Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
313
 

Keşke çikolatalar bayrama tat katabilse...

Keşke çikolatalar bayrama tat katabilse...
 

Medeniyet, insanların bireysel hayattan toplum hayatına geçişiyle başlar. Tek tek altından kalkamayacağımız zorlukların üstesinden hep birlikte gelebiliriz. “Birlik” olmak onun için önemlidir ve gereklidir.

Öte yandan nüfus çoğaldıkça, insanların birbiriyle irtibatları da kopmaya başlamıştır. Aile denetiminin yetersiz kalmasıyla, ahlâkî önceliklerimizin giderek değer kaybetmesi, toplumsal denetim mekanizmalarının gelişmesini gerekli kılmıştır.

Artık hayatımıza kanunlar ve polis girmiştir.

Medeniyetin sonucu oluşan şehirler, bir taraftan teknolojik gelişimin nimetleriyle kişiyi fazlasıyla mutlu ederken, bir taraftan da, asıl mutluluğun kaynağı olan küçük, ama sıcak ve samimi dokunuşlardan bizi mahrum bırakmıştır.

Küçücük bir köyde yaşayan insanların birbiriyle olan tanışıklığı ve muhabbeti, bir bayram sabahında etrafımızı çepeçevre saran hava gibi istisnasız herkesi sevgisi ve şefkati altına alırken, büyük şehirlerde yaşayanların birbiriyle olan kopukluğu, bayramın sıcaklığından da eser bırakmamıştır.

Aslında önce bayramlarımızı kendi ellerimizle biz iğdiş ettik. Onu bir “tatil” dönemi gibi kullanıp ahilerle, uzak yerler koştuk. Oysa Bayram, gurbettekilerin memleketlerine dönüşünü sağlayan, senede iki sefer de olsa ailenin bütün fertlerini bir araya toplayan, uzak yakın bütün akrabaları ziyaret imkânı sağlayan, hatta kabir ziyaretleriyle ölmüşlerimizi bile rahmetle anmamıza vesile olan sosyal bir mutluluktu.

Tersine gelişen bu göç dalgasıyla, bayram heyecanı ve mutluluğu derin bir yara alırken, bayramın kaynağını oluşturan dinî değerlerimizle aramıza giren soğukluk da, her şeye tuz biber ekti.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, İslâm’a gönül verenlerin huzurlu bir bayram yapmasını engellemek için sinsice, her yıl dünyanın bir bölgesinde, insanlığın utanç tabloları denebilecek Müslüman katliamları oluşturuldu.

Bu duygularla yaşadığımız bir Ramazan Bayramını daha milletçe paylaşmaya çalışıyoruz.

İnsanların gayreti olmadan “bayram” oluşturulmaz. Bayramlaşmak, kişilerin birbiriyle paylaşabileceği bir duygudur. Mutluluklar paylaşıldıkça artar.

Bizi sevindiren bir olay yaşadığımızda, onu mutlaka birine anlatmak isteriz. Tek başımıza hissettiğimiz sevinç, sanki anlamsızdır.

Nitekim, yabancı bir ülkede, hatta bayramın yeterince revaç bulmadığı semtlerde ve mahallelerde, bayram günlerini diğer günlerden ayırt edemezsiniz. Bayrama o coşkuyu veren, insanlardır. Her bireyin ruh dünyasında meydana gelen bayram sevinci, bayramlaşarak topluma intikal eder ve bayram atmosferi bundan doğar.

Küçüklere sevgi, şefkat, hediye, bayramlık verilmesi, büyükleri ziyaret, hal hatır sorma, el öpme gibi basit, küçük fakat anlamlı davranışlar, kendimizin dışındaki herkesle bayramda bir şeyleri paylaşmayı sağlayan ve bizi birbirimize bağlayan manevi hazzı çok büyük hareketlerdir.

Şikâyet etmek yerine, elimizden geldiğince her bayramı bir öncekinden daha güçlü şekilde kutlamaya ve etrafımızdakilerle paylaşmaya çalışalım.

                                                                                               ****

Bloger arkadaşlarımız sürekli birbiriyle çekişeceklerine, keşke fikirlerini paylaşarak hem kendilerini geliştirseler, hem ülkeye bir katkı sağlasalar diye düşünmüşümdür her zaman.

Mesela her şehirde, orada yaşayanların hiç değilse belli zamanlarda bir araya gelmesine vesile olacak bir mekânları olsa… İstanbul’da Avrupa ve Anadolu yakasında iki yer olması elbette daha uygun olabilir.

Bayram vesilesiyle bütün bloger arkadaşlarıma tebrik göndermek gibi güzel bir âdet başlatmıştım. Fakat sayımızın hayli yükselmiş olması, bu arada benim de zamanımı kısıtlayan bazı işlerim olması yüzünden, bu bayram ne yazık ki, bu taahhüdümü yerine getiremedim.

Buradan bu yazıyı okuyan okumayan bütün arkadaşlarımın bayramlarını tebrik ediyor, hepsine ömür boyu sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

Birimizin üzüntüsü hepimizi tedirgin ettiği, birimizin sevinci de hepimizi mutlu ettiği gün, bayramlarımızı daha anlamlı şekilde yaşayacağımızı düşünüyorum. Millet olmanın olmazsa olmaz şartlarından biri de budur.

Her gününüzün bayram güzelliği içinde geçmesi dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ahmet Bey,hem Bayramınızı, hem de güzel yazınız ve başlattığınız gelenek için sizi içtenlikle kutlarım. AB için özümüzden çok taviz verdik. Çikolata bayramımızın simgesi olamaz. Bu nedenle ısrarla tatlı tarifleri veriyorum. Bundan sonra şehit haberlerinin olmadığı bayramlara erişmemiz dileğiyle, saygılarımı iletirim.

Ayten Dirier 
 21.08.2012 12:47
Cevap :
Geleneksel tatlarımızı unuttuğumuz gibi geleneksel tatlılarımızı da unutuyoruz ve her şeyimizle taklitçilik yapmaya bayılıyoruz. Biz özümüzden uzaklaştıkça, bayramlarımızı da bize böyle zehir etmeye çalışanlar türüyor. Dileğinize aynen katılıyorum. Gelecek bayramlarımız inşaallah kan ve gözyaşından uzak, mutluluk ve neşe saçan hakiki bayram olur. Katkılarınız için teşekkür ediyor selam ve saygılar sunuyorum.  24.08.2012 20:12
 

Kıymetli Ahmet Yılmaz:Ne Ülkemizde üretilen nede ithal edilen Çikolatalar Bayram tadı vermez,Bayram namazı sonrası mahallenizde kararlaştırılmış genişçe bir salona yemekler, taşındı mı,Büyükler salonda gençler ve küçükler odalarda yemek yediler mi,yemekten sonra hangi yemeğin tat olarak lezzet olarak birinci geldiği oylandı mı,Topluluk birlikte mezarları ziyaret etti mi,Mezar dönüşünde aynı topluluk tek, tek evleri ziyaret edip Bayramlaştılar mı,Sizin cevabınız hayır benim yorumum da Çikolata Bayrama tat vermez, Adetler, değerler, Asaletleri yüceltmek Bayramlara tat verir.Aynı Apartmanı paylaşanlar birbirleriyle bayramlaşmaz, kimi tatilde, kimi yaylada, kimi denizde,kimi zevkte kimi sefada,Yazınız çok güzel ve yerinde bir yazı ancak, ah, ah şu ancaklar..Selam ve saygılar..

Mehmet Burakgazi 
 20.08.2012 18:35
Cevap :
Diğer arkadaşların yorumlarına da yazdığım gibi, bazı şeylerin unutulmaması için bizler de gayret göstermeliyiz. Eğer bazı şeyler yapılmıyorsa, ya biz iyi anlatamıyoruz, ya öğretemiyoruz, ya da onların günün şartlarıyla uymayan tarafları var. Dinimiz, kıyamete kadar insanların ihtiyaçlarını giderecek şekilde dizaynn edilmiş bir sistemdir. O yüzden her gün, onu hayatın akışını ona, onu da hayatın akışına uydurmak zorundayız. Şimdiki gençlerin anlayacağı dille up date etmemiz lazım. Bazı şeyleri önce kendimize dert etmeliyiz. O zaman çare bulmak kolaylaşır. Bir de kendimizi görevli hissetmeliyiz. Her şeyi başkalarından beklememeliyiz. Çünkü sonuçta bize de bir görev düşmektedir. Aslında gelişen teknoloji, manevi değerleri insanlara anlatmayı daha da kolaylaştırmıştır. Ne yazık ki biz bundan faydalanamıyoruz. Çünkü önemsemiyoruz, kendimize dert etmiyoruz. Sonra da her şey elimizden gidince feryat ediyoruz. Katkılarınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  20.08.2012 21:59
 

Sevgili Yılmaz Kardeş... "Dökme suyla değirmen dönmez" hesabı, çıkolata da ne yazık ki bayramlara "Tat" katmıyor. Manevi tatlarla dolu nice bayramlar diliyorum. Saygı ve sevgilerimle... İbrahim PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY 
 20.08.2012 10:59
Cevap :
İbrahim bey, yıllardan beri hep şikâyetçi konumundayız. Nerde eski bayramlar, nerde eski bayramlar diye... Bayramların tadı neden bozuldu, geri getirmek için, daha doğrusu bugünün şartlarında, bugünün imkânlarıyla ona yeni ve güzel bir tat vermek için ne yapmalıyız diye hiç düşünmedik. Daha fazla geç kalmadan bu gibi konulara kafa yormalıyız kanaatindeyim. Yoksa şekerle, çikolatayla o tatlar asla geri gelmez. Katkılarınız için teşekkür ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.  20.08.2012 21:27
 

Sayın Yılmaz; yazınıza baştan sonuna kadar katılıyorum...Çok güzel bir yazı hazırlamışsınız, emeğinize sağlık...Her bayram gerçekleştirdiğiniz gelenek içinde ayrıca teşekkürler...Bu bayram da kutlama bizlerden size gelsin, gelenek bozulsun...Ben sizin bayramınızı kutluyor, sağlıklı nice bayramlara diyorum...Selam ve saygılar

Chveneburi 
 20.08.2012 1:24
Cevap :
Övgü dolu sözleriniz için teşekkürler... Doğru bildiklerimizi başkalarına da anlatmaya, özellikle yeni nesilleri bunları aktarmaya mecburuz. Neyi nasıl yapmamız lazım geldiğini kendimize dert edinip üzerinde önemle durmalıyız. Eksikliklerimizi tamamlamalı, yanlışlarımızı düzeltmeliyiz. Yoksa bir gün elimizde hiçbir değerin kalmadığını görebiliriz. Katkılarınız için teşekkür ediyor, selam ve saygılarımla iyi bayramlar diliyorum.  20.08.2012 21:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 946
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster