Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '22

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
69
 

KENDİN OL

    
     Günümüzde hemen herkes her konuda fikir üretiyor. Başkaları ile ilgili hususları çözme konusunda epey gayret gösteriyor, bizleri ilgilendirmeyen konularda dahi muhataplara verecek cevap bulabiliyoruz. Fakat nedense kendi yanlışlarımız üzerine eğilmek sadece kendini bilen, olgun, empati anlayışı gelişmiş, çözümcü, yaptıkları ile topluma örnek teşkil eden insanların yaptıkları davranış olarak karşımıza çıkıyor. Kendini bilmenin eğitimle ve yaşla ilgisi yoktur. Toplumda beyefendiliği, hanımefendiliği hak etmiş insanları ben ayakta alkışlamak istiyorum.
      Yolunda gitmeyen bir şey varsa düzeltmeye önce kendimizden başlamalıyız. Kendi dünyamızı düzelttiğimizde dünya düzelmeyecek belki ama ruhumuzun terbiye olacağı ve daha yaşanılabilir bir dünyaya sahip olabileceğimiz kesin. Böyle olunca kendi iç dünyamızın güzellikleri dünyamızı daha yaşanılır kılacaktır. 
    Kendi dünyamızı düzeltmemiz hususunda bir takım hastalıklarımız var. Bu hastalıkların üstesinden gelmek için ilk şart iyi bir insan olabilmektir. Çünkü iyi bir insan vicdanlı ve duyarlı bir hayat yaşar. Dedikodu, gıybet, kibir gibi insanı özünden alan davranışları sergilemekten kaçınır. Aynı zamanda Allah'ın kendisine bahşettiği ve kullanmasını istediği beynini kendi hür iradesi ile kullanır. 
  Şimdi en büyük hastalıklarımızdan birini söyleme gereksinimi hissediyorum.
     Başkalarının dünyasına müdahil olan her şeyi kendi bildiğini düşünen insanlar sizce iyi insanlar mı ? 
      Sorun çözmekten ziyade başkalarını düzeltmek gibi bir çaba içerisine giriyoruz, hiç kendimize bakmadan. İnsanların dış görünüşleri, kıyafetleri üzerine dahi bir kulp buluyor, olumsuz yargılarda bulunabiliyoruz. Sorunlar da burada başlıyor zaten.
     Öğütler veriyoruz. Karşımızdakinin hep hatalarını görüyor, güzel olan eserlerini alkışlamıyoruz. Yapılan her hatayı eleştiriyoruz. Namuslu ol, dürüst ol, şu şekilde konuş, öyle değil böyle giyin gibi ifadelerle kendimize bakmadan çok çabuk eleştirebiliyoruz karşımızdakileri. Bazen eleştirmenin de ötesine geçiyoruz. Törelerin egemen olduğu yerlerde suç işleyen birinin cezasını öldürmeye kadar götürebiliyoruz. Cezası ölüm olarak belirlenen kişilerin ölümü orada yaşayan toplum için bir kayıp olarak görülmüyor; öyle ki sözde aydın diye geçinen insanların dahi bu görüşe sahip oldukları bilinen gerçekler olarak karşımıza çıkıyor.
    Şimdi de bazı sorularımıza cevap arayalım :
    Sahiden her şeyin doğrusunu biz mi biliyoruz ?
    Bu nesnel bir gerçek değildir. Dünyada yaşayan insan sayısı kadar doğru diye tabir edilen gerçek vardır. Aslında doğru dediğimiz şey herkes tarafından bilinen nesnel gerçekliğe sahip olan şey değil mi diye soracaksınız biliyorum.
Şöyle açıklayalım o zaman. Kendi doğrularımız başkalarının hakkını ihlal etmediği, ahlâkî değerlerimizle örtüştüğü sürece doğrudur. Böyle bir dünya kurduğumuzda kendi doğrularımızla yola çıkacak ve düzeltmeye çalıştığımız kendi dünyamız olacaktır. Bir insan önce özüne söz geçirmeli. Sorumlulukları kendine yüklemeli. Yanlışları aramaya kendinde başlamalıdır. Böylece kendini gerçekleştiren kişilerin herkes için doğru olduğuna inandığı düşüncelere ulaşması daha kolay olacaktır.
    Her birey bir bölümü kendine göre bir bölümü de tüm insanlık ile ortak bir içsel doğaya sahiptir.
                                                                 
                                                     Maslow
    
    Düşüncelerimizi herkese aktarmalı mıyız ?
    Yersiz bir şeydir diye düşünüyorum. Topluma fayda sağlamadığı gibi zarar da verebilir. Karşınızdaki insan sizi anlayabilen bir insan değilse onunla konuşmak hiçbir işe yaramayacaktır. Başkalarının aklı ile düşünen, kendi doğrusunun sorgusunu yapmadan ezber doğru imiş gibi gören bilgiye kapalı insanların fikirlerini değiştirmek çok zordur. Bu kesim insanlar başkalarının fikirlerini ezberler, o fikirleri gerçek olarak kabul ederler. Gören göz görmez, işiten kulak ise işitmez olur. Böyle tehlikeli işlere el atmak alimi zalim de yapabilir.
    Biz işimize bakalım. Kendi dünyamızı düzeltelim. Hayat bizim hayatımız olduğuna göre her işe önce kendimizden başlayalım. Değişimin farkına vardığımızda çevremizde boğaz patlattığımız, hesap verdiğimiz, bir şeyleri düzeltmek için ömrümüzü verdiğimiz insanları görmek yerine sevgiyle örülü bir dünyanın kapısını araladığımızı ve sevgimizi doğru yerde harcadığımızı göreceğiz. Dünya her şeyden önce kendi dünyamızdan ibarettir. Biz bu dünyanın içerisinde müsaade ettiklerimizi yaşarız. Doğru ve yaşanılır şeyleri dünyanıza sokmak var iken neden kötü şeylere müsaade edesiniz.
 
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 220
Kayıt tarihi
: 11.08.20
 
 

Polis Memuru, aynı zamanda Araştırmacı Yazardır. Gaziantep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster