Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
357
 

Kendinden şüphe et!

Kendinden şüphe et!
 

Savaş mı bu?


İlişkiler, adından da belli olacağı gibi iki insanın birbirlerine ilişmeleridirJ. Yok espri yapmıyorum, bu böyledir! İnsanların üreme içgüdülerinin olması ve sosyal varlıklar olmaları onları başka insanlara muhtaç kılar.

Kadının erkeğe, ya da erkeğin kadına ilişmesi sonucu ortaya çıkan flört, sevgili olma ve evlilik gibi durumlarda sorunlar yaşanması çok doğaldır. Ortada iki ayrı beden, iki ayrı ruh ve iki ayrı beyin vardır. Milyonlarca farklı kromozomdan oluşan iki ayrı bedenin uyum içinde yaşaması çok zordur.

Yaşanan uyumsuzlukların ortaya çıkarttığı en önemli problemlerden birisi de güvensizlik sorunudur. Ancak, güvensizlik sorununun iki boyutu vardır:

    Kişinin kendisine olan güvensizliği:

Dünyanın insana sunduğu olanaklar insan bedeninin gücü, doğanın koyduğu katı kurallar ve kişinin çevresinde, daha o doğmadan önce oluşmuş, koşullar açısından düşünüldüğünde sınırlıdır. İnsan, doğduğu günden itibaren ona sunulduğu kadarı ile yetinmek zorunda kalır. Yaşamlarımız boyunca karşımıza çıkacak olan sorunları sahip olduğumuz sınırlı güç ile aşmak zorunda kalan bizler, bu savaşta çoğu zaman yenilgiye uğrarız. Yeni savaşlar başlar, yener ya da yeniliriz, bu süreç böyle tekrar eder durur. Ancak, yenildiğimiz savaşlardan bizlere ödenmesi gereken acı faturalar kalır. Eğer bu faturaları zamanında ödeyemezsek, kişiliğimizde kalıcı sorunlar meydana gelir. Bu kalıcı sakatlıklardan en önemlisi ise kendimize duyduğumuz güvenin azalması olacaktır.

    Kişinin karşısındakine olan güvensizliği:

Yukarıda söz ettiğim mücadele süreci herkes için farklı şekilde işlemektedir. Kendimiz bir savaşın içerisinde iken, çoğu zaman karşımızdaki insanın da benzer bir süreç yaşadığını unutur ya da görmemezlikten geliriz. Aslında, içinde bulunduğu savaş karşımızdaki insanda da kalıcı sakatlıklar bırakmış olabilir. Bu sakatlık o insanda “sadakatsizlik, tatminsizlik” şeklinde ortaya çıkmış olabileceği gibi, yenilgiye uğradığı savaşlardan arda kalan sakatlıkların üstesinden, özüne dönüp kendisini tedavi etmek veya çevresindeki insanlardan yardım almak yoluyla gelmiş olabilir. İnsanlar sürekli savaş halinde oldukları için, kafalarında bir savunma mekanizması geliştirirler. Bu mekanizma bizlerin her zaman en kötü ihtimale odaklanmamıza yol açar. Bu şekilde önlemimizi alıp sorunlardan kendimizi uzak tutacağımızı düşünürüz. Kadın erkek ilişkilerinde karşımıza çıkabilecek olan en büyük sorunun aldatılmak olacağını düşündüğümüz için daima bu konuya odaklanırız. Kıskançlık dediğimiz ruh hali aslında kendimizde oluşturduğumuz bir savunma mekanizmasıdır.

Hayatımız boyunca girdiğimiz savaşlardan ne kadar başarı ile çıkabilmişsek, o kadar sağlıklı bir ruh haline sahip oluruz. İlişkilerde mutluluk ancak sağlıklı iki insanın bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkar. Bu, insan doğasının gereğidir. Eğer bir tarafta sakatlık varsa o ilişki hüzünle sonuçlanır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlişkileri savaş , karşınızdakini düşman gibi gördükçe sağlıklı ve mutlu bir beraberliği sadece özlemekle yetiniriz.mek harcanmadan, kayıp vermeden hangi savaş kazanılmış?

caca 
 13.01.2008 12:26
Cevap :
Haklısını! Teşekkürler.  13.01.2008 14:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 85
Toplam yorum
: 88
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 526
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

İlk, orta ve lise öğrenimimi Karabük TED Kolejinde tamamladıktan sonra İngiliz Dil Bilimi okumak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster