Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '11

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
9832
 

Kentsel Dönüşüm Yasası ve Adana’da Kentsel Dönüşüm Projeleri

Kentsel Dönüşüm Yasası ve Adana’da Kentsel Dönüşüm Projeleri
 

Bilindiği üzere, Türkiye dünyanın aktif deprem kuşaklarından birisidir ve Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alır. Türkiye’nin yüzölçümünün % 42’si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. 17 Ağustos 1999 yılında, meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki Marmara Depremi sonrası, resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 231.781 yaralı, 505 kişi sakat kaldı ve 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Böyle bir durumun var olması Türkiye’de geniş çaplı ve ciddi bir “Kentsel Dönüşüm”ü gerekli kılmaktaydı. Nitekim öyle de oldu. Marmara Depremi sonrası kentsel dönüşüm gündeme geldi. Fakat karşılaşılan sorunlar kentsel dönüşümün gerçekleşmesine engel oldu.

Takvim yaprakları 23 Ekim 2011 gününü ve saatler 13.41’i gösterdiğinde, yeni bir deprem haberi değiştiriyordu Türkiye’nin gündemini. Van’da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem sonrası yine büyük zararlar meydana geliyor ve Türkiye’nin acı gerçeği yine gözler önüne seriliyordu. Bu deprem sorması kentsel dönüşüm bir kez daha gündeme gelmiş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: “Gecekonduları, kaçak yapıları sormadan kamulaştıracağız. Oy verirmiş, vermezmiş dinlemeyeceğiz. Yıkacağız! Kaçak yapılara yönelik yetkiyi gerekirse tamamen bakanlığımıza alacağız. Bu binaları yıkacağız, bedeli ne olursa olsun. Çünkü bu tabloları defaatle yaşamaktansa, iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır.” şeklindeki sözleriyle bu yöndeki kararlılığını vurguluyordu.

Daha önce bir türlü uygulama imkânı bulun(a)mayan kentsel dönüşüm, bu kez “afetlere hazırlık için” başlıyor. Bu kapsamda, Türkiye başta deprem kuşağında yer alan illerden başlamak üzere yeniden inşa edilecek. Öncelikle binalar depreme dayanıklılık denetiminden geçirilecek. Denetimden geçemeyen ve yıkılması kararlaştırılan binalar yıkılacak. Kentsel Dönüşüm Yasası sebebiyle evleri yıkılacak olan vatandaşlara devlet çeşitli seçenekler sunacak. Peki, bu seçeneklerin içeriği nedir? Bu seçeneklere göz attığımız zaman karşımıza çıkacak tablo şöyle:

İlk seçenekte göze çarpan durum, yıkılan evlerin yerine başka bir daire verilecek olmasıdır. Eğer bu dairenin yerinde yapılma imkânı varsa yerinde yapılacak; eğer oturulan ev mülk değil kira ise, bir defaya mahsus başka bir kiralık eve taşınması için kira yardımı yapılacak.

Eğer evin içinde ikamet edene başka bir daire verilecekse, eski dairesinin bedeli peşinata sayılacak.

Başka bir seçenek de, evi yıkıp yerine yenisini yapmaktır.

Bu seçeneklere uymayan bir durum olduğunda ise kamulaştırma yoluna gidilecektir. Bilirkişinin tespit edeceği değer üzerinden evin bedeli sahibine ödenecektir.

İskân, imar gibi konularda eksiği olan binalar için ise, ilgili vatandaşlara enkaz bedeli ödenecektir. Eğer arsa kendilerine ait ise, kişiye arsa bedeli ve enkaz bedeli ödenecektir.

Genel özelikleri itibariyle bu seçenekleri sunacak olan ve 400 milyar dolarlık bir kaynakla 10 yılda tamamlanması planlanan “Kentsel Dönüşüm Yasası Taslağı” Başbakanlık’a sunuldu ve önümüzdeki günlerde de Bakanlar Kurulu’nun gündemine gelecek. Bu kapsamda yapılacak olan kamulaştırma, yıkım ve dönüşüm projeleri için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tasarrufunda olacak ve “Afete Hazırlık Hesabı” açılacaktır. Açılacak olan bu hesapta yer alacak olan paralar sadece afete hazırlık için kullanılacaktır. Bu amaçla, düzenlemede yeni bir vergi olmamakla birlikte genel vergilerden aktarım olacaktır. Hazine adına, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden elde edilen gelirin % 90’ı hesaba aktarılacaktır. Büyükşehirlerde, İl Özel İdarelerine aktarılan kaynağın yarısı; diğer belediyelerde % 15’i, İmar Yasalarına aykırı davrananların % 50’si ve trafik cezalarının % 1’i hesabın diğer kaynaklarını oluşturacaktır.

Türkiye açısından bu durum gerçekleştiği takdirde hem büyük bir adım atılmış olacak, hem de büyük bir sorun çözüme kavuşacaktır. Göz ardı edemeyeceğimiz başak bir gerçek ise kentsel dönüşüm projesinin deprem bölgesinde yapılmasından ziyade Türkiye’nin birçok ilinde yapılması gereğidir.

Kentsel dönüşüm açısından 2,085,225 kişinin yaşadığı Adana ili baz alındığında karşımıza çıkacak olan tablo, belki de iki farklı dünya olacaktır. Evet, yanlış duymadınız. İki farklı dünya dedim. Çünkü Adana’da yaşayanlar bilirler ki, Adana’nın kuzeyi ile güneyi arasında uçurumlar vardır. Adana’nın da en kısa sürede kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu kapsamda Yüreğir ve Seyhan İlçe Belediyeleri gerekli ön çalışmalara başlamışlardır. Kentsel dönüşüme önem veren Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan şunları söyledi: “Kışla ve Başak Mahallelerimizde hazırladığımız modern, alternatifli projelerimizi vatandaşlarımızın bilgisine ve onayına sunduk. TOKİ ile ön protokol yapıldı. Jeolojik, jeoteknik ve jeofizik zemin etütleri bildirildi. Avam yerleşim planları hazırlandı. Hak sahipliği formaları hazırlandı. Büyükşehir’den yetki belgesi alındı. Vatandaşlarımızla ilgili bilgilendirme toplantılarına başlandı. Belediyemiz içerisinde kentsel dönüşüm birimi kurarak gelen vatandaşlarımızı her türlü konuda bilgilendirmekteyiz. Kentsel dönüşüm projesiyle 3786 konut yapmayı hedefliyoruz…”

Adana’nın Seyhan İlçesi’nde, Barış ve İsmetpaşa Mahallelerinde Seyhan Belediyesi tarafından uygulanmak üzere kentsel dönüşüm projesi uygulamaya konuldu. Bu proje, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi açıkladığı “Çılgın Proje”leri içinde yer almış ve Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birisi olarak açıklanmıştı. Belediye TOKİ ve yetkililerince oluşturulan uzlaşma komisyonları mahalle sakinleri ile görüşme başlattı ve mahalle sakinleri tarafından bu projenin uygulanmasına “ret kararı” çıktı.

Aytaç Durak, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde kendisinden kentsel dönüşüme yönelik ilçe belediyelerinin talebi olduğu bir zaman şu sözleri sarf etmiştir: “Adana’da kentsel dönüşüm yapmak Ankara ve İstanbul’a göre kat kat zordur. TOKİ ve Büyükşehir Belediyesi Sinanpaşa’da 300 konutu 3 yıldır istimlâk edebilmek için uğraşırken, öbür tarafta ayda 300 kaçak konut yapılırsa bu bizim en büyük sıkıntımızdır.” Bu durum da göstermektedir ki, bazen bazı şeylerin sorumlusu sadece yönetenler değil, yönetilenlerdir. Bu sorun, sadece Adana’ya özgü olmamakla birlikte Türkiye’nin de sorunudur. Böyle durumlarda, bizler halk olarak sorunun değil sadece çözümün bir parçası olmalıyız ve de devleti yönetenlerin çözüm üretemediği noktalarda, bizler bu ülkenin bir vatandaşı olarak çözüm üretme sürecine dâhil olmalıyız.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 767
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster