Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4664
 

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ?

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ?
 

-


Her kim olursa olsun kendisini tanımlamak ya da tanımlatmak ister.

Bu tanımlanma işlemi ise herhangi bir kavram ya da kişi üzerinden gerçekleşebilir. Yani herkesin referansı, kendisini tanımlarken ki orijini farklıdır.

Misâl; burç özellikleri üzerinden hareketle kendini tanımlayanlar vardır. Bunun ne kadar akla uygun bir düşünme yöntemi olduğuna daha önceki yazılarımızda değinmiştik ki o başka bir yazımızın konusuyudu.

Genellikle konuşma şöyle başlar; efendim ben şu burçtanım, burcumun karakteristik özellikleri de şöyledir…diye uzar gider bu beyanat.

Devamında, kendisini ailesinin bir ferdi üzerinden ya da tanınmış bir isim üzerinden tanımlayanlarımız vardır. Annem şöyleydi ya da ben de tıpkı babam gibi…şeklinde bir tanımlama yöntemi daha vardır.

Bunların dışında kendisini daha önceden özelliklerinin sınırları çizilmiş bir insan tipi üzerinden tanımlayanlar da vardır. Sözgelimi kişi kendisini çekingen olarak tanımlamışsa, tüm tavırlarında ve hareketlerinde ‘çekingen’ insan profilinin karakteristik özelliklerini aramaya koyulur.

Bazen kendisini aktif, özgür, atılgan hisseder ancak o aslında ‘çekingendir’ ya. Farkında olmadan baskılar kendisini.

Bilmeliyiz ki, davranışlarımızı belirleyen ve birbirine eşlik eden sayısız farklı parametre vardır. Bir kişinin kendisini tanımlarken, daha önce tanımlanmış bir ‘insan tipi’ne hasretmesi, kendisini hem yanlış yorumlamaya hem de davranmaya sevk edebilir. Davranış hürriyetini kısıtlayabilir.

Kimlik ve kişilik analizini daha önceden tanımlanmış insan tipi paradigması üzerinden yapmak, kişiyi her zaman sağlıklı sonuçlara götürmeyebilir yani.

Sözgelimi kişi kendisini bir kere ‘çekingen’ kategorisine koymuşsa, artık ondan özgürce davranmasını bekleyemezsiniz. Bir cemiyette konuşacağı varsa, söz alıp nutuk çekmek isteyeceği varsa bile bu şartlandırılmış ön kabülü onu engeller.

Öyle ya, o kişi çekingendir ve daha önceden tanımlanmış çekingen insan tipine göre mutlaka topluluk önünde konuşamaması ve belki de ellerinin terleyip yüzünün kızarması gerekmektedir.

Tersi de olabilir. Kişi kendisini baskın bir karakter olarak da tanımlayabilir. Bu durumda da aslında son analizde farklı bir sonuçla karşılaşmayız. Bir konu hakkında konuşmaması, kabul etmesi gerektiği hususlar olması durumunda bile, daha önceden tanımlanmış olan o baskın karakter özelliklerini hayata geçirmesi gerektiğini düşünebilir. Bunu illâ da bilinçli yapmasına gerek yoktur.

Bir olay karşısında, ‘ne yapayım ben zaten böyleyim’ demek, bir kaçış, kurtuluş, savunma, mesnetsiz direnme olarak da değerlendirilebilir.

Kişi yaptığı her harekete, geliştirdiği tüm ilişki biçimlerine, daha önceden tanımladığı bu insan tipini payanda yapabilmektedir.

Kişi tüm hareketlerini daha önceden tanımlanmış bu insan tipine uydurarak rasyonalize etmektedir.

Yorgan kısa geldiğinde ayakları içeri çekmek yerine, açıkta kalan kısımları testereyle kesmek gibidir bu durum.

Gelişen şartlara, nesnel koşullara göre pozisyon almak yerine, daha önceden tanımlanmış insan tipi üzerinden ilişki geliştirmek kişiyi sağlıksız kararlar almaya sevkedebilir.

İnsan özgürdür ve herkesin yaşanmışlıkları, beklentileri, tarzı dinamik bir süreçte gelişir. Bu dinamizmi kaybetmenin birinci koşulu da, insanın kendisini bir ön kabul üzerinden tanımlayıp, hayatının devam eden kısmını bu ön kabul üzerinden yürütmektir.

Kişiler farklılıklarıyla vardır ve her insan aslında sui generis değil midir?

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Meslek yaşamımda en çok karşılaştığım 'muhatabı doğru tanımlamak' durumuydu, sonra döndüm kendimi ne kadar tanıyoırum sorusuna ve epey çabaladım, sonunda kendini tanıyan tanımlayan insan sayısının çok çok az olduğunu öğrendim. Çünkü insanların bilgi ve analiz merkezleri beyinleridir, buna karşılık eylem dürtüleri güdüseldir, paradigmiktir, konjoktüreldir. Bu blogunuzun paraleli sayılacak 'kendimizi tanıyormuyuz' başlıklı blogum var. Herşeye rağmen bireyin kendini 'en bilimsel ve gözlemsel tanımı' kendiyle barışık olmasının bence temelidir. Selamlar sevgiler...

Kadri KANPAK 
 11.07.2011 19:24
Cevap :
Teşekkürler yorumunuz için Kadri Bey..  11.07.2011 20:25
 

İnsan kendini tanımlar, çeşitli şekillerde iyi veya kötü, dolaylı ya da dolaysız ancak kişinin kendini tanımlaması ile birlikte bu tanımlamanın karşısındakilerce de nasıl algılanacağı önemli değil midir? Tanımlamadan ziyade ben derim ki; Zamanla tanır insanlar birbirlerini ve ona göre değerlendirir ilişkilerinin derecesini. Selamlar

Ay Şen 
 09.07.2011 20:25
Cevap :
Teşekkürler değerli katkınız için.  11.07.2011 16:57
 

aslinda sen de cok iyi bir sifre cozucusundur de sakayi seversin bilirim! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 08.07.2011 20:28
Cevap :
Sorma Değerli Newyorker yaaa..Kripto , şifre..Zor birisin vesselam.:)  08.07.2011 21:55
 

Sevgili Baver sizi Suriye ye göndersek veya İsrail’e ya da dünyanın her hangi bir yerinde savaş yapılan ülkelere. Sanırım savaşları önleyebilirsiniz! :) Ama burada çok zor(!) Ağızdan çıkan, silahtan çıkan mermiden daha tesirlidir. Ama tespitler doğrudur. Ancak kitlenin anladığı ile sizin kastettiğiniz farklı şeyler ve öyle de olacaktır! Çok iyi niyetlisiniz ancak bu yeterli değil. Bakın sizin yazınız hemen yayına çıkıyor, oysa benim yazım beklemede. Adalet savunuyoruz değil mi? Hani nerede? İşte adalet talip-girgin.blogspot.com/ Lütfen adaletin diğer safhalarını da takip edin. Eğitici öğretici bilgilendirici olabilir! Selamlar...

M.Talip Girgin 
 08.07.2011 11:47
Cevap :
Talip Bey, sizin benden istediğiniz bir şey varsa yayınlamayan adam değildir. Çok şükür birçok kimse gibi, Allah'tan başka hiç bir şeyden korkum yoktur. Şayet güvenilir üyeliğiniz yoksa bununla ilgili gerekli yazışmaları başlatırım. O da yetmez, MB çatısı altında yazan ve güvenilir üye olmayan yazarların neden güvenilir üye yapılmadığı ile ilgili burada yazma hakkımın engellenmesi pahasına haklarınızı savunurum. Şayet beni ve kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapılmazsa tabii ki. (Ve de sizi ) Sanırım bu konuda anlaştık. Tekrar söyleyeyim, bana mail atabilirsiniz, mail adresimi zaten biliyorsunuz. Benim kimseyle işim olmaz onu da biliyorsunuz. Ancak hak adalet dediniz mi akan sular durur. Benden istediğiniz bir şey varsa ve hatta sizin gibi güvenilir üye olmayı hak ettiğini düşündüğünüz ama güvenilir üye olmayanlar varsa, kendi üyeliğimin iptaliyle sonuçlanmasını bile göze alacak bir çalışmanın içine girmekten hiç kaçınmam. Şüpheniz olmasın. Saygılarımla  08.07.2011 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1369
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1857
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster