Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
651
 

Keşke bir soğan olsaydım

Keşke bir soğan olsaydım
 

Dünyaya bir soğan olarak gelsem hayatım şimdikinden daha mı anlamsız olurdu? Hiç sanmam. Hayatta anlam arayıp hayal kırıklığına uğramazdım bi kere. Konduğum yerde hareketsiz oturur, oradan oraya aktarılmayı beklerdim sadece. En sonunda gideceğim yerin bir insanın midesi olacağını bilirdim. Bu da bana yeterdi.

Çalışmak zorunda kalmazdım. İş aramazdım. Ömrümün en değerli yıllarını paraya benden önce kavuşmuş adamlara feda etmezdim. O adamların beyin titreşimlerinden değil bağırsak kıvrımlarından geçerek bana ulaşan emirlerini dinlemek zorunda kalmazdım. Bir masa başında oturup aynı lafları döndüre döndüre yazmazdım. Kağıt ve mürekkep harcamaz, hepimizin anası olan toprağı bu zararlı maddelerle kirletmezdim.

Ne felsefeyle ilgilenirdim ne de matematikle; işime de yaramazdı zaten. İki kere iki ister dört etsin ister on beş, hiç umurumda olmazdı. Karekök almaktan bana neydi, Pi sayısının 3,14 olduğundan bana ne. Tarihle de ilgilenmezdim. Hangi savaşta kimin kimin yendiği beni hiç enterese etmezdi.

Paramı elbiseye yatırmak zorunda kalmazdım. Kendi elbisem bana yeterdi. Zaten paraya da ihtiyacım olmazdı. Tabii para kazanmaya da... Faiz harammış, değilmiş zerre kadar ilgilendirmezdi. Repoyla işim olmazdı; doların düşmesinden ya da yükselmesinden hiç endişelenmezdim.

Yakışıklı mıyım çirkin miyim diye her fırsatta aynaya, vitrin camlarına bakmazdım. Her sabah kalkıp yüzümdeki kılları kazımak zorunda kalmazdım. Kesinlikle şimdikinden daha “cool” olurdum. Konduğum kasada sessiz, hareketsiz, mor ve sıkı bir şekilde, dünyayla ilgilenmeden beklerdim. Hiçbir şeyden korkmazdım. Kimseyi özlemezdim.

Askerlik yapmazdım mesela. Zaten bir soğanı kim askere alır ki? İnsanı olduğundan bin kat daha aptal gösteren acemi üniformalarını giymezdim. Tüfek taşımazdım. Kendi adımı ve memleketimi kendime duyurmak için gırtlağım yırtılırcasına bağırmak zorunda kalmazdım. Uygun adım yürümez, kollarım kopuncaya kadar şınav çekmez, beş kilometre techizatlı koşuya çıkmaz, kimseden emir almazdım. Dayak yemezdim.

Mide ağrısı nedir bilmezdim. Gözlük takmak zorunda kalmazdım. Kaslarım gevşemezdi. Saçlarım ağarmazdı. “Göbek” diye bir sorunum olmazdı. Kalbim yağlanmaz, damarlarım tıkanmaz, eklemlerim kireçlenmez, dişlerim çürümezdi. Nezle olup burnumu çekmez, gripten yatağa düşmezdim, aksine gribe iyi gelirdim. Kanserden korkmaz, AIDS’ten çekinmezdim. Alzheimer’a güler geçerdim.

Uykusuzluk çekmezdim. İstediğim zaman istediğim kadar uyurdum. Tatil falan da istemezdim. Emeklilik günümü hesap etmez, alacağım maaşla geçinip geçinemeceğime şimdiden kafa yormazdım.

Kesinlikle daha haysiyetli bir canlı olurdum. Mıymıntı bir ihtiyar olarak yalvarmazdım Azraile. Dünyaya verip verebileceğim yegane tepkimi ölüm anıma saklar, beni ölüme gönderenin gözlerini yakardım hiç değilse.

Foto: http://www.umassvegetable.org/images/soils_crops_pest_mgt/crop/onion2.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir gün,ikinci vaya onbeşinci kez hayata gelseydım ne olmak isterdim diye hiç düşünmedim.Elimde olduğunu düşündüğüm birşey olmasına rağmen.Peki celal bey sizce herşeyin bir zorluğu yokmudur.Asıl beni merakta bırakan ise insanın önüne geçemediği o soganın yüzde oluşturduğu hüzünü anımsatan gözyaşının akmasını sağlayanı isteyişinizin illaki düşüncelerinizde farklı bir konumu varmı acaba.Tamam hayır yok diyeceksiniz ama yinede kalacak bir ? bende...Evet faydalı olduğu kadar zarar da verebilir insana soğan.Tıpki yaşanılan her ne olursa ,herkimsek,herhangibir canlıda olsak illaki yaşamadan bilemiyeceğimiz iyi kötü yanları var diye düşünüyor ve diyorumki iyiki ben hatice alagöz olarak şuan varım ve şu konumumda sizinle diyalog halindeyim.Yaşadığım iyi kötü her ne varsa birleştiği noktada da sizinleyim.İyiki yaşanılanlar herneyse yaşanılmış hiç yaşanılmamasından iyidir bence...Daha yaşanılacak nice iyi kötü her ne varsa ben var olduğum için varsa sorumluluğunuda hakkını vererek yaşamak gerek.

yüreğinin sesi 
 24.10.2007 18:51
Cevap :
Sevgili Hatice bu yazı bir anlık ruh halinin etkisiyle yazılmış biraz beyin kurcalayıcı bir yazıydı. Elbette ben de Celal Çelik olarak bu dünyada bulunup senin gibi dostlarla tanışmaktan mutluyum. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Sevgiyle kal...  25.10.2007 21:59
 

Gökyüzünden sana inecek küçük damlaları beklerdin günlerce, can versin diye susuz yüreğine. Hoyrat bir el çeker alırdı seni koynundan topragın, ve bir sürü itiş kakış içinde binlerce soğanla,ki biri birinden daha fazla kokabilirdi o hengamede; altalta üstüste beklerdin .ÇÜRÜYEREK.Satılırdın üç kuruşa en acısıda bu olurdu satılmak. bleki bir çöp tenekesinde son bulurdu yaşamın belkide bir midede.Boş ver butimar sen hep böyle kal ya da "Butimar " olmayı iste....Sen celal çelik olarak kal ki esirgenmesin yazıların bizlerden. esen kal

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 19.08.2007 13:47
Cevap :
Yav öyle şeyler söyledin ki vazgeçtim soğan olmaktan :) Tamam ben yine Butimar olayım! Sevgiler, selamlar...  19.08.2007 21:55
 

Cinayete kurban gitmeden ecelinle ölme şansın soğana göre daha çok çünkü! Sağlık açısından soğana nazaran daha faydalı olmasına rağmen daha az tercih ediliyor. Koku faktörü gözü yakma etkisinden daha etkili sanırım! Bol soğanlı ve sarımsaklı günler dileğimle... Sevgiler...

habişş 
 14.08.2007 19:13
Cevap :
:) Bu yazıyı yazarken birilerinin gözünü yakma isteğim vardı, o yüzden soğan olmayı tercih ettim! Tabii başka koşullarda sarımsak da olabilirdim. Sevgiler, selamlar...  14.08.2007 21:00
 

Ben kedi olmak isterdim mesela. Bembeyaz bir kedi. Soğan olmak nerden aklınıza geldi:)Ama harika bir yazı olmuş. Yan gelip yatmanın nimetleri bir bir sıralanmış:)Sevgilerimle

guguk kuşu 
 06.08.2007 20:58
Cevap :
Soğan olmak salata yaparken geldi aklıma :) Öyle sakin sakin duruşları hoşuma gitti. Canımın çok sıkıldığı bir anda yazmıştım. Hoşgeldin sevgili Hatice. Sevgiler, selamlar...  06.08.2007 21:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3556
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster