Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1048
 

Kendin olmak

Kendin olmak
 

Herkes söyler “kendin gibi ol”, “kendini bul”, “kendini tanı ”, “kendini kandırma”, “kendine sahip çık” İnsan nasıl kendisini bulabilir veya bulduğu şeyin kendisi olduğunu nasıl anlayabilir? Kendimiz kayıp mıyız? Kendimizi değilsek biz kimiz? Bu sorular kafamda dolaşıp duruyor. Ama kendimin kafasında mı henüz bilmiyorum. Ya ben kendim bu soruları sormuyorsam? Kim sorduruyor o zaman? Bir ben vardır bende benden içeri de, ben o beni bilmiyor muyum?


Kendimi arama çalışmalarım çok uzun zamanımı aldı. İçimdeki benden gizli kendimi bir türlü bulamıyordum. Var mı? Yok mu? Onu dahi bilmiyordum. Ama herkes var dediğine göre belki benim de bilmediğim bir kendim vardı.

Arama çalışmalarımda bir plan yaptım. Önce kendimi bulup sonra kendim olacaktım. Bütün dikkatimle her hareketimi, her düşüncemi incelemeye başladım. Acaba bunu yapan ben miydim? Yoksa başka şeylerin etkisi altında mı yapıyordum?

Uzunca bir süre bu dedektifliğim devam etti. Hatta başka insanlara sürekli sorular soruyordum bende sevmediğiniz özellikler nedir? Sevdiğiniz özellikler nelerdir? gibi. Herkes benden kaçar olmuştu. Kolay mı kendimi arıyordum gözümden kaçan bir şey olmasın.


Her hareketimde kendime sorduğum sorular şunlardı. Ben bunu neden yaptım? Toplumsal veya ailesel bir öğrenmişlik mi? Yoksa içimden gelen kendi kararım mı? Eğer düşünmeden otomatik olarak doğru kabul ettiğim bir düşünce ve davranışsa, derhal üzerinde çalışmaya başlıyordum. Kendi doğrumu bulana kadar.

Gel zaman git zaman derken ben kendimi bulma yolunda epeyce ilerledim. Eskiden tanıyanlar artık beni tanıyamaz olmuştu. Demek ki onlar kendi olmayan beni tanımış sevmişlerdi. Böyle düşünenlerin hepsi hayatımdan çıktı zaten. Kendimi bulmuştum..


Kendimi bulduktan sonra kendim gibi olmak istedim tabi ki. İşte o zaman çok büyük sorunlarla karşılaştım. Herkes kendin ol diyordu ama kendisi gibi olanı kabul etmiyorlardı.


O dönemlerde Jery Kosinski okuyordum. En bilinen kitabı “Boyalı Kuş” İkinci Dünya savaşında Yahudi bir çocuğun Alman köylerinde yaşadıklarını anlatıyordu. Herkesin sarışın mavi gözlü olduğu yerde, çocuk esmer ve kahverengi gözlüydü. Kitaba adını veren hikâyede ise, bir avcı sürüden bir kuşu yakalayıp onu başka bir renge boyayarak, tekrar sürüye salıyordu. Sürüdeki diğer kuşlar rengi değişik olan kuşu parçalayıp öldürüyordu.


Bu boyalı kuş o dönemlerdeki beni anlatıyor gibiydi.


Diyeceğim şu ki; insanın kendisini bulması ve kendisi olması çok da kolay bir şey değil. Ama bulduktan sonraki yaşamış olduğu haz, hiçbir zorluğu düşünmeyecek kadar güzel. İnsan bir kere bu yolculuğa çıktı mı, bir daha iflah olmuyor. Bu arayış ömür boyu sürüyor

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2352
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster