Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1323
 

Kendimle gurur duyuyorum!

Kendimle gurur duyuyorum!
 

Rehabilitasyon merkezinde ki tedavilerim 7 ay sonra bitti. Yoğun bakım ünitesinde uzun süre hareketsiz yattığımdan kuyruk sokumumda yara açılmış ve iyileştirmek için pansumanları devam ediyordu onun da evde tedavi ile yapılabileceği söylendi.

Sonunda taburcu oluyordum. İçimde tarif edilemez bir heyecan vardı aylar sonra ilk defa evime gidecektim. Şimdi bambaşka biri olarak dönüyordum evime. En kötüsü de o merdivenleri nasıl çıkacaktım. Buna rağmen evim gözümde tütüyordu. Eşyalarım toplandı bana emeği geçen herkesle vedalaştım ve ilk defa kazadan sonra bir arabaya oturdum hem de şoför yanına. Emniyet kemerimi taktım ve arabada oturanlara da taktırdım. Artık emniyet kemeri yerine takılan pantolon kemerinin bir faydasını olmadığını anlamıştım.

Araba hareket eder etmez bilinçaltımın etkisinden olacak ki camın hemen üstündeki tutma yerini o kadar sıkmışım ki yanımdakiler sürekli sakin olmamı söylüyorlardı. Evet, kazayı hatırlamıyordum ama o kadar etkilenmişim ki en ufak bir frende ve korna sesinde inanılmaz geriliyordum. Sonunda evime geldim beni kapıda ailem ve arkadaşlarım, komşularım kim varsa bekliyorlardı. Bekleyen herkesin gözünde hem sevinç, hem hüzün hem de merak vardı. Tüm gücümü toplayıp onlara güler yüzle merhaba dedim. Evim ikinci kattaydı ve asansörüm yoktu ve bu ayrıntının benim için o güne kadar hiç önemi olmamıştı. Kucakta ikinci kata taşındım. Annem odamda sıkılmayayım diye yatağımı salona kurmuştu ve direkt yatağıma yatırıldım. Henüz tekerlekli sandalyem olmadığımdan evimi gezemedim benim ardımdan neler değişti evimde göremiyordum. İlk gün tüm tanıdıklarım, iş çevrem ziyaretime geldiler. "Semra ne zaman ihtiyacın varsa lütfen bizi ara biz hep senin yanındayız" diyorlardı.

Çocuklarım sabah okula gideceklerdi kalkıp kahvaltılarını bile hazırlayamayacaktım. Ben hastanedeyken sanki onlar da büyümüşlerdi. Hem kendilerine hem de bana bakar olmuşlardı. Kaza öncesi çalıştığım için gündüz evimde kadınım vardı ama kaza sonrası artık maaşını ödeyemez hale gelmiştim.
Aylar geçiyor, kazadan sonra hastaneye gönderdikleri çiçek sayısıyla yönetimi bile hayretler içinde bırakan arkadaşlarımın ziyareti gitgide azalıyordu. "Senin arkandayız" diyen insanlar sadece bazen telefon açıp nasılsın diye hatır soruyorlardı. Yavaş yavaş herkes kendi gailesine düşmüştü. Sadece kardeşlerim, ailem ve çok yakın birkaç arkadaşım yanımdaydı. Kapı kapandığında çocuklarım ve gerçeklerle yüz yüze kalıyordum. Daha güçlü olmam gerekirdi ve sürekli bu hayatı kendime nasıl daha kolay hale getirebileceğimi düşünüyordum.

Bu arada yattığım yerden çocuklarıma şunu şöyle yapın böyle yapın diye yönlendiriyordum. Çok titiz bir insandım kolay kolay hiçbir işi beğenmezken şimdi her şeye tahammül etmeyi öğreniyordum. Her gün saatlerce evimi siler tozumu alır hafta bir gün perdelerim yıkanırdı. Her gün çocuklarım ne isterse ne severse onları pişirirken, elbezlerime kadar her şeyimi ütülerken, halı püsküllerini bile her gün tararken, bir yastığımın yan veya yamuk durmasına bile tahammül edemezken; yatakta hizmet bekleyen bir insan olmuştum. Hatta yanımda sandalyem yokken bir bardak suya muhtaç olmuştum. O zamanlar sandalyeme bile iki kişinin yardımı ile biniyordum. Bu durum beni iyice çileden çıkartmıştı. Mutfağımda bir elbezini bile kendim yıkamayı özlemiştim. Sonunda bir tekerlekli sandalyem olmuştu ve ilk olarak mutfağa girmek istedim birde ne göreyim tekerlekli sandalyem mutfağın kapısından geçmiyordu. Banyoma girmek istedim banyo kapısından da geçmiyordu. Sonradan öğrendim ki eski binalarda banyo, mutfak ve balkon kapıları diğer kapılara göre daha dar yapılırmış.

Yani ilk engeli kendi evimde yaşamıştım. Hemen ev sahibimi aradım kendi durumumu ve evdeki engelleri aktardım. "Semra çok üzüldüm çok geçmiş olsun evi senin evin gibi düşün neyi nasıl istiyorsan öyle yap" diye beni rahatlattı. Hemen mutfağın ve banyonun kapısı biraz daha genişlettim. Mutfağıma girdim dünyalar benim olmuştu fayansları elledim hep hayal ettiğim gibi elbezimi elime aldım ve lavabonun altındaki mutfak kapağımı açıp sandalyemle içine girerek musluğu açtım yanımda bulunan bulaşıklarımı yıkayabildim. Tek başıma neyi nasıl yaparım diye sürekli denemeler yapıyordum ve pratik yollar üretiyordum ve her başardığım işle kendimle gurur duyuyordum.
Evet, daha önce beş dakikada yaptığım işleri şimdi daha uzun sürede yapıyordum ama başarıyordum. Bir tek ütü yaparken zorlanıyordum çünkü ütü masasına tekerlekli sandalyemle yanaşamıyordum onu da kendime pres ütü alarak çözdüm. Artık çocuklarım ve ben daha az yardımla kendi işlerimizi başarıyorduk.

Arkandayız diyen insanlar aslında önümde olsalardı da bana yol açsalar ya da yol gösterselerdi keşke...

Bana her zaman her anlamda destek olan başta anneme, babama, kız kardeşlerim Selma ve Sema’ya, bir abla kadar yakın olan ve en zor dönemlerimde hiç yalnız bırakmayan Ayla Ablama, kızları Gaye, Gamze’ye, beni her yere taşıyan Özden, Oğuzhan, Fehmi’ye, tedavim süresince Tuğba ve Tolgay’ı sahipsiz bırakmayan babaneleri Nermin anneme ve tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.

"Bu arada çok fazla zamanınızı almak istemediğim için yaklaşık 6 yıl süren ve aslında hala da süren pratik yollar bulma girişimlerimi size kısaca anlattım :)"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

öncelikle geçmiş olsun diyorum ve azminizi , yaşamla barışık düşüncelerinizi takdirle karşılıyorum. sevgilerimle..

erol aslan 
 25.05.2007 12:56
 

Sayın Sema Hanım Siz başarmak için azmin ve gayretin nekadar önemli olduğunu kanıtlayan biri olarak, yaşam sevincini kaybetmemiş bizim en değerli dostlarımızdansınız. "Her sağlam insan potansiyel engeli adayıdır" Bunu hiç unutmamamız gerekir. Herzaman yanınızdayız. En derin saygılarımla...

Mehmet EREN 
 20.01.2007 8:35
Cevap :
Mehmet bey blog yazarlığımın başından beri beni yalnız bırakmadığınız için içten dostluğunuz için Ahmet beye ve size çok teşekkür ederim.  29.01.2007 0:19
 

Yazılarınızı okurken içimde kah fırtınalar koptu,kah bahar-çiçek doldu her yer.Sizi tanımaktan onur duydum.Sizin de bundan sonraki yaşamınızın bahar-bahçe güzelliğinde geçmesi dileğimle...Saygılar.

Ahmet AYDIN 
 19.01.2007 12:09
Cevap :
Sevgili Ahmet başımdan geçenleri ilk defa Milliyet blog ta paylaştım umarım hiç birinizi üzmemişimdir.Zoru başardım imkansıza az kaldı,yanımda olduğınuzu bilmek bana güç veriyor.Bir Bayrak taşıdığıma inanıyorum,bende sonra bu bayrağı daha yükseye taşıyanlar olacaktır..sevgi ve saygılarımla  19.01.2007 20:11
 

Bu yazınız, Milliyet'in ana sayfasına çıkmalı. Bu yazınızı sadece blogcular ve blog meraklıları değil, Türkiye okumalı. Sigarası, uyuşturucusu, alkolü ile bedenini ve beynini dinamitleyen, arabasını dayak atar gibi kullanan herkes okumalı. Benim imkanlarım sınırlı: İzninizi var sayarak, "bir dostumun yazısı" diye kendi mail çevreme gönderdim bu yazınızı... İstanbul'da sizi tanıdığım için çok mutlu oldum. Tüm arkadaşlar gibi bizim sohbetimiz de dakikalarla ölçülebilecek bir zamanda oldu. Evinize sevginize bayıldım (Bu da evine hoyrat davranan herkese ders olmalı). Bu ortamda bayrak göstermeniz ise başlıbaşına ödüllük, öyle düşünüyorum. Lütfen yazın. Veee bir dahaki buluşmada yine varsınız, değil mi? Ben olacağım. Söz. Sizinle daha çok konuşabilmek istiyorum. Siz?.. Söz mü?.. Size ve size destek olan o güzel dostlarınızın hepsine dost selamlarım, sevgilerimle.

pirmete 
 18.01.2007 19:10
Cevap :
Bir daha ki buluşmada da mutlaka olacağım. Benden de söz :) Dilekleriniz, ifadeniz ve iltifatınız için çok teşekkür ederim. Yazımı tanıdıklarınızla paylaşmanızla da beni çok mutlu ettiniz. Gerçekten de kıymetini bilmediğimiz bazı şeyler kaybedilince o kadar değerleniyor ki. Herkesin elinde olanların kıymetini bilmeleri dileğimle, selamlar sevgiler...  19.01.2007 19:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 84
Ort. okunma sayısı
: 1189
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

1962 doğumluyum. 1994 senesinde geçirmiş olduğum bir trafik kazası sonucunda omurilik felçlisi oldum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster