Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '15

 
Kategori
Kentleşme
Okunma Sayısı
668
 

Kentsel Dönüşümde Riskli Alan Kararları ve Acele Kamulaştırma İşlemleri Durduruldu

Kentsel Dönüşümde Riskli Alan Kararları ve Acele Kamulaştırma İşlemleri Durduruldu
 

Danıştay, Fikirtepe, Sultangazi, Sarıyer Derbent, Gaziosmapaşa ve Tozkoparan bölgeleriyle ilgili, Bakanlar Kurulu tarafından alınan, “Riski Alan” kararlarının hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle durdurulmasına karar vermiştir. Söz konusu bölgelerde, semt bazına alınan riskli alan kararlarında zemin etüdlerinin yeterli derecede yapılmadığı, incelemelerin kanun ve yönetmelikte belirtilen şartları taşımadığı ve olası risklerin hangi nedenlere bağlı olarak gerçekleşebileceği konusunda somut verilerin sunulmadığını belirtmiştir.

Bundan Sonra Ne Olacak ?

Riskli Alanlarda özellikle Ada bazındaki yapılaşmalarda vatandaşın kabusu halinde gelen, “Acele Kamulaştırma” kararları, Bakanlar Kurulu’nun almış olduğu riskli alan kararlarına dayanmaktadır. Uygulamada, acele kamulaştırma kararları, 6306 sayılı yasanın 6-2. Maddesi esas alınarak verilmektedir. Acele kamulaştırma kararı alınabilmesi için, öncelikle riskli alan kararlarının kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Hukuki açıdan bakıldığında, riskli alan kararının yürütmesinin durdurulması halinde, bu bölgeyle ilgili acele kamulaştırma kararının alınması mümkün değildir. Çünkü, acele kamulaştırma kararının dayanağı ortadan kalkmış olmaktadır. Bu sebeple, mülkiyet hakları ihlal edilen ve projede kendisine adil ve şeffaf bir paylaşım sunulmadığını düşünen vatandaşların öncelikle, binasının bulunduğu alanla ilgili İdarece alınan, “Riskli Alan” kararın karşı, Danıştay nezdinde iptal davası açmaları gerekmektedir. Aynı bölgeyle ilgili, diğer hak sahiplerinin açtığı riskli alan kararının iptali davaları da olumlu sonuçlanması halinde bölgede bulunan diğer hak sahiplerine olumlu anlamda etkileyecektir. Zira, riskli alan kararının iptali veya yürütmenin durdurulması, idare yönünden bağlayıcıdır ve Mahkeme kararı olduğu sürece idarenin riskli alanla ilgili tüm işlemleri durdurması gerekmektedir.

Uygulamada eleştiri konusu yapılan ve İdarenin semt niteliğindeki geniş bölgelerin tamamını ilgilendiren riskli alan kararlarında, yeterince objektif hareket etmediği, mülkiyet hakkı gibi, evrensel bir unsuru dikkate almadığı defalarca belirtilmiştir. Ülkemizde riskli ve çürük yapıların sayısı ve dikkate alındığında, kentsel dönüşüm uygulamalarının yaklaşık Altmış Milyon nüfusu doğrudan etkileyeceği tahmin edilmektedir. Bu derece geniş ve nüfusun neredeyse 2/3’ünü direkt etkileyebilecek yasal düzenlemelerin, aceleci bir yaklaşımla ve toplumun hiçbir katmanı ile müzakere edilmeden yasalaştırılması, idarenin aldığı kararlarının büyük bölümün Mahkemelerce İptal edilmesine neden olmaktadır.

Yasanın uygulanması konusunda, özellikle Üniversitelerin Hukuk Bilim Heyetleri ve Teknik Mühendislik Bölümlerinin Akademisyen Kurullarının aktif rol alarak, hak dengesini gözeten, objektif hukuki ve teknik kriterlerin yer aldığı yeni bir kanun düzenlenmesine gidilmesi zorunludur. Mülkiyet Hakkı, Anayasamızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. Nolu Protokolün 1. Maddesinde güvence altına alınmıştır. Bu sebeple, söz konusu temel hak dikkate alınarak, mülkiyet hakkını zedelemeden objektif ve evrensel hukuki kriterler esas alınarak yasal koşullar oluşturulmalıdır.

Ada bazında yapılaşmanın zorunluluk haline getirilmesi, vatandaşın mülkiyet hakkı üzerinde dilediği gibi tasarruf etme özgürlüğünü kısıtladığı, parsel bazında bireysel yapılaşma olabilecek birçok bölgede toplu yapılaşmanın zorunlu kılınması hukuken eleştirilmektedir. Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi, orta ve uzun vadede ülkemizdeki Altmış Milyon nüfusu doğrudan etkileyebilecek yasal düzenlemeler hayata geçirilirken, yapılacak inşaatlarla ilgili “Tip Sözleşme” zorunluluğu getirilmemesi, Borçlar Kanunundaki genel nitelikli Eser Sözleşmesi hükümlerinin kentsel dönüşüm alanında yetersiz ve eksik kaldığı unutulmamalıdır. Vatandaşın sözleşmelerde yer alan hususları yeterince incelememesi, müteahhit tarafından tek taraflı olarak hazırlanan sözleşmelerin mağduriyete yol açması sıkça karşılaşılan hukuki olaylardır. Bu sebeple, riskli alanlarda ve riskli binaların olduğu bölgelerde, sözleşme şartlarının kanunla belirlenmesi önem arz etmektedir.

Henüz başlangıç seviyesinde olduğu düşünülen kentsel dönüşüm uygulamalarında yasal ve hukuki açıdan daha çok yol kat etmemiz gerektiği aşikardır.

Mücahid Akinci bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1459
Kayıt tarihi
: 16.07.11
 
 

Kentsel Dönüşüm Hukuku alanında faaliyet göstermektedir. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster