Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
459
 

Kent yaşamının gerekleri ve saygı

Kent yaşamının gerekleri ve saygı
 

Aynı kentte yaşayan bireylerin, anlayış seviyeleri çağdaşlaştıkca, kentte yaşam çok daha kolaylaşacaktır. Bu kolaylık önce apartman yaşamını etkileyecektir. Birbirine saygıyı özümseyen insanların bir diğer komşusuna rahatsızlığı olamaz. Patırtısı gürültüsü olmayan, müzik sesinin volümünü ayarlayabilen insanların yaşadığı bir apartmanda, kişinin yuvasındaki yaşam kaliteside değer kazanır. Eğitim ve sosyal seviyesi ne kadar basamak atlasa da, kişilerin genlerindeki insanlık kalite seviyesi eksikse, iki kadeh atınca gelen gürültüler, yuvam dediğiniz kavramı kabusa çevirecektir.

Bütün mesele bireyin beyninde hak hukuk kavramının oluşmasında. Aynı şehirde yaşayan bireylerin sabah işe giderken, yol hakkını gaspeden diğer sürücüye kızgınlığı belki bir gün sürecek, o süre içinde işinde verimli olamayacak, olmayınca strese kapılacak, belki de bir kısır döngü içinde günü zehir olacak. Hatalı sürücü ise belki yaptığının; trafiğe, nezakete, diğer kişinin hakkına aykırı bir hareket yaptığının farkında bile olamayacak kadar dünya habersizi olabilir.

Kadıköy'ün Bağdat Caddesi sakinleri; daha elit bir tabaka farzedilmesine rağmen, yol güzargahı otobüs duraklarında, çağdaş ülkelerde rastlandığı gibi bir kuyruk düzenine rastlanmaz. Onbeş dakikadır otobüs bekleyen varken, yeni gelen biri, otobüs geldiğinde atik davranıp atar kendini ve oturacak yer varsa haksızca oturur.

Minübüs Caddesi dediğimiz güzergahta ise bu durum otobüs kapısında adeta boğuşmadır. Bu olay en basit hak ihlalidir ki, haksızlık zincirlemelerinin başladığı yerdir. İnsan vicdanının ilk nasırlaşmaya başladığı yerlerdir. Göz göre göre hakkının alındığı yerlerdir. Buna nasıl alıştırıldığımız ve bundan nasıl kurtulacağımızın ışığı da ufukta görünmüyor.

TV'lerde gerek belediyelerin, gerek hayırsever vatandaşların, kamyonlardan muhtaçlara dağıttığı kumanya veya giyecek olayı adeta feceatdır. Kalabalığın bir şey kapabilmek için yaptığı boğuşmaya muhtaçlar savaşı diyebiliriz. Bu olay insan haysiyetini yerlere serme olayıdır. Bu hayrı yapan görevliler, dağıtımdan evvel vatandaşları kuyruğa geçirip sıradan adam gibi dağıtma işini akıl edebilseler yüz karası durumlar meydana gelmeyecektir.. Belki atılan eşyaya yetişen kolların kapma boğuşmasını ; arenadaki gladyatörleri seyretme gibi zevk almalarından da olabilir.

Çağdaşlık alfabesinin daha ilk cümlelerini sökememiş olan bir toplumun üyesi olarak, yıllardır bu ızdırabı yaşayan biriyim. Çünkü bu temel öğrenilmeden diğerlerinin öğrenilmesinde daima alt yapı noksanlığı olacağı gibi, öğrenme güçlüğü de çekilecektir.

Alt yapının temeli ise birbirine SAYGI ve SEVGİDEN oluşur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 532
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

Yedi iklim beş deniz dolaşmış emekli bir denizciyim, şiiri, edebiyatı .tasavvuf ve klasik Türk musik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster