bir insanı sizi cok önemsiyor olarak görmüyor, düşünmüyor dahi olsanız aslında var olan gerceklikte o insan sizi hayatının merkezine yerlestirmis, öncelikler sırasında size ilk sırayı vermiş olabilir. Belkide bir insanın hayatını doğrudan etkilemek yerine birçok insanın hayatını parçasal olarak etkileyebilmek insanlık adına daha faydalıdır. Bunun yanı sıra unutulmamalidir ki herşeyiyle hayatını etkilediğimiz bir birey vardırki oda kendimiz.

Diğer bir konuysa insanların kendilerini sürekli çevrelerindeki veya dış dünyadaki bireylerle kıyaslamaları ve mutsuz olmalıdır. Hiçbir insan mükemmel değildir, her bireyin görünen yada görünmeyen olsun mutlak suratle kusurları vardır. Bir insan edebiyat alanında çok başarılı olabiliyorken başka bir insan resim çizmede çok başarılı olabilir. Alanlar farklı olsada kuşkusuz insanların mutlaka başarılı oldukları bir alan vardir. Hatta bu alandaki basarınıza belkide dünyanın dahi çok yakından tanıdığı ünlü bir sima sizin kadar başarılı olamaz, yaptıklarınıza erişemez. Bu sebepten ötürüdür ki kıyaslamalarla kendimizi üzmemeli, karamsarlığa kapılmamalıyız. Kendi içimize yani ruhumuza bakabilmeli ve var olan potansiyeli fark edebilmeliyiz. Kıyaslamalarımızı ise her zaman daha iyiye gidebilmek amaçlı yapmalı ve kendimizi geliştirme sanatı olarak kullanabilmeliyiz.

Fiziksel takıntılarıda bu grup altına koyabiliriz. Fiziksel takıntılarımızı bir kenara bırakabilmeyi öğrenmeliyiz çünkü unutmamalıyız ki fiziksel özelliklerimiz varolan ana resmin sadece ufak bir kesitini oluşturur ve önemli olan resmin tamamına bakabilmektir. İnsanlar fiziksel eksiklerini aynı zamanda manevi değerleri ve ruhsal bütünlemeleriyle aşabilme gücüne sahiptirler.

Yalnızlık hissi insan doğasında var olan en tehlikeli hislerin başında gelir. İnsanlar sosyal varlıklardır ve bu nedenden ötürüdür ki yalnızlığa tahammülleri yoktur. Ama aslında farkına varamadıkları muhteşem bir kudret ve dost kendi içlerinde hazır bir şekilde ortaya çıkarılmayı beklemektedir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki en iyi dostumuz kendimiziz. Kendinizi en iyi yine kendiniz tanırsınız. Sorunlarınıza, dertlerinize ve sıkıntılarınıza yine en iyi siz kendiniz çare bulabilir çözebilirsiniz. Aslında hiçbir zaman yalnız değilsiniz...

Kendinize her zaman güvenmeli ve her zaman başarabileceğinizden emin olmalısınız çünkü her birey eğer isterse ve gereklerini yerine getirirse başarıya kolaylıkla ulaşabilir. En basitinden günümüzde öss sınavına giren öğrencilerden bir tanesi özel dersler almasına, özel okulda okumasina ve dershaneye gitmesine rağmen basarılı olamazken anadolunun bir köyünde sadece 4 öğretmeni olan bir lisede okuyan, özel ders almayan, hergün binbir çeşit güçlükle okula giden, defteri ve kitabı tam dahi olmayan bir öğrenci azimle çalışıp öss sınavının şampiyonu olabiliyor. Bir çiftçi çocuğu günümüzde bir holdingin yönetim kurulu başkanı olabiliyor. Yada en iyi örnek olarak Atatürk' ü verebiliriz ki boyutları daha iyi kavrayabilelim. Ülkemiz savaş sonrası elde avuçta yokken, işgal altındayken bugünlere Atatürk sayesinde gelebilmiştir.

Kendimize her zaman saygı duymalı ve sevmeliyiz. Unutulmamalıdır ki kendine saygı ve sevgi duymayan bir birey dışardaki diğer insanlara karşı ne kadar çabalarsa çabalasın gerekli saygıyı ve sevgiyi gösteremez ve bu sebepten ötürüdür ki dğier insanlardan arzu ettiklerini hiçbir zaman bulamazlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dediğiniz gibi kendimize aynı zamanda en iyi dost, dert ortağı olabildiğimiz gibi kendimize farkında olmadan zarar vererek en tehlikeli düşmanımız da KENDİMİZ olabiliriz. Onaylanma içgüdüsü bir bakıma kişiliğin oturmaması sorunu da olabilir gibi geliyor bana ya da güvensizlik meselesi güven, inanmak bence insana her konuda faydalı olabilir. Kendimizi aşmaya, geliştirmeye çalışmalıyız, yılmamalıyız... Bu konuları böyle güzel anlattığınız için sizi kutlarım. Başarılar...

Sezgi BABÜR 
 08.11.2006 19:55
Cevap :
Öncelikle ilgi,alaka ve paylaşımınız için teşekkür ederim. İnsanlar eğer gerçekten tam olarak kendilerini tanımlayamamışlar ise sizinde söylemiş olduğunuz gibi kendilerine zarar verebilirler. Bunun önlenmesi için bireyin kendini gerçek anlamda keşfetmiş olması ve niteliklerini farkına varmış bulunması gerekmektedir. Tekrar teşekkür eder sevgi ve saygılarımı sunarım... Eray Kanaat  09.11.2006 14:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 9225
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

Kadir Has Üniversitesi Uluslararasi İlişkiler öğrencisiyim, 1987 İstanbul doğumluyum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster