Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
103
 

Kendimle konuştum bugün

Türkiye’nin bu kadar sorunu varken hükümet neden yeni anayasa konusunda bu kadar ısrarlı? Kimseye faydası olmayan bir kitapçık neden bu kadar önemli olsun ki? Ne var altında bunun?

Eski anayasa, içkinin (beyni uyuşturan tüm maddeler) tüm kötülüklerin anası olduğu gibi tüm sorunlarımızın anasıdır. Kürt sorunu, cari açık, vesayet ve Ergenekon kalıntıları gibi temel sorunlarımızın toprak altındaki köküdür.

Bir kitapçık değişecek ve tüm sorunlarımız yani :) Hayalcilikle suçlamayacağım. Erdoğan kendisine diktayı getirecek bir anayasanın temelini atmak için yasaların anasını değiştiriyor, siz de bunu çikolata paketine sarıp millete yutturmaya çalışıyorsunuz. Anayasa bu sorunları çözecek kadar önemli bir şey olsaydı insanlar ceketinin cebinde bu kitabı taşıyarak gezerdi. Pek çoğumuz da bu kitapçığı ezbere bilirdik. O masalları git çocuklara anlat.

Kürt sorununun sebebi nedir? 3 milyon seçmeni, 5 milyon nüfusu barındıran bir kitlenin kendisini bu ülkede dışlanmış hissetmesidir. Yeni anayasa ne yapacak? “Türkiye Türklerindir” türü ifadelerden arındırılıp “Türkiye Türkiyelilerindir” diyecek. Cuntalara bahane üreten TSK “iç hizmet kanunu” ve anayasanın “koruma ve kollama” ifadeleri, bu fırsatı vermeyecek şekilde düzeltilecek. Başbakanın istediği ve başarılı bulduğu askerlerle çalışma imkânının önü açılacak. Hatta daha da kökene inip askerlerin belli bir ideolojiyi benimsemiş ailelerden seçmesi engellenerek askerlerin daha gençken politize edilmesinin önüne geçecek. Yeni anayasa geldiğinde asker öyle kafasına göre savaş uçağı, helikopter, tank ve füze alamayacak, istese de artık erleri hizmetçi gibi kullanıp işgücünü sömüremeyecek. Bütçesini planlı ve verimli şekilde kullanacak ve her kuruşun hesabını halkın seçtiklerine verecek. Bu verimliliğin getirdiği tasarrufla ve yeni anayasanın getireceği profesyonelleşme ile kendi uçağını, füzesini, ateşleme ve kilitleme sistemlerini yapan daha etkin bir ordumuz olacak. Kemalizmin en despot ve şekilci yorumunu çocuklarımıza aşılayan düzen tasfiye edilerek eğitim sistemimiz reforma tabi tutulacak. Yeni anayasanın getireceği ileri demokrasi ile tersine beyin göçü yaşanarak genç dehaları kendi ar-ge’lerimize kazandıracağız. Yeni anayasayla meclisin, her yılın ilk 3,5 ayında sadece bütçe görüşmeleri yapmasını, böylece memleket meselelerine vakit ayıramamasını sağlayan sistem çöpe atılacak. Tüm dünyada olduğu gibi belediyelere özerk yapı kazandırılarak, belediye başkanını Ankara’dan izinsiz şehir dışına çıkamadığı, rayiç bedellerini bile “merkez”in belirlediği saçma ve hantal bürokratik sistem değişecek. Yeni anayasayla cumhurbaşkanlığının yetkileri azaltılarak “A.N.Sezer-Erdoğan” gibi iki başlı devletin bir daha vuku bulmasının önüne geçilecek. Yeni anayasayla TÜSİAD’ın ekonomik ve genelkurmay’ın bürokratik makamlara gölge atama yapmasının önüne geçilecek. Yeni anayasayla insanlar fikirlerini daha özgürce ifade edebilecekler ve fişlenme-andıçlanma korkusu yaşamayacaklar…

“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz”. Yumurta atanlara gençlere tekmeyi, tokadı ve yıllarca hapsi reva görenlerin, basılmamış kitaba baskın yapan, ses kasetleri ve telefon dinlemeleri ile video komplolarıyla siyaseti dizayn eden, sınav sorularını yandaşlara dağıtan, özel yetkili ve süper etkili mahkemeler kurup ali kıran baş kesenlerin, basına oto-sansür getirip ayakta kalan tek muhalif medya patronuna vicdansız vergi cezaları veren adı konmamış bu diktanın bize ileri demokrasi getireceği yalanını yutturacaksın yani. Hem de hiç utanmadan, biraz olsun kızarmadan. O çok sevdiğin diktatörün tabiriyle “alın kitapçığınızı ve gidin”…

Sınav sorularının dağıtımı ve video kasetlerin iktidarın organize ettiği bir iş olduğuna dair elinde belge var mı ki konuşuyorsun? Yaptığına asılsız ve mesnetsiz itham denir. İthamlarına halk sandıkta cevap vermiştir.

Eylemcilere kötü muamele ve uzun tutukluluk süresi kabul edilemez ama yumurta atmak da demokratik bir eylem değildir. Özel yetkili mahkemeler, telefon dinlemeleri ve ses kasetleri yeni bir anayasaya gelene kadar bu ülkenin gerekleridir. Onlar olmasa vesayetin, balyoz ve benzeri planların ve bazılarının yedikleri herzeler gereği gibi öğrenilemez, gerektiği gibi tiksinilemezdi. Yeni anayasa gelince bunlara da gerek kalmayacak ve demokrasi ülkemiz ve halkımız tarafından sindirilecek. Birisi darbe veya şike ya da benzeri herzeye kalktığı anda diğerleri tarafından “darbe olur mu komutanım”, “şike olur mu başkanım”, “hile olur mu amirim” diyerek durdurulacak. Keşke Erdoğan, vaktiyle Atatürk’ün yetkilerine sahip olsaydı da “açılımın Habur ayağını” provoke edip baltalayan Doğan’lara ve her kesimden şahinlere engel olunabilseydi. O günlerde duran açılım ve hükümetin inisiyatifiyle açılan KCK davalarıyla devam eden paradigma değişimi karşılıklı güvensizlik ortamının pekişmesine sebep olmasaydı. Silahların susabileceği ve dağdakilerin de bir şekilde hayata kazandırılabileceği bir ortam sürdürülebilseydi.

Askerine kurşun sıkan teröristlerin hepsi gelseydi, hepsinin ayağına mahkeme gitseydi, hepsi krallar gibi omuzlara alınsaydı, üstü açık otobüsle kahramanlar gibi gezdirilseydi yani. Habur’u savunmaktan daha büyük bir ihanet olabilir mi? Türk ve Atatürkçü olduğunu iddia eden birisi için bundan büyük çelişki olabilir mi? Sana bunda sonra tek tavsiyem, kendine bu sıfatları uygun görmemen olacaktır.

Kimse kimseye, kendisine uygun gördüğü sıfatların hesabını vermek zorunda değildir. Kimse bir başkasını ikna etmek zorunda da değildir. Roketlemeye hazırlanan ülkemizin önünde kalan tek sorun Kürt sorunudur. Bu da öyle bir sorundur ki, ülke ülke, şehir şehir tüm dünyayı yüzlerce işadamıyla dolaşıp yatırım çekmeye ve iş sahalarını genişletmeye çalışan başbakan ve cumhurbaşkanımız, seçimden buyana (KKTC’yi saymazsak) dış ülke ziyaretlerinde bulunamamaktadır.

Yeter kardeşim. Akan kan dursun, asker işini adam gibi yapsın. Muhalefet kendi içindeki Ergenekon’u tasfiye etsin. Yeni anayasa yapılsın; barış ve kardeşlik gelsin. Kolumuzu keser gibi ne toprak veririz, ne de akan kana kayıtsız kalırız. Üniter kalacak ülkemizde akan kanın durması için gerekiyorsa Apo şartlı serbest bırakılsın, lazımsa genel af çıkarılsın, icap ediyorsa isteyen istediği dilde eğitim alsın.

Açın bu ülkenin önünü, açın! Yeter artık, bunlarla uğraştırmayın. Tutmayın elimizden!

Çekilin önümüzden!

"engin33"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 73
Kayıt tarihi
: 05.09.11
 
 

Kocaeli Ü. Denizcilik Bölümü mezunu Uzakyol Gemi Kaptanı. İlgi alanlarım: Siyaset, dış politi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster