Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '15

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
157
 

Kent ve Yaşam: Minsk

Kent ve Yaşam: Minsk
 

Sırlı kadınlar vardır. Dünyanın yükünü taşıyan, dünyanın güzelliğini yaşatan, türlü türlü sırlarla doludur onlar. Öylesine ün yapmıştır ki kadınlar ve sırları, aşikar olsalar bile görülmez. Görünenin arkasındaki gizem öylesine sevilir. Rus kadınlarının sırları her ne ise, dünya üzerinde o kadar göz önünde iken güzellikleri, nedir bunun arkasındaki sır diye düşünüyor insan. Biz bunu düşüneduralım ve onlar da gizemlerini korusun. Çünkü, bu onların yaşam mücadelelerinde en favori silahları.

 

Gücü sevseler de, güçlü olmaya çalışmıyorlar bu kadınlar. Hiç bir zaman erkeklerinden daha öne çıkmadan kendi özgürlüklerini, bireyselliklerini sürdürmeyi başarıyorlar. Doğalarına yerleşmiş bir zerafet ile güzelliklerini ustalıkla kullanıyorlar. Güzel görünümlü zeki birer oyuncular aslında. Oyun onlar için hayatın bir parçası olmuş. Uzun lafın kısası, gülmeyi ve doyasıya yaşamayı sevmelerinden geliyor bu cazibe…

 

Cazibe sadece kadınların kendilerinde değil, Minsk de bir kadın zerafeti ile işlenmiş nakış nakış. Gökdelenlerinde desen desen folklorik figürler olan başka bir şehir dünyada olmasa gerek. Nehir eski kent sınırlarını yenisinden ayırırken gözlerinizin alabildiğine mimari güzellikle bezenmiş binalar ruhunuzu okşuyor. Hem Avrupa hem de Rus çizgilerini bir arada görebileceğiniz bu binalar kentin soğuk kış günleri için inşa edilmiş. Buz üzerinde yaşama sanatı ile kış sporlarını zenginleştirmiş olmaları doğal geliyor yukarılardan göle bakarken. Zamansız, renksiz ve tutkusuz görünse de şehir yukarıdan bakınca düz ve pürüzsüz ufkun huzur vericiliği zindeleştiriyor zihnimi.

 

Savaşlarda konu hep sınırlar olsa da asıl bölünen aileler, parçalanan da kadınların dünyası oluyor. Ruhumuzda arzulanan barış, doğamızdaki savaşa yenik düşüyor. Rus kadınları da çok savaş görmüş, dinlerini gizlemiş, dünyalarını karartmışlar, gidebilenler yurt dışına gitmiş. Umutlarını milletlerinin erkeklerinden kesmişler. Tanıştığım on ev sahibi kişiden üçü işsiz erkek, dördü evlilik sebebiyle Belarus dışında yaşayan kadın, üçü ise üniversite öğrencisi genç kadınlardı.

 

İşsizlik, ortak konu tüm gençler arasında. Bilmezdim Kuzey ve Doğu Avrupa’nın bizden daha muzdarip olduğunu bu geziden önce. Kadınlar daha eğitimli olduğu için daha iyi pozisyonlarda çalışıyorlar. Yine de maaşlar ciddi olarak düşük. Pek çoğunun bin Euro’luk bir işin hayalini bile kurması imkansız. Ortak sınırlar ve kültürel yakınlıklar onların birbirini anlamasına yardımcı olamıyor. Rusya’dan coğrafi ve siyasi olarak ayrı olsalar da kültürel olarak etkisi altındalar, tıpkı diğer bölge ulusları gibi.

 

Siyasilerin küresel politikalar içinde bocalayan halklar arasına indiremediği pek çok şer var. Elbette ki tüm gündem siyasi popülaritenin sızdırdığı bu şerrin diyarlarında geziniyor. Bizler dünya halkları olarak medyanın siyasi patronları için hazırladığı replikleri dinlemekle vazifelendirilmişiz. Herkes bu konuda hem fikirken, materyalizm ile kurulan bağlar yerini bir başka gerçekliğe bırakıyor. Reelden sanala, akılcılıktan varsayılana doğru güçlü bir akış var. Bu akış nereye doğru gidecek? İş yaşamı, siyasi yaşam, sosyal yaşam, aile yaşamı sanal dünyanın işgaline nasıl göğüs gerecek hep birlikte göreceğiz.

 

Uluslar, sınırlar, kültürler birbirine bu kadar geçmiş durumda iken aramızda uluslararası vatandaşlık, dünya vatandaşlığı kavramlarını konuşmak çok etkileyiciydi. Gelecek günlerde, (küresel vatandaşlık mı, dünyadaşlık mı denir nasıl bir isim konulursa) bu siyasi olguyu daha sık duyacağımız kesin. Bütün mitler gelecekte tek bir millete işaret ediyor ise, neden olmasın?

 

Güzelliklerinin sırrı yaşam mücadelesi olan kadınlar var Minsk sokaklarında, mutlaka görülmeli. Osmanlı tahtının en yakın mihrabının baş tacı olan bu kadınlar bugün halen dünya erkeklerinin gözdesiyse bunun en büyük nedeni iyi yüreklilikleri. Güneşli gün sayısı yılda yalnızca on dört gün olan bu eski sovyet topraklarında görülmeye değer çok şey vardı. Dilerim yalnızca erkeklerimiz değil, kadınlarımız da bu şehrin tadını çıkarırlar.

 

İyilikler dilerim.

 
Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 620
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster