Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '13

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
103
 

Kerimoğlu, çığlıkların Sandal bitkisine karışmış sabah Çiği ve demidir.

Kerimoğlu, çığlıkların Sandal bitkisine karışmış sabah Çiği ve demidir.
 

MUĞLA YERKESİK KERİMOĞLU TÜRKÜSÜ EVİ


Kerimoğlu türküsünü  dinleyen pek çok kişi, artık  türküye konu olan evi de görmek için geliyor.  Bu yer için daha önce üç yazımı yazmıştım.

Restorasyonu gerçekleşti ve açıldı. O gündür pek çok işletme değişiyor.

Bu yerin direltilmesi her şeyden önce bir kazanımdır, restorasyonunda sevgili Ertuğrul Aladağ yöresel tarzda epey heyecan katmıştır..

Bu yer canlılık ve hareket de getirecektir, demiştim.

Getirdi mi? Bu evin ve türkünün geçtiği yer Yerkesik mahallesinin adı Menteşe. Eminim bu ad yakında kalkacaktır. Muğla Büyükşehir kapsamında zaten dört beldenin(Yerkesik-Bayır-Kafaca-Yeşilyurt) birleşimi ile Menteşe ilçe belediye başkanlığı oluşacaktır. O halde Yerkesik sadece bir mahalle olarak kalacaktır.

Ama yine de yörede Menteşe adı hep geçecektir. Kerimoğlu’nun ölüm sahnesine konu olan bu ev ve yerde mahallede genç nüfus yoktur. Yani dantelini, örgüsünü, peynirini, makarnasını, yumurtasını, sütünü satacak.

Yerkesik’ten de böyle bir ses gelmemiştir. Ama demiştim ki, Kerimoğlu evi yüzyılın  dalgalanmasını günümüze taşıyacaktır.

1900’lü yılların öyküsü bu evde geçmiştir. Kerimoğlu Eyüp Efe bu evde vurulmuştur.  Elbette yaşana bir öykünün  adıdır.

Düşünüyorum, Kerimoğlu Eyüp Efe eşkiyalık yapma sürecini yaşamış mıdır? Hayır. Çünkü 20 yaşlarında vurulmuştur.Türküde sözleri geçen Milas’lı Kör Arap ve askerleri tarafından evin etrafı çevrilerek. Delik deşik edilmiştir. Kerimoğlu Eyüp Efe bu eve sevdiği kadın Sarı Sultanı görmek için inmiştir.

Dönemin ağalık sistemi. Ağanın bu topraklardaki  kahyalığını yapan ağalarla takışmış,  öykünün anlatımına göre  kendini savunmak üzere bir askeri vurmuştur. Bu nedenle Kerimoğlu Eyüp Efe  dağa kaçmış, aranmaktadır. Dağda kendisine yarenlik, yoldaşlık yapan birkaç arkadaşı ile ağabeyi Hüseyin Efe yardım etmektedir. Silah ve tütün kaçakçısı olan  ağabeyi  Hüseyin Efe’dir.

Kerimoğlu  öyküsünün o dönemin halk üzerindeki baskısını düşünürsek bu olayı kimsenin konuşmaya cesareti yoktur.

1900 lü yılların olayının ardında o dönemin kuşakları da artık yoktur. Dolaysıyla gerek araştırmacılar, gerekse  yakın kaynaklar ancak kesin bilgilerle değil yakın bilgi ve o günün olaylarını zeminini düşünerek ele almışlardır.

O dönemin kesin bilgilerine ulaşmak artık mümkün değildir. Yerkesik’te olayın geçtiği Kerimoğlu kitabını yazan yazar araştırmacı –edebiyat öğretmeni arkadaşım Hüseyin İlker Altınsoy Kerimoğlu Eyüp Efe’nin torun kuşağından. Eyüp Efe büyük amcası olmaktadır.

Geçenlerde bir kitap çıkardı, imzaladı. O kitap Bodrum yöresinde öyküsü geçmiş Gök Yörük Kerimoğlu’dur. Yerkesik Kerimoğlu öyküsü Kerimoğlu Türküsü’ne neden olan olaydır.

Bu olayların temelinde sevgisizlik, cinayet, hoşgörüsüzlük, katılık-ağalık sistemi olsa da topluma bugüne mal olmuş  ve bu coğrafyada yaşanmış gerçek olayların incelemesi , öyküsüdür.

Kerimoğlu Evi’ni işletirken pek çok şeyi dikkat etmek gerekir. Oradaki dokunun, kendi özünün ve doğanın gerçek parçası olarak ele alınmalı ve bu şekilde gelenlere ve geleceğe taşınması gerekir.

Dikkat edilmesi gereken şeyler Kerimoğlu Türküsüne sahne olan bu yerin bu özle düşünülerek bu yapının (Kerimoğlu öyküsü ve parçaları için)ziyaretçilerin gelme nedenini düşünerek oradaki çevre ve doğayla, evlerle  bütünleşen tipik bir eski yapı olduğu göz önüne alınmalıdır..

Örneğin dün dikkatimizi çeken özellikle sevgili dost Mehmet Erbil’in dile getirdiği Kafeterya işletmesinin dibindeki köşküye yapılan baca. Çok kaba ve aykırı, kötü bir görünüm taşımaktadır. Ne zaman yapıldı, bilmiyorum? Ancak epey süredir göze hoş gelmemektedir. Sonra bu yörenin baca yapısı Muğla bacası tipidir. Onun kayrak taşlarla yapıştırmanın hiçbir gereği yoktur. Baca özelliğini ve o evlerle olan özelliğini kaybetmiştir. Kayrak taşı bu yöreye ait olsa da baca tipi asla o şekilde şişirilemez.

Hangi tarihte yapıldı bilmiyorum, ancak düzeltilmesi gerektiğini ve bazı oradaki düzenlemelerin yapılırken kendi karakterinde tutarak korumak ve yenilemek gerektiğini işletmeci Yerkesikli kardeşimiz Muhsin ile görüştük.

O geniş bahçesi ile derin Çatak Vadisine açılan o bahçenin uyumu da çevredeki ağaçlara, meşelere, ahşaba bakarak  gerçekleşmelidir.

İşin özü orayı işleten kişilerin öncelikle oranın dokusu ve öyküsü evi, türküsü ile bütünleşmesi gerekmektedir.

Kerimoğlu zeybeği sizi de duygulandırır, içli bir türküdür. Çığlıkların sandal bitkilerine karışmış sabah çiğ ve demidir.

Kerimoğlu evini siz de görmeye gelin. Geniş bahçesinde bir yudum çay içerken o vadinin size sunduğu doğayı dinleyin… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 631
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 509
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster