Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
571
 

Keşke benim de bir silahım olsa!

Keşke benim de bir silahım olsa!
 

Neden silahlanıyoruz?.
Son günlerde, bireysel silahsızlanma ile ilgili kamuoyunda bir duyarlılık gelişmeye başladı. Bu duyarlılığın nedeni de, son birkaç ayda artan silahla yaralamalar ve ölümler.
Geçtiğimiz ayda, bir günde birkaç ölüm ve yaralanma meydana gelmiş, bunun üzerine medyada bu konu gündeme gelmişti. Ülkemizde her yıl, yaklaşık üç bin kişi, silahla vurularak hayatını kaybediyor. Bu çok yüksek ve korkutucu bir rakam.
1986 yılından itibaren, ruhsatlı silahların alımı kolaylaştırılmıştır. Hatta bu dönemde, sabıkası olan insanlar bile rahatlıkla silah ruhsatı alabiliyordu. Fakat bunun getirdiği sıkıntıların ortaya çıkması ile, ceza almış kişilerin silah alması kanunla sınırlandırıldı.
Yapılan araştırmalar, ruhsatlı silaha talebin her geçen gün arttığını gösteriyor. Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentler, bireysel silahlanmanın en yoğun olduğu iller arasında yer alıyor. Yapılan araştırmalar yine gösteriyor ki, insanlar, toplumda kendilerini güvende hissetmiyor ve kolluk kuvvetlerinin güvenliği tam anlamıyla sağlayabildiğini düşünmüyor. Yine bu çoğunluk, “kendilerini tehlikelerden koruma” gerekçesi ile silahlanmayı olumlu görüyor.
İlginç olan şu ki, bireylerin kullandığı silahlarla meydana gelen olaylarda bireylerin kendilerini korumak için silahlarını kullanma oranı çok düşük. Olaylar çoğunlukla çok küçük tartışmalardan ortaya çıkan ve bir anlık öfkenin etkisi ile işlenen suçlar.
Ülkemizde, birey, toplum içerisinde kendini güvende hissetmiyor. İnsanın toplumsal bir varlık olduğu ve toplum içinde kendini var ettiğini, sosyalleştiğini düşündüğümüzde, bireyin içinde yaşadığı toplumun diğer bireylerinden silahlanmayı düşünecek kadar rahatsız olması ve kendini güvende hissetmemesi çok ürkütücü ve çok tehlikeli bir duygu.
Eğitime, sağlığa ve diğer zorunlu harcamalara yapılması gereken harcamalar, güvenlik gerekçesi ile silahlanmaya harcanmaktadır.
Peki neden bireyler toplum içerisinde, ülkeler de dünya üzerinde kendini güvende hissetmiyor ve hem bireysel silahlanma, hem de devletler düzeyinde silahlanma gün geçtikçe artıyor? Medyada “maganda kurşunu” olarak tabir edilen olaylar...
Dünya barişının temeli önce bireylerin silahsızlanmasıyla atılabilir. Her gün kazayla veya kasıtlı olarak ortalama 9 insanımız, ateşli silahlarla öldürülmekte; bunun en az üç katı kadarı da çeşitli yerlerinden yaralanmaktadır.
Silahla yaralama ve ölümlerin yüzde 70’i ruhsatsız silahlarla olmaktadır.
Böylesine bir silah merakı devam ederken sonu nereye varır diye düşünürken; devletimiz de silah ruhsatlarından alacağı, trilyonlar tutan geliri düşünmektedir.
Bireysel silahlanma, bizim insanlarımız için her an üzücü olaylara neden olabilmektedir. Çok basit trafik kazasında bile silahlar çekilmektedir. Sonuç, hep acı ve gözyaşı...
Köylerde, kasabalarda hatta şehirlerdeki düğünlerde torbalar dolusu mermi atılıyor. Ankara’nın çevre yolundaki trafik levhaları atılan kurşunlarla kalbura dönmüş. Ankara’da bu yapılırsa kırsal kesimde neler yapılmaz…
Son 15 yılda, ruhsatlı silahlarda 40; ruhsatsız silahlarda ise 100 kat artış var, denilmektedir. Bu bireysel silahlanma, tehlikenin boyutunu da göstermektedir.
Sevinçte, hüzünde, kavgada her yerde; silahlar, bıçaklar ortaya çıkar.
Neden silahlanıyoruz? Asayiş güçleri görevlerini yapamadığı için mi yoksa bizde gelenek olduğu için mi?
Görevi, konumu ne olursa olsun hiç kimse, dokunulmazlığı nedeniyle de olsa, silahı ateşleyip bu bizim kültürümüzdür dememelidir.
Her dört evden birisinde silah olması, diğer üç evin namlunun ucunda olduğunu göstermiyor mu?
Hem ruhsatsız silah taşıyacaksınız hem de birisini incir çekirdeğini doldurmayan bir nedenden dolayı bacağından vuracaksınız… Cezası bazen olmayacak, bazen de birkaç ayla sınırlı olacak… Bir insana çevrilen namludan çıkan kurşun, ister bacağına ister başka yerine gelsin, cezası ağır olmalı ki, caydırıcı olsun.
Öldürmeye teşebbüs sayılmadığı için belden aşağı kurşunlamalarda ceza düşük olabiliyor. Halbuki dize sıkılan kurşunla birçok insanın anında öldüğünü biliyoruz. Zira dizin arkasındaki arteria poplitia parçalanırsa kişi, aynen kalbine ateş edilmiş gibi anında ölür. Bunun örnekleri o kadar çok ki…
Bütün bu gerçek karşısında şapkamızı önümüze koyup ciddi ciddi düşünüp hep beraber “bireysel silahlanmaya hayır” diyebilmeliyiz.
Geçen yıl 29 bin 357 kişinin silah aldığı ülkemizde, bu yıl dört ayda 3 bin 40 kişi daha kendini korumak için silahlandı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Değirmencioğlu, tarih öncesi insanının korunmak ve avlanmak amacıyla icat ettiği silahı, günümüzde insanların kullanım amacı dışında edindiğine ve kullandığına dikkat çekti.
İnsanların silahı kolayca elde edebildiğini ve kullandığında da caydırıcı bir cezasının olmadığını belirten Değirmencioğlu, toplumda yaşanan şiddet olaylarının kanlı bitmesine, insanların silaha rahat ulaşmasının neden olduğunu kaydetti.
Değirmencioğlu, insanların şiddet ve tehlikeyle karşılaştığında ilk alternatif olarak silahı gördüğünü ve varsa mutlaka kullandığını söylerken, "İnsanlar sınırlı ve stresli oldukları anda silaha çabucak ulaşabiliyorlarsa, en basit olaylar bile kötü sonuçlar doğuracaktir" dedi.
"Kendini kontrol edemeyen insanlar, silahı daha rahat kullanır. İnsanlar güvenlik gerekçesiyle veya kendini korumak amacıyla silahı çok rahat elde edebiliyor. Bu konuda hukuk kurallarının yetersiz işletilmesi, caydırıcı cezaların olmaması da insanların 'Bir tane de ben elde edeyim' demesine yol açıyor. Toplumda insanların silahı isteyip istememesinden çok silahın dayatılması söz konusudur."
Ben silahı askerlik dönem hariçinde görmedim. İhtiyacını bile duymadim. Nedenmi diye soracak olursanız. Onunla ne yapabilirim ki. Bir cana kıyabilirmiyim. Kendi kendime bu soruyu sormuşumdur. Cevabı ise hayır olmuştur. O zaman neden ihtiyaç duyayım.
Mesleği icabı silah taşımak zorunda kalan insanlara sorun. Alacağınız cevap çok çarpıcı olacaktır.Eğer bir cana kıyabileceğini düsünebiliyorsan. O zaman hiç durma bir tanede sen al. Yok kıyamam dersen bunu bütün gücünle haykır. Haykır ki taaaa Ankara'dan duyulsun.
01.09.2006 da yazmışım bu yazıyı o günden bu güne neler değişti bilen var mı?
Saygılarla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1110
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster