Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
921
 

Kendine ait bir yol...

Kendine ait bir yol...
 

Önsözleri okumaktan hoşlanmam. Çünkü etkilenmekten ya da önsözdeki tek bir cümle ile beklentiye girmekten kaçınırım. Kitabı bitirir önsözü öyle okurum ki; önsöz benim için aslında sonsözdür. Ama bu kez öyle yapmadım. Efendi efendi 1. sayfadan başlayıp önsözü okudum, çok da iyi yapmışım.

Kitap Osho'nun Yaratıcılık adlı kitabı. İki buçuk sayfalık bir önsöz bana "Sonunda, evet sonunda kendimde çözemediğim bir şeyi anladım." dedirtti. Kendimdeki yabanıl yanı çözmemi sağladı. Çoğu zaman kendi küçük evrenimde yaşayıp pek çok şeyin dışında kalmaya çalışırım. Kalabalık ortamlardaki hayata dair! pek çok konuşmadan sıkıldığım gibi bunlara anlam da veremem. Sadece konuşmalar değil beni sıkan, tavırlar, sözler, düşünce biçimleri ve (ne korkunç ki) herkesin o düşünce biçimleri üzerinde ortak bir şekilde buluşması. Kendimi çoğu kez dışarda, ait olmayan, yabancı ve göçmen hissederim. Göçmen hissederim çünkü ancak bir göçmen bu kadar yabancılık çeker. Televizyondaki diziler hakkında bir fikrim yoktur mesela, kimin ne giydiğine dikkat etmemişimdir, modadan anlamam, üzerinde gereksiz yere konuşulan (sırf konuşulmak için konuşulan) toplumsal olayları umursamam, kimin kimle ilişkisi var bilmem dahası ilgilenmem böyle pek çok şey işte. Ve hep aklımda bir kaçıp gitme tek başına sükunet içinde yaşama fikri vardır nedenini bilmediğim. Bu kaçmanın, nelerden kaçmak onu da bilmiyorum ya... Tek bildiğim bu alışamadığım çemberle barışık olamadığım. Başka bir yerde yaşadığım ve o çembere dışardan bakıp, içinde olmak istemediğimi farkettiğim. Tüm bildiğim bu işte. İnsanlar beni kendi kabuğunda yaşayan bir kaplumbağa olarak görüyorlar. Önemli mi? Değil elbet. Bu hayat kumaşı benim değil mi? Ondan ister gösterişli bir elbise dikerim istersem de kefen kime ne?

Gelelim Osho'ya. Diyor ki: "Yaratıcılık en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın." Güzel. Peki bu şartlanmalardan nasıl kurtulacağız? Şartlanmaları istemiyorsak dışarda kalmaya razı olmak gerekir. Bunu da yaptığında alnının ortasına "yabani" damgasını yersin. Devam ediyor: "Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın..... Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izlemez.Kendi yolunu aramalı,hayat ormanını araştırmalıdır." En büyük yaratıcılık yaşamak değil mi? Kendi hayatlarımıza bir heykel gibi biçim vermiyor muyuz? Onu bembeyaz tuval üzerine rengarenk bir resim gibi çizmiyor muyuz? Ya da tatlı bir melodiye dönüştürmüyor muyuz kendi hayatlarımızı? O halde elde kullanma klavuzu, senden önce birilerinin yazdığı ve kimsenin de itiraz etmediği kurallarla yaşamak, yaşamak mıdır? O zaman yaşamak bir sanat eserine değil, "parçaları birleştir" tarzı ahşap bir mobilyaya benzemez mi?

Sen, sen olarak geldiysen dünyaya, asıl amaç o hayat ormanında kendi yolunu bulmandır. Açılan patikayı takip eden bin adamdan biri olman değil. O halde iki yol var önünde; Ya o çok aşınmış patikayı takip edip rahat ve güvenli adımlarla seni kalabalığa ulaştıracak yolu izleyeceksin ya da o karanlık ormanlara giden açılmamış yolda çalıları keserek ilerleyecek ve yolunun seni nereye götüreceğini heyecan ve merakla göreceksin.

Seçim senin....

RESİM: A. Y. Jackson

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nasıl seni okuyamamışım hayret etim kendime sen bilemzsin beni ama benim gibi olan en azından bu dünyada kendi içnde kandi kabuğunda bi arayış içindesin benim gibi.. bugünlerde bana okadar çok söyleniyorki kaplumbağa die umrumdamı hayır ama üzülüyorum çünkü kabuğuma çekilmek aslında onlar sayesinde..başardılar ne diym ama seni bulupta bu yazıyı okuduğuma o kadar sevindimki kendime bir orman arıyorum ve dalı bulmamı sağladığın için çok tşkler.. ruhuna sağlık........

MUJGAN GUNAL 
 18.03.2008 12:57
Cevap :
Sevgili Müjgan, Çok çok değerli sözleriniz için çok teşekkür ederim. O kaplumbağalık halleri halen devam ediyor bende :) Dilerim kendimize ait ormanı bulur o güneşli orman içinde mutluluk içinde geçiririz ömrümüzü...Sevgimle saygımla...  18.03.2008 13:59
 

Çoğu insanda gördüm ben bu farklı olmak farklı yol çizmek arayışlarını.Bunu becerebilenler var beceremeyenler var.Özellikle ilk gençlik yıllarında daha belirgindir bu istek ama sonrasında da olmaz mı olur elbet.Kimi dünya görüşünde kendine bir yol arar.. Kimi eylem biçiminde.. Kimi resimde arar, kimi sinemada.. Kimi giyiminde, kuşamında farklı duruş alır, kimi cinsel tercihinde.. ormana tepeden bir bakıver istersen herkes çalılardan kendine bir yol açmakta önemli olan ormanda kendine yol açmak mı yoksa nereye gitmek istediğin mi?Seni okuyunca bunu tam anlayamıyor insan.

Ayhan Özkan 
 20.10.2006 14:27
Cevap :
Merhaba Ayhan Bey, Bu bir farklı olma isteği değil. Bu sadece kendin olabilmek, kendin olarak yaşayabilmek isteği. Fark yaratmaktan kasdınızı anlıyorum. Anlatmak istediğim gayet sıradan görünen insanların başarabildiği bir şey aslında. Sadece içinde kendisine ait ne varsa, onları sırf toplum istiyor diye kaybetmeyenler. "İyi ama herkes böyle" bahanesine sığınmayanlar. Yaratıcı olmak illa sanat alanı ile ilgili değil. Diyaloglarımızda, sevgi gösterme şeklimizde, çalışma biçimimizde de yaratıcı olabiliriz. Çünkü yaşamak bir sanattır kendi başına. Aslında tüm anlatmak istediğim buydu. Çok teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için. Sevgiler...  20.10.2006 18:24
 

Sevgili Fulya, ben de benimsediğim şu satırları paylaşayım o zaman. Edward Said şöyle diyordu: entelektüel bir sürgün, bir evsizdir. İçinde yaşadığı toplumun yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içieren bir konum bu. Aöa sürgün, geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük bir keşif süreci olarak yaşar. (entelektüel kitabından) Sevgiyle.

ni 
 18.10.2006 22:56
Cevap :
Sevgili Nihal, Çok teşekkür ederim bu paylaşım için. Kucak dolusu sevgiler...  19.10.2006 14:50
 

Genelde kolaycı bir yaklaşımla açılan yollardan gideriz. daha rahattır zorlamaz bizi. kolayca hedefe gidersin. ama en güzeli kendi yolunu kendin açmaktır ki bu biraz cesaret ve emek ister bunu yapanda çok azdır..seçim zor gibi görünsede basit aslında..Sevgiler..

Hoşsada 
 15.10.2006 19:56
Cevap :
Sevgili Hoşsada, "Yaşadım" diyebilmek için tek yol bu aslında. Değil mi? Sevgiler...  15.10.2006 20:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster