Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '20

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
64
 

Kendini Sev Arkadaşım

Japonya'da ilkokula giden çocuklar sadece, toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğreniyormuş.. Görgü kuralları, adap usül..
Bence şahane.
Geçenlerde "yeğenim ilkokul birde sadece yarım dönem okudu, değil alfabe ve sayılar, problem çözmeye geçtiler, ne fena " dedim, arkadaşım az bile olduğunu söyledi. Nasılsa anaokulunda zaten alfabe ve heceleri de öğreniyorlarmış.
İyi de arkadaşım, onları da öğrenmesin ! Hep oynasın, el becerisi kazansın..
Niye bu acele?. Nereye, kime?.
Uluslararası platformda okuduğunu anlamada diptesin. Demek ki hızlı girişin çok da bir faydası olmamış sana :)
Neyse bu yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan mevzusu bitmez hiç.
Ama ben Milli Eğitim Bakanı olsam, bana şöyle iki üç ay verseler o koltuğu..
Orta okullara "kendini sevme sanatı" dersini koyardım zorunlu olarak. Tam ergenliğe girerken ilk adımlarda..
Bencillikten ve narsizmden uzak, tam kelime anlamından ibaret kendini sevme sanatı. Kendine yüklenmeme, cezalandırmama, şımartm ama suyunu çıkartmama, bunu periyodik ve sistemli olarak yapma... 
Bunu içeren aktiviteler..
İnsanın hayatını adamasının, kendini ezmesinin, kendini eksik bilmesinin gereksizliği, kadın olmanın aslında hiç bir şey değiştirmediği bilakis neler kattığı, sürekli koşmasının astro evrende mânasızlığı vs..
Çocuklara sistematik olarak yüksek seste çılgın müzikler dinletilip dans edilmesini zorunlu kılardım haftada 2-3 saat. 
Biz derdim 2. Dünya savaşını çok geride bıraktık, 80'lerden sonra apolitik de olduk epey. Korkacak bir şeyiniz kalmadı. Korunmanız, kaçmanız gerekmiyor. Sizin anneleriniz ya da babalarınız karne ile yağ kuyruğunda beklemedi. Ac açıkta kalmadı. Gurme de olmadı, dünya ekonomisini de değiştirmedi, etki etmedi.
Matematik ya da edebiyat alanında, bilimde Nobel kazanırsanız eyvallah ama bizim sizden beklentimiz artık ihtiyaçlar üçgeninde üç, olmadı dördüncü basamağa çıkmanız, belki beş..
Bir ve ikinci basamağı yetişkinler olarak biz hallettik. Bunu bize sağlayan bir devlet yapısı ve anlayışı içerisindeyiz, korkmayın.
Kendinizi sevin, her şeyden korkmayın, her şey için üzülmeyin, en önemlisi kendinizi eksik görmeyin.
Değerlisiniz...
İnsan kimseye, hiç bir yere zorunlu olmamalı. Haftanın bir iki gününü kendine ayırmalı. Muhakkak mutlu olduğu alanları ve uğraşları bulmalı, hiç vazgeçmemeli...
Bir takım tutmalı misal, maçlarına gitmeli. Mümkünse kendisi herhangi bir takımda olmalı. Rakamlar, ezberler gider geriye o takım kalır ve dostluklar, maç anıları... Tesadüfen o voleybol takımına girdim, tesadüfen folkor ekibine, yarış ekiplerine... Okuldan derslerden anı yok ama onlardan çok ??
Kendini o kadar sev ki, yanına yaklaşmak isteyen seni sevmeden sana ulaşamayacağını bilsin. Kendisi için gelmesin sana.. ??
'Canım gidip kendini sevindirecek bir şeyler yapar mısın' baskısı kurardım, hafta başı sorardım neler yapmışlar?.
Rica etsem beni de bir ara bakan yapar mısınız ??
Gerçekten son derece iyi niyetliyim ??Biz bunları anlayabilmek için uzun yıllar kaybettik, onlar yaşamasın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1265
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster