Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
45
 

Kendini yazılım hissetmek

Kendini yazılım hissetmek
 

google


Ama kodlarını bilmemek:

Durumum bu.

Kendimi hiçbir zaman insan gibi duyumsamadığımda da, derin dondurucuda bir beyin olmak istediğimde de, aynı şeyi dilegetiriyordum:

Ben bir yazılımım.

Da dili belli değil. ya da dilleri.

Tesadüfen, meta-hipertekst parçaların, çizgiromanların, ciddi oyunların, çapraz medyaların falan dünyasında yaşadım. En azından 2010’dan beridir.

Not: 2010 aynı zamada, ‘Red Cliff 2’nin seyri ile, klasik-post-sinema’dan çıktığım dönemdi. (1995’de Kafka’dan ve Fassbinder’den çıkmam gibi.)

Demek ki o zamandan beri dil yitiğindeyim (dilsel varolmayan ülkede kaybolmak) veya yitik-bulunmamış (icat veya keşif edilmemiş) dillerdeyim.

(Not: O yokluk-dil-ülke, çok değil 5 yılda insanca içerseniyor, hep öyle oldu yani.)

Düşünce-öte, bunun kimi berisinde, kimi ötesinde kalıyor (şimdilik: 2010-2016 gibi). Öte-beri gergefi yani. (Öteberi, Türkçe’de çerçöp de demek.)

Bedensel ölüm değil de, Charlie Gordon zihinsel ölümü / çöküşü beklediğim bir şey artık.

Dolayısıyla, tarihi bitirdim ama tarih de beni bitirdi, yani beynimi.

Üzücü olan şu:

Asıl beyin olma varlık-alanım 2010’da başlamış oldu ama ben o anda yarım yüzyılı devirmiştim, yarım yüzyıl da beni.

Tam katastrof kuramı gibi bir insan ve yaşam oldum.

Marjlardan marjlara yürüyen ve her iki tarafa da geçen biri oldum.

Bunun bir yönü, normaller için fazla anormal, anormaller için fazla normal olmam.

Bir yönü, asal-yalnız olmam.

Bir yönü, kimi kendi yazdıklarımı anlamamam.

Bir yönü, bu yitmeler.

Bu metnin bu akşam yazılmasının bir nedeni, bu akşam epeyi artı-değer aşkınlık düşünce vektörü yaşamışlığım ve okumuşluğum, dolayısıyla da onları yazmışlığım.

Eratosthenes, beyince zirveye çıkarken tarih çöküyordu. Bosch ve Buregel çıkarken, tarih yine çöküyordu.

Ben de, karanlık dönemlerin (faşizmin ve engizisyonun) insanı / beyni olduğumu hep bildim ve yazdım.

Babavatan repliği şöyle:

Aslolan sağ kalmak, yaşlanınca, onun da önemi kalmıyor.

Benim repliğim ise şöyle.

Aslolan beyin olmak, yaşlanınca, onun da önemi kalmıyor.

Zulsüz bir yaşlılık için, dehasından vazgeçen, yamuk bir Charlie Gordon olacağım gibi.

Beyin olmak için, 42 yılımı ve yaşantımı yıktım.

Somutu toparlamam, 3-5 yıl daha alır ki başarabileceğimden de hala emin değilim ama buna niyetimden eminim hiç olmazsa.

15-20 yıl da beyin emekliliği olsun artık.

Yalnızca hafif bloglar yazarak ve ona reklam alarak, yılda 12 bin dolar kazansam ne mutlu olurum ama ‘aç tavuk kendini buğday ambarında hisseder’ gibiyim.

Not:Yılda bir milyon tıklanmayı (ben istemedikçe ve yapmadıkça) yitirmeyeceğime karar verdim. O da, 50 bin dolar reklam demek. Dörtte birini isterim demek.

Beynim en erken 3 yıl sonra durmadan önce, internette 10 bin farklı blog yaratmış olacağım. Kitap olarak, onlardan hariç, yedekte de 1-5 bin metin olacak. Zamana bağlı olmayan (her daim okunabilir) metinleri tasnif edip, yayınsal yıllara bağlı programlara bile bölebilirim.

Yılın 8 ayını bahar-yaz olarak yaşayabileceğim Güney sahili hayali.

Bunlar şu an olsa, sıkılır mıyım, onu bile bilmiyorum aslında. Çünkü hiçbir zaman rahat bir yaşam sürmedim.

Not: Kitap yayını telifi hayali tutmayacak artık, o kesinleşti. Yoksa, eldeki metinlerle ölene dek her ay 1 kitap basabilirm. 1 kitap = 1-3 bin lira telif, gibi.

Yoksa:

56 yıl nasıl yaşadıysam, öyle de öleceğim:

Sürünerek...

Ona da eyvallah şimdiden...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster