Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
230
 

Kendimle Bir Randevu...

Kendimle Bir Randevu...
 

Bir kadın bedeni içinde yaratıldım
Bir kadın ruhu ve bir kimlikle…
Hayat pek çok rol verdi  sırasıyla,
Korkular, arzular, heyecanlar, meraklar,
Cevabını verdiğim, veremediğim,
Sonu gelmez  sorularla yürüyorum.
Gizlediklerim var, açık ettiklerim de…
Galibiyetlerim, yenilgilerim,
Sevinçlerim, hüzünlerim,
Kazançlarım, kayıplarım,
Ve pek tabii ki günahlarım ve sevaplarımla
Herkes  gibi  bir   insanım.
Daha doğrusu,
İnsan olma çabasında  bir insan dişisi…

Yaratıldığıma  göre,
Demek ki var Allah’ın benimle bir  kastettiği,

Sabahattin Ali ile aynı fikirdeyim.
“ İnsan;  dünyaya sadece yemek, içmek ve koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamaz, daha büyük ve insanca bir sebep lazım. “

İşte ben  o sebebin  peşindeyim.
Aynaya yansıyan bedenim de yüzüm de bir kılıf,
Ben o kılıfın içindekini görme gayretindeyim.
Olaylar, insanlar, anlar, anılar…
Yıllardır izlediğim,
“Yaşam“ dediğim film,
Hepsi, hepsi bir tanıklık aslında…
Gerçek ne?
Gerçek kimliğim ne?

“Bilmek”  için.
Ben  o  bilginin peşindeyim.
Şu küçücük ve geçici yaşam formu içinde değil gerçek kimliğimiz.
Gerçek kimliğimiz bu zaman ve mekan algısısın ötesinde
Daha büyük bir  kimlikte…
O bilgi de insana çarşıda, pazarda,
Kalabalıkların içinde,
Şuursuzca koştururken,
Birbiriyle yarışırken,
Birbiriyle uğraşırken  gelmiyor.

Kişisel farkındalık alanını genişletmek için
Arada sırada yalnız kalmaya,
Doğa ile baş başa olmaya,
Önce kendimizi, sonra da her şeyi
Koşulsuz sevmeye ve saymaya ihtiyacımız var.

VE…
Dinlemeye…
Yani aslında kendi  “ Hira Dağı”  mıza ihtiyacımız var.
 

Ayşegül HAYVAR, Akın Yazıcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keşke MB'da emojiler de yer alsa da yorum yaparken ''alkış'' figürünü de ekleyebilsek. Ben ekledim, siz de gördünüz varsayın. Ne güzel dile getirmişsiniz ''O bilgi de insana çarşıda, pazarda, kalabalıkların içinde, şuursuzca koştururken, birbiriyle yarışırken, birbiriyle uğraşırken gelmiyor.'' Bu çağda O bilgiye ulaşmanın şüphesiz ödenmesi gereken bedelleri var. Uykusuz geçirilmesi gereken geceler, çağın esiri olmuş diğer insanlardan kendini soyutlamak var. Okumak var, görmek var, anlamak var. Koşulsuz sevme konusunda size katılmasam da saygı konusunda hemfikiriz. Franz Kafka'nın dediği gibi ''Az insan, az eşya'' kendi Hira Dağına ulaşmak açısından bana göre uygulanması gereken temel prensipler içerisinde yer alıyor. Yazınız, benim için özel bir deneyim oldu. Tebrikler. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 19.11.2018 0:50
Cevap :
Bu nazik ve içten yoruma çok teşekkürler! Yazdıklarımızın, aynı şeyleri düşünen, hisseden ya da tam tersi bugüne kadar belki de hiç böyle düşünmemiş insanların kalbinde, zihninde bir karşılık bulması ne güzel...Ben de yazmayı bundan seviyorum işte! Koşulsuz sevme konusunu, sizin gibi düşünen ve bu bloğun altına yorum yapan bir okuyucuya cevaben açıklamıştım. Belki o cevap, neyi kastettiğim konusunda sizi daha tatmin edebilir. Hayırlı kandiller ve güzel bir gün diliyorum. Selam ve teşekkürlerimle...  19.11.2018 11:17
 

Yazdığınız neredeyse her kelime, her satır kulağıma çok hoş geldi. Ancak mesele "önce kendimizi, sonra da her şeyi koşulsuz sevmeye ve saymaya ihtiyacımız" a gelince irkildim doğrusu. Öyle ya, eğer ben "kendimi" koşulsuz sevdiğimde narsist, kendimi beğenmiş, sütten çıkmış bir ak kaşık veya "her şeyi" koşulsuz sevdiğimde de aptallaşmış olmaz mıyım? Düşünün bir kere siz "haksızlıkları, hukuksuzlukları, hırsızları, tecavüzcüleri, teröristleri vs." koşulsuz sevebilir misiniz? Tahayyül bile edemiyorum. Ben kendi adıma insanın yaşadığı her anda, attığı her adımda kendisini sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. Kendimizi ve her şeyi sevmekten vaz geçelim, başkalarının gözüyle aynaya bakalım, ben sevilmeyi, sayılmayı hak ediyor muyum sorusuna gerçekçi ve objektif bir cevap bulmaya çalışalım diyorum. Tamam siz çok cici bir hanım görünümündesiniz ve ben sizi kolaylıkla sevebilirim ama ya ben? Bende sevilmeyi, sayılmayı hak ediyor muyum? Emin olun, bilmiyorum, Allah bilir... Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 06.06.2018 14:40
Cevap :
O zaman koşulsuz sevmeyi biraz açayım. Ne yazık ki, kendimizi de, başkalarını da sevmeyi önce bir şarta bağlıyoruz. Eşimi güzel ya da yakışıklı olursa severim, çocuğum başarılı ya da itaatkar olursa severim, falanca benim gibi düşünürse, filanca beni sayarsa severim gibi. Koşullu sevmenin altında öncelikle ve en çok kendimizi sevmek yatar.Başkalarının da bizi şartlı seveceğini düşünürüz çünkü farkında olmadan hem ailede hem de toplumda bize bu empoze edilir. Koşulsuz sevmeyi, hırsızı, uğursuzu, katili, teröristi sevmekle karıştırmayalım. Gerçek sevgi, hiçbir karşılık beklemeden duyulan sevgidir ve eminim hepimizi hem cici hem de gıcık taraflarımızla "olduğumuz gibi" sevenler vardır. Sevgi ve selamlar benden de...  08.06.2018 22:48
 

Çok isabetli bir tespit. Kendimizi dinlemek ve de yanıtlamak kendimizi bilmeye çok önemli kimlik bilgisi yapar. Aslında hayatın bizi var edişinde bir sebep aramak yerine biz hayatta var olmaya bir sebep yapmalıyız; yapmalıyız, çünkü varlığımız hayata kattığı anlam kadar mutlu olabiliyor.

Muharrem Soyek 
 23.05.2018 11:47
Cevap :
Teşekkürler...Hayatın bizi, her birimizi farklı şekillerde, farklı durumlarda, bize özel bir hikaye ile var eder. Bunda bir sebep aramak, en azından sormak iyidir. Çünkü bu sebep kanımca herkesin kendi yaşam yolculuğunun içindeki olayların, detayların, bizi biz yapan özelliklerin, başımıza gelenlerin yani kısacası tanıklıklarımızın arasında okumamız için şifrelenmiştir. Bu sebebi doğru ve iyi okumak, hayata da varlığımızla bir anlam katacak sebepleri daha görünür kılar ve yol gösterir. Yani yaradılış sebebimiz, nasıl var olacağımızın ve varlığımızın da anlamlı kılmanın da bilgisini bulmamıza fayda sağlar.   25.05.2018 15:23
 

Bence de insan sadece yemek, içmek ve sevişmek için gelmemiştir dünyaya. O halde aramaya devam bu önemli nedeni. Buluruz belki günün birinde...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 20.02.2018 19:46
Cevap :
Bilirsiniz Maslow "İhtiyaçlar Hiyerarşisi " kuramında insanın yaşam içerisinde motivasyonunu oluşturan güdülerinin kendi içinde bir sistemi olduğundan bahseder.Fizyolojik ihtiyaçlar-Güvenlik ihtiyacı- Ait olma ve sevgi ihtiyacı-Saygı ihtiyacı ve en tepede de Kendini gerçekleştime ihtiyacı. Bu basamakların hepsinin hayat içerisinde belli bir önem sıralaması ve önceliği var. En üst basamak, kişinin kendi potansiyelini farketmesi,hayattan ne istediğini ve daha önemlisi hayata ne vermesi gerektiğini sorguladığı basamaktır. En güçlü yanlarımız, yeteneklerimizi kullanmak ve yapmaktan mutluluk duyduğumuz her neyse onu yapabilmek, başkalarına hizmet edebilmek aslında ruhumuza iyi gelen şey. Bu sebepten herkesin cevabı kendi yüreğinde mevcut aslında:) Yorumunuza teşekkürlerim ve sevgilerimle Ayşegül hanım...   21.02.2018 10:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 784
Kayıt tarihi
: 18.11.12
 
 

1967 yılında İstanbul'da doğdum.Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1988 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster