Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
482
 

Kendimle söyleşi: İftira mı daha çok yaralar, gerçekler mi?

Kendimle söyleşi: İftira mı daha çok yaralar, gerçekler mi?
 

<ı>Birçok tartışmada, polemikte adınız geçiyor; polemiği çok mu seviyorsunuz?

Hayır. Aksine, bulunduğum her ortamda genellikle tartışmaları başlatan değil, bitiren taraf oldum bugüne kadar. Yeri gelirse her şeyi tartışırım, polemiğe girmekten de kaçınmam ama benim Milliyet Blog’da en az istekle yazdığım yazılar siyaset ve blog tartışmaları yazıları oldu hep. Ancak bazen olaylar ve koşullar kaçınılmaz olarak bu konularda yazmaya zorluyor sizi. Düşüncemi açıklamaktan imtina etmem. İma yoluyla suçlandığım, eleştirildiğim çok oldu, çoğu zaman onları bile görmezden geldim, cevap vermekten kaçındım. Siz istediğiniz kadar fikrinizi anlatmak için çırpının bazen insanlar anlamamakta ısrarcı olabiliyorlar, bu durumda tartışmayı kesmekten başka yapacak bir şey kalmıyor; ben de öyle yapıyorum.

<ı>Tarzınız biraz sert ve kırıcı bulunuyor. Sizce de öyle mi? Öyleyse bunu bilerek, isteyerek mi yapıyorsunuz?

Biraz açık sözlü olmam, söyleyeceklerimi en kestirme biçimde, dolaysız, olabildiğince açık ve net olarak ifade etmeye çalışmam çoğu zaman hakkımda böyle bir izlenim doğmasına neden olur. Bazen insanların hatalarını açıkça söylemek, onlara iftira atmaktan daha ağır gelebiliyor. Ama beni gerçek hayattan tanıyanlar hiç de öyle nobran biri olmadığımı, insanları incitmekten çok korktuğumu bilir. Blog ortamında şöyle bir fark var: burada birbirini tanımayan ya da çok az tanıyan iki bini aşkın insanız. Birbirimizi ancak buradaki yazılarımız, tartışmalarımız aracılığıyla tanıyoruz ve daha tanıyacağız. Biz burada siyaset yazıyor, konuşuyorsak; insana, hayata, gündelik yaşama dair düşüncelerimizi açıklama ihtiyacı duyuyorsak bu düşüncelerimiz bazı insanlara ters gelebilecek, bazıları anlatmak istediklerinizi anlamayacak ya da yanlış anlayacak, bazılarının siyasi görüşüne uymayabilecektir. Bizim burada “birlik olma” diye bir zorunluluğumuz olamaz. “Birlik olma” isteği ve arayışı olan zaten kendi görüşlerine en yakın bulduğu birini temsilci seçer ve sadece onu okuyup destek verir. Tabii “destek”ten ne anlaşılacağı da ayrı bir konu.

<ı>Anlar gibi oldum! Bir de arada sırada alevlenen bir tartışma var: Bazıları diyor ki, “burada kendilerini blogun sahibi sanan, genellikle eski üyelerden oluşan bir grup var; bunlar kendilerinde herkese müdahele etme hakkını görüyor, kendilerini editör yerine koyuyor, kimin ne yazacağına karışıyor, hep birbirlerine yorum yazıp, birbirlerini destekliyor.” Sizce bu iddialar doğru mu?

Evet, maalesef böyle bir tartışma ve iddia var. Ama neresinden bakarsanız bakın haksız, yanlış, eksik ve üzerinde hiç düşünülmeden ortaya atılmış iddialar bunlar. En kestirme yoldan ifade etmek gerekirse, bir kere ben kendi adıma hiç de kendimi Milliyet Blog’un sahibi gibi görmüyorum. Günde ardı ardına sekiz on yazı gönderip blogun her tarafını işgal edenler bu yaptıklarıyla başkalarının söz hakkını ihlal ettiklerini bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar. Ama biri çıkıp bunu söylediği zaman “bunlar bize müdahale ediyor, kendilerini Blogun sahibi görüyor, editörleri yönlendirmek istiyor” diyebiliyorlar. Ben artık kendi adıma bu tartışmaya hiç girmek istemiyorum. Zaten bu yüzden bazen blog yazmaya bile elim varmıyor. Burası herkesin eşit söz hakkının olduğu bir platform. Ben işleyişte bir yanlışlık görüyorsam o yanlışı söylerim. Sözüm eski üyeye mi gitmiş, yeni üyeye mi çarpmış orasını düşünmem. Bugüne kadar “ne” yazılması gerektiği değil ama “ne kadar” yazılması gerektiği konusundaki fikrimi söyledim. Benim gibi birçok blogcu da benzer sorunlardan yakındı. Benim/bizim bütün çabamız “Milliyet Blog nasıl daha etkili bir platform olabilir?” sorusuna kendimizce cevap vermek. Bunu kendimiz için değil, sorumluluk hissetiğimiz için yapıyoruz. “Kenara çekilin, siz yazmayın, ne yazacağınızı biz söyleriz” demek için değil.

<ı>Peki, siz de bu eski ve “kendini blogun sahibi gören” gruptan mısınız?

Evet burada “eski” sayılırım ama bunun bana herhangi bir üstünlük sağlamadığını, sağlayamayacağını o iddiaların sahiplerinden çok daha iyi bilirim. Şu var: Hiçbir yerde “kıdem” insana tek başına artı bir statü sağlayamaz. Bazılarımız burada “eskiyebilecek” kadar istikrarlı ve üretken olabildiyse her halde bazı meziyetleri olduğu içindir. Neden A kişisinin yazısı merakla beklenir de B kişisinin blogları her yerde gözünüze sokulduğu halde hiç okunmak istenmez? Neden X kişisinin sözü, yazısı ciddiye alınır, tartışma yaratır da Y kişisinin kendince en iddialı blogu hiç bir etki yaratmaz? Belki ayrımı eski-yeni biçiminde değil de bu biçimde yapmalıyız. Bu iddiaları ortaya atanlar, günlük blog frekansı rekoru kırmaya uğraşacaklarına içi dolu yazılar yazmaya çalışsalar hepimiz için daha iyi olur. Blog anasayfasında sürekli kendi yazılarını görme yoluyla tatmin aramasınlar. Bir metnin okuyanlar üzerinde bırakacağı etkiyi baz alsınlar. Yazı, okuyanın beynini ve elini gıdıklamalı; biri düşünmesi, öteki bir yazı da onun yazması için... Ha, edebi değerinin yüksek olması gerekmez, samimi olması yeterli...

<ı>Abi sen hep kendinle röportaj yapıyorsun. Konuşabilecek kimsen olmadığı için mi böyle yapıyorsun yoksa kendine mi hayransın?

Bakıyorum da hemencecik “siz”den “sen”e geçip cıvıttın yine! Konuşacak kimsem var, hem de çok var. Kendime hayran falan da değilim; aksine kendimin en acımasız eleştirmeniyim. Milliyet Blog’da pek röportaj yayınlanmadığı için ben de böyle bir hizmeti üstlenmek istedim. Hem hiç kimse olmasa bile sen varsın işte. Kendini adamdan saymıyor musun?

<ı>Gerçekten ben var mıyım abi?

Sen benim içimdeki bir sürü kişiden birisin. Aynı zamanda şu anda aynadaki görüntümsün. Ben olmasam sen de olmazdın ama sen olmasan benim varlığımdan da söz edilemezdi.

<ı>Kafam karıştı, hem de yine korkuttun beni abi?

“Korkma. Hepsi hayal bunların!” Hepimiz hayaliz; yaşadıklarımız hayal. Biz gerçek şeyler yiyen hayalleriz...

<ı>Kapattım.

Tamam, kapat; hadi yemeğe çıkıp biraz gerçek yiyelim.

Gevrek yesek?

Sıs.

........

<ı>Foto: http://shop1.actinicexpress.co.uk/shops/Oceanshop/images/catalog/Mirror_Combi.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılarınızı keyifle okuyorum,röportajınız da harika olmuş,ince ince altını çizmişsiniz gerektiği yerde :)

shalimar 
 04.11.2007 13:38
Cevap :
Çok teşekkür ederim sevgili Shalimar, başkasıyla tartışıp canımı sıkacağıma kendimle konuşup bazen de ufak tefek kavgalar ediyorum işte :))) Sevgiler, selamlar...  04.11.2007 13:54
 

ehehe sevdim ben röp. işini yahu. bende istiyorum bende istiyorum. yazının içeriğiyle ilgili bişi yazmayacağım çünkü ben seni zaten biliyorum :))

beenmaya 
 02.11.2007 11:48
Cevap :
Tamam Özlem'cim söyleyeyim bir gün de seninle söyleşi yapsın bizim acar muhabir :)  02.11.2007 17:24
 

Kendi kendine röportaj yapmak hoş görünüyor. Ben de mi denesem acaba?? Tabii soruları soran sen, cevaplayan senden habersiz ekstradan sorular üretmeye başlamazsa iyidir ki bu gidişle öyle olacak gibi görünüyor. Öbür "sen"e dikkat et; benden söylemesi:)))Sevgiler...

Yeşim Özdemir 
 01.11.2007 14:46
Cevap :
Uyarın için çok teşekkür ederim Yeşim'cim, haklısın dikkat etmem gerek ona. Ne yapacağı, ne soracağı belli olmuyor :) Sevgiler, selamlar...  01.11.2007 16:01
 

Sevgili Celal, yakında senin bu röportajları Tayyip Erdoğan'la yapılan röportajlara benzetenlerde çıkabilir.Hani sadece sorulması istenen sorulardan oluşan röportajlar var ya! Onlar gibi yani... İstersen bundan sonra soruları ben sorayım, sen yanıtla.Böylelikle olası bir eleştirinin de önünü almış oluruz...Torpil yapmam ama..))) Sevgiler.

H.Levent 
 01.11.2007 0:14
Cevap :
Girmeyin aramıza efendim, ne güzel söyleşip gidiyoruz işte çanak sorularla :) Sen yine de sorularını hazırla, gönder bi bakayım, işime geleni cevaplar, gelmeyeni es geçerim :) Sevgili Levent, hoş esprili yorumun için çok teşekkür ederim. Selamlar...  01.11.2007 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3707
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster