Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '19

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
127
 

Kendini Sevme Sanatı

Zararlı olan bir şeyden zararlı diye bahsetmek de bir bakış açısı satmaktır. Amacım sana bu konuyla ilgili bakış açılarımı satmak değil, sana kendini fark ettirmek adına bir yol açmak.

Biliyorum her yerde şu cümleyi görüyorsun, değil mi? Kendini sev.
Seviyor musun peki kendini?
Ne demek sana göre kendini sevmek?
Bir kalıba girmediğinde kendini yargılaman mı?
Değiştirip dönüştürmek istediğin şeyler  için bir başkasını ya da herhangi bir şeyi beklemek mi?
Kendine ve başkalarına asla hata yapma izni vermemek mi?
Kurtarıcı olmayı seçmek mi, kendini sevmek?
Ya da kurban bilinciyle hareket etmeyi seçmek?
Anı yaşamak yerine sürekli geçmişte kalmak ya da sürekli gelecek adına kaygılar taşımak mı sence kendini sevmek?

Bunların hiçbiri kendini seven birinin işine yaramaz.

Sence yukarıda bahsettiklerimi yaparken  seviyor musun kendini?
Yoksa sen hiç öyle şeyler yapmaz mısın?

Kendinle ilgili kendinde oluşturduğun yargıların hepsi senin başkaları tarafından inandırıldığın ve limitlendirildiğin ya da kendinde oluşturduğun bakış açılarıyla kendini tanımladığın şeylerle oluşan yargılar. Bakış açıları realiteye limit koyar. Yapmayı en çok sevdiğin şeyi düşün. Onun üzerinde hiçbir bakış açın yoktur. Çünkü sadece yaparsın. Sevdiğin herhangi bir şey üstünde bakış açın olmaz.

Siz hiç durup duruken, herhangi bir şey olmasını beklemeden hemen yanınızda duran insan her kimse ona, seni seviyorum, dedin mi peki hiç? Ben dedim, diyorum ve hep diyeceğim. Bundan daha iyi nasıl olur? Çünkü güzelliklerin şükran bilinciyle arttığını biliyorum. Bu şükran dıştaki herhangi birine değil, kendine duyulan şükran. Buradaki kasıt elbette kibir değil. Amacım sana bakış açımı satmak değil, bildiğimden emin olduğum; uzun yıllardır alınan  bilinç, bilinçaltı, nefes, farkındalık  eğitimlerinden sonra bir dakika ya ben kendimi seviyordum zannediyordum aslında  bu zamana kadar hiç sevmiyormuşum, kendini sevmeyi başkalarından öğrendiğim gibi bir şey sanıyormuşum diye düşündüğüm, açılan alanları seninle paylaşmak.

 Kendini sevmeyen insan, kendisini seveni de sevmez çünkü "odak noktası kendisidir." O kadar kendi ve kendi duyguları, düşünceleri  odaklı yaşıyordur ki kendisine seni seviyorum denmesini kaldıramaz; o daha kendisini sevemezken başka birinin onu nasıl sevebileceğine inanamaz çünkü.  Sürekli yargıdadır, önce kendini sonra başkalarını.Kendini sevmek demek başkalarını sevmemek, sadece kendini yüceltip kaos yaratmak değil. Hayır bu öyle sıradan ve yüzeysel  bir şey değil.

  Bizler; insanoğlu her şeyi anlamaya, anlamlandırmaya, zihin kabına sığdırmaya meraklıyızdır. Anlamamız lazımdır çünkü. Bayılırız insan ve insana dair her şeyi okumaya. Sözünü, yüzünü, gözünü hepsini okur sonra da sadece kısıtlı olan kendi bakış açılarımızla o insan hakkında bir yargıya varırız. Yine de burada atladığımız bir şey var:

Okuduğumuzu ve anlamlandırdığımızı  sandığımız o şey her neyse, (bu bir insan da olabilir, bir kitap da) onu sadece kendi "sınırlı" bakış açılarımızla anladığımızı sanıyoruzdur. İnsanların her davranışından, her bakışından, her söyleminden bir anlam çıkarmaya meyilli misin?

Bu bakış açısı sana mı ait?
Kendinle ilgili kimin yargılarını gerçek kılıyorsun?
Bu kötü mü?
Hayır.
İyi mi?
Hayır.

Anlam aramak bakış açıma göre yorucudur. Çünkü anlam arama kuyusuna daldığında zihin sesi konuşmaya ve o zamana kadar seni tetikleyen kaç tane travma varsa  sana oradan yürümeye başlar. (Herkesin travmaları vardır, travma demek illa ki olağandışı bir olay yaşamak  demek değildir.)

Düşünceler, sinir ağlarıyla böbrek üstü bezlerinden pankreasa kadar birçok kimyasal yollar. Bu kimyasallara karşı üretilen hormonlar; öfke, korku, panik, kaygı, egonun devreye girip oklarını önce kendisine sonra başkalarına fırlatması gibi şeylere sebep olur. Bilinçaltı  ise bu olanların hepsini izler. Sizi hangisinden vuracağını iyi bilir. Çünkü bilinçaltı iyi veya kötü diye bir şey ayırt etmez. Eğer sen bir duruma karşı sürekli kaygı ve korku halindeysen, bilinçaltı: Hey, baksana işe yaradı! Demek ki bu bunu istiyor der ve daha çok kaygı yaratacak duygu durumunu tetiklemeye devam eder. Bilinçaltı düşüncenin ne olduğuyla ilgilenir. Ona ne verirseniz, size onu geri verecektir.

Peki bu kötü mü?
Hayır.
İyi mi,
Hayır.

Bugün hangi tohumu ektin bilincine ve bilinçaltına?
Bundan daha iyi nasıl olur?
 

Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 122
Kayıt tarihi
: 25.09.17
 
 

YAŞAMIN ÖĞLEDEN SONRASINA BİR KEZ GEÇTİĞİNİZDE GERİ DÖNMEK İMKANSIZDIR.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster