Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
533
 

Kent ve Yaşam Filmi!

Renkli afişlerin cazibesinin peşine takılıp, kuyruktaki yerimizi alıyoruz. İzleyeceğimiz filmin adı “ Kent ve Yaşam.”

Afişte resmedilen renk cümbüşü gökkuşağını andırıyor. Renklerin arasında mutluluk, umut, kazanç ve başarı var…

Elimizde patlamış mısır, numaralı koltukta yerimizi almışken perde açılıyor.

Otopark manzaralı evlerde oturup, gökyüzünü görebilmek için açık alan arayan insanlar çarpıyor gözümüze ilk sahnede.

Kent yaşamına dahil insanlar.

Şemsiyeli, şemsiyesiz yağmurdan kaçan insanlar beliriyor sonra. Romantik bahar yağmurlarını hevesle beklenen günler çok gerilerde kalmış.

Yağmur suları caddelerden taşmış, zemin katları basıyor ve sular bir canı yutuyor… Onlar kent yaşamını kana kana içerken, kentli olmanın burukluğuyla ıslanan insanlar.

Mevsim değişiyor, soğuklar basıyor aniden.

Kış aylarında beş karıştan fazla kar yağmasın diye dua edenleri görüyoruz. Ya çok kar yağar ve okullar tatil olursa... Öğrenciler vaktinden önce evlerine gönderilirse... Servis aracıyla evine dönme lüksü bulunmayan çocuklar, tipide yolunu kaybederse… Bu sefer de kar yutmaz mı minicik bir bedeni.

Perdedeki insanlar kentlerde yaşıyor!..

Kentlerin parke döşenmiş kaldırımlarında sere serpe insanlar yatıyor kap-kaç mağduru. Ya da kilidi yan ceplerinde taşıyan gece vurguncularının ayak izleri kalıyor evlerde. Kendine ait olmayanı çalmaya gelen…

Eğreti dünyanın eğreti arazisine kondurdukları eğreti evlerin kapıları açılıyor usulca.

Kent yaşamının parçası olmak için kente göçen bir aile, bohçasında taşıdığı “töre”si ile kurşun sıkıyor taş duvarlar arasında hayat bulmaya çalışan çiçeğe… Tomurcuk dalından düşüyor.

Molaya daha çok var anlaşılan… Çıksak mı ne bu filmden!

Tanıdık olmayan yüzlerle tek ortak noktası çöp adam figürlüğünden kurtulmak için çöplerini çimlere, sahillere bırakanlar alıyor sahneyi. Mangal tutuşsun diye salladıkları kartonlar hayallerini, umutlarını savuruyor.

Günün trendi sıfır beden hatunların cirit attığı bulvarlarda, yıl yorgunu tombul gövdelerini güçlükle taşıyan kadınlar adımlara ayak uydurmaya çalışıyor.

Perdedeki insanlar kentlerde yaşıyor.

Metropol, turistik, mega kentlerde…

Sarıya, kızıla boyanmış taralı saçlar, üzerlerinde ünlü markaların taklit kıyafetleri, işportadan alınmış gözlükler, tabanı delik ama görünmeyen ayakkabılarla kendilerine yer açmaya çalışıyor…

Ağaçlar kesiliyor gökyüzüne merdiven konan binalar için. Bahçeyi suni parklar, sunu şelaleler, oyun bahçeleri, olimpik havuzlar süslüyor göğe uzanan merdivenlerin. Dışarıda, demir parmaklıklar arasından görmeye çalışan insanların gözleri kaplıyor beyaz perdeyi.

Sahne değişiyor…

Otobüs, dolmuş kuyruklarında bekleyenlerin yılgın, kırık gülümsemelerine, bilmem kaç beygirlik otomobiliyle son sürat yanından geçenin sıçrattığı çamurlar değiyor.

Kentlerde yaşıyor onlar…

Kaybettiği bir şeyi kentlerde arayan insanlar.

Üstelik yanlış filme bilet almışım, paramı geri verin deme şansı olmayan insanlar…

Kent ve yaşam filminden afişteki gökkuşağının geçmediğini öğreniyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 918
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Yazarak "yaşıyor" yazarak "konuşuyorum."İşsiz olduğumu iddia edenler var!Yaz-ı-yorum.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster