Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '15

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
93
 

Kent bostanı

Kent bostanı
 

Ankara Ümitköy'de Kent Bostanı


İnsanın bu hızlı akan hayatın ve karmaşanın, teknolojinin yan tesirlerinin arasında mutsuzluğu bilinen bir gerçek. Çünkü insan doğasına uyumlu olmayan bir ortamda, kendini rahatlatma imkanı  bulamadan yaşamaya ya mecbur ediliyor ya da kendinin farkında olmadığından kendisi tercih ediyor. Bazen toplumun adeta bir sürü psikolojisi içinde birbirine benzeyen tavır, davranış ve dış  görünüş sergileyen insanlardan oluşmaya başladığına tanık oluyoruz. Yaygın olan korku bilinci hakim olduğunda sıklıkla işitilen sözler şöyle oluyor: “Sürüden ayrılırsan seni kurt kapar”,  “Bu kadar bîtaraf olursan bertaraf edilirsin.”

Oysa sürüden ayrılanı  kurt kapmaz. Aksine insan daha çok kendi olduğu daha çok yaşamak için istek  duyduğu, yaşama amacına uygun hareket ettiği için mutlu olduğu bir ortamı yaratabilir ve yaşayabilir. Çünkü o zaman toplu  bilinçteki insan değil; ilahi bilinçteki ilahi varlık olan insan  doğmuş olur. Neyse ki hala buna inanan, böyle davranan insanlarımız var ve insanlık onlar sayesinde ilerleme kaydedebiliyor, gelişebiliyor.

Toprakla bağını  koparmayan, köyüne gidip doğayı yaşayabilen insanlarımızın sayısı  ne kadar da azaldı. Kaç kişi dalından bir elmayı, bir üzümü koparabildi, kendi yetiştirdiği zeytini sofrasına getirebildi, büyüsün de yiyeyim diye gözüne baktığı kavunu karpuzu gözetledi. Çocukluğumu geçirdiğim onca toprağın ağacın arasında ne kadar da mutluymuşum meğer. Şimdi betona gömdüğümüz şehirlerimizin içinde bizler de ölüler gibiyiz. Dahası Namık Kemal Zeybek’in geçtiğimiz günlerde yazdığı “Tanrı İnancının Tapınağı” başlıklı yazısında aktardığı  gibi, suya, ağaca, dağa evliya gözüyle bakıp “Binlerce yıl Tanrı inancıyla yaşayan, bu inançla içini yüceltip, toplumda barış ve dinçlik sağlayan, iyiliği izleyip, kötülükle savaşan Türk Atalar” ın torunları olduğumuzu unuttuk. Osmanlıda ağacı  kesmek  şöyle dursun, bir ev yapılacaksa yanına mutlaka bir ağaç dikilmesi mecburiyeti getirilirmiş. Yine çocukluğumdan “…bostanları” “….. bağları” diye farklı bölgelerde o bölgenin adıyla bostanların, bağların anıldığını  hatırlarım. Sadece bu  bostanlar, bağlar, ekolojik dengeyi sağlamak için var değillerdi üstelik, aynı zamanda ekonomik olarak  da katkı sağlayıcıydılar. Semt pazarlarında satışı yapılabilen ürünler olurlardı.

Geçtiğimiz sene doğal hayatı  destekleme ve tohumu  koruma kampanyası kapsamında  bazı üniversitelerimizde bir çalışma başlatılmıştı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinde, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin başlattığı “Tohumlar Kampüse” kampanyası  kapsamında yerel tohumların üniversitelerden gelecek talep doğrultusunda, yerleşkelerde yapılacak bahçe/bostanlarda toprakla buluşmasını amaçlayarak oluşturulmuştu. Proje ilk etapta Buğday Derneği’nin, devlet üniversitelerinin yerleşkelerinde (enstitü, fakülte,yüksekokul v.b.) bahçe kurulumu ve kompost üretimi (organik atıklardan doğal gübre elde edilmesi), ekolojik yaşama giriş eğitimleri vermesi şeklinde gerçekleştirilmekte idi. Bu  sene farklı şehirlerimizde “Kent Bostanları” adı altında şehrin içinde çalışmalar başlatıldığını haberlerini izlemiştik. Geçtiğimiz günlerde Ankara Çankaya Belediyesi tarımsal ürün yetiştiriciliğinin yapılabilmesine imkan sağlayan Kent Bostanı alanını bu  bölgede ikamet eden vatandaşların hizmetine açtı.

Ümitköy Ağaç Seven Sokak’ta 2 bin metrekare alan üzerine kurulan “Kent Bostanı”nda altışar  metrekarelik yaklaşık 45 bölümlük  ekim alanı oluşturulmuş durumda. Dikimle beraber vatandaşlara yetiştiricilik bilgilerinin de verileceği Kent Bostanı aynı zamanda bahçıvanlık, süs bitkilerinde budama ve yetiştirme gibi çeşitli eğitim faaliyetlerinde de uygulama alanı olarak kullanılacak.Üretim sezonunun sonunda yetiştirilen bitkilerin tohumları Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenen Tohum Takas Şenliği’nde takasa sunularak el değiştirmesi sağlanacak. Bostanda tamamen yerli tohumlar kullanılacak. Bitkisel hastalık ve zararlılarla mücadele de hiçbir kimyasal madde kullanılmadan herkesin kolayca yapabileceği ev yapımı ilaçlarla sağlanacak. Bostanın yanıbaşında konuşlandırılan Kent ve Tarım Hobi Evi’nde uzmanlar tarafından verilecek eğitimlerde, “Sebze yetiştirmek için ortam nasıl hazırlanır?”, “Tohumdan fideye yolculuk”, “Sebzelerde hastalık” ve “Sebzelere doğal bakım” gibi konu başlıklarıyla teorik ve uygulamalı eğitimler verilecek.

En önemlisi ben de bu parsellerden birini evimizin hemen önünde olduğundan ekip dikme sorumluluğunu alan şanslılardan biri oldum. Bu ay itibariyle böyle bir serüvene başlamış oldum.  İlk  ekimlerimi dün yaptım. Özlediğim toprağa, bitkilere kavuştum. Dahası yerli tohum üretimine, bu kültürün yaygınlaşmasına katkı sağlayacağım için çok mutluyum. Ürünlerimiz çıktığında hasat zamanında sizleri de paylaşmaya beklerim.

TEMA yıllardır ekolojik dengenin korunması GDO’suz tohumların kullanılması  yolunda yıllardır mücadele veren bir kurumumuzdur. Pek  çok konuda olduğu  gibi  bu konuda da Hayrettin Karaca ve ekibine teşekkürü bir borç bilirim. TEMA seminerlerinde ekolojik okuryazarlıktan bahseder: “Yeryüzünde hayatı mümkün kılan doğal süreçleri anlamaya ekolojik okuryazarlık, doğanın ilkelerini ve sınırlarını bilen, doğayla uyumlu yaşamayı ilke edinmiş kişiye ekolojik okuryazar denir.” Ve devam eder: “Eğer ekolojik okuryazar bir toplum olsaydık; sanayi devrimiyle milyonlarca yılda oluşmuş doğal döngüyü yüz yılda bozarak iklimin değişmesini hızlandırmazdık. Örneğin, ekolojik okuryazar bir şehir bölge plancısı, kentin nefes aldığı ve suyunun temizlendiği doğal yaşam alanlarını etkilemeden köprü güzergâhlarını seçer, birinci sınıf tarım arazilerini sanayi ve yerleşime açmaz. Ekolojik okuryazar bir balıkçı balıkların nesillerini devam ettirmesini sağlayacak şekilde avlanır. Ekolojik okuryazar bir belediye başkanı dere yataklarına inşaat yapılmasını onaylamaz, ekolojik okuryazar bir birey sadece ihtiyacı kadar tüketir, ekolojik okuryazar bir anne-baba çocuğunu doğayla dost ürünlerle besler.

 

Bu bağlamda Çankaya Belediyesi’nin küçük de olsa bir alanda mahalle içinde başlattığı bu  uygulamayı  çok önemli, yerinde ve zamanında görüyorum. Dileğim tohumumuzu, doğamızı, ağacımızı koruyan, bilinçli bütün varlıklara saygı duyan insan ve kurumlarımızın sayısının artması; bu tür çalışmaların Ankara’nın farklı  bölgelerinde ve tüm şehirlerimizde yaygınlaştırılması…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 112
Kayıt tarihi
: 07.01.14
 
 

Hacettepe Ü. Maliye B.Mezunu Ankara Üniversitesi Din Psikolojisi ABD'da Doktora yapıyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster