Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
120
 

Keşke çoban olsaydım

Çobanlık son zamanlardaki söylemlerle, galiba popüler olacak gibi görünüyor.

“Küçükbaş hayvancılığının 35 milyona çıkarıldığını,  bunun içinde Üniversiteli çoban yetiştirilmesi amacıyla, sürü yöneticileri alınacağı söyleniyor.”

2 yıllık Yüksekokul tarzında Çobanlık dalı açılmasıyla verilecek bir eğitim sonucunda sürü yöneticisi olunabilecekmiş.

Üniversiteli çoban olmak! Vay be kulağa hoş hoş geliyor. İşsizliğin arttığı günümüzde, Üniversiteli çoban olmak, sanırım birçok ebeveynin çocuklarını gönderebileceği ve işsiz gençlerin gitmek isteyebileceği bir iş diye düşünüyorum.

Hani güzel de olur yani. Düşünebiliyor musunuz, sürüler artık diplomalı çobanlara teslim edilecek. Artık sürü sahipleri, özellikle köylüler, hayvanlarını diplomalı çobanlara teslim ederek, “oh be” diyerek, rahat bir nefes alabilecekler. Çoğu zaman “keşke bir dağ başında, uzakta olan köyün birinde çoban olsaydım” diye iç geçirmişimdir; amma kızarak amma isteyerek…

Malum, ülkemiz tarıma ve hayvancılığa dayalı ekonomisi olan bir coğrafyadır. Bunu geliştirme amacıyla çok çalışmalar yapılabilir. Çobanlık meslek haline getirilebilir pekâlâ. Hele Üniversiteli okumuş çoban olmak, fevkalanın fevkinde olacak bir meslek olabilir.

Çobanlık, o kadar hafife alınacak bir iş değildir.

Esasında herkesin en azından bir defa, bir gün yapması gereken bir iştir.

Çoban olmak kutsal bir meslektir, peygamberlerin çoğu çobanlık yapmıştır.

Köylerde, kırsal kesimlerde yaşayıp, küçük ya da büyük baş hayvan gütmeyen yoktur sanırım. Çünkü kırsal kesimde hayvan gütmeyen kişi, tembel, uyuşuk, işe yaramaz, bedavacı, asalak olarak bilinir.

Öncelikle sabah çok erkenden kalkarsın, bu vesileyle kesinlikle sabah namazını kalırsın.

Çobansan,  kendin için beslediğin hayvanların bedellerini ödemeden yayımlamalarını yapacaklar.

Çobanlar ekmeğe ve katığa para ödemeyecekler, çünkü sabahın erken saatinde her sürü sahibi illaki birkaç ekmek ve yanında katığını verme mecburiyeti bulunmaktadır.

Çoban, sürekli hayvanlarla beraber olduğundan, en azından dedikodu yapmaktan uzak yaşamaktadır ve dolayısıyla mutlu ve huzurlu olmaktadır.

Çoban, aynı zaman da bir sanatçıdır, sanatçılık ruhuna sahiptir ve en azından bir kaval aleti çalmak şerefine nail olur.

Çoban, yaşadığı ortam ve soluduğu hava nedeniyle, hem sağlıklı, sıhhatli, hem de huzurludur.

Çoban, görüntülü teknolojik cihazlardan uzak olduğu için, radyasyon gibi zehirleyici etkenlerden uzak kalmaktadır.(Eskiden bir radyo vardı, şimdiler de cep telefonu, tablet ve laptop bilgisayarları artık çobanlar da kullanmaktadır.)

Çoban, suni gıdalardan ve kimyasallarla zenginleştirilen, GDO’su değiştirilen gıdalardan uzak yaşadığı ve doğal yollardan beslendiği için, her zaman genç, dinç, zinde ve hareketli olmakta, günümüzün rahatsızlıkları olan şeker, tansiyon, kolesterol, kalp-damar hastalıkları ve kanserden bihaber olarak sağlıklı bir ömür geçirir.

Çoban için para çok önemli olmayıp ikinci planda olduğu için, parasal işlemlerden, trafik keşmekeşinden, görüntü, ses ve hava kirliliğinden uzak yaşamaktadır.

Çoban, sıradan bir insan olarak görülse de aslında herkesin imrendiği; ama kimsenin yapamadığı bir işin erbabıdır ve Peygamber mesleği olabilecek mesleğin güzelliğine ve özelliğine sahiptir. 

Çoban, hayvanların dilinden anlayan yegâne insandır.

Şimdi onu okullu yapmaya çalışıyorlar, hem de Üniversiteli. Bakalım nasıl yapacaklar ve nasıl diplomalı çobanlar yetiştirecekler?

Pratik olarak çobanlıktan uzak olacak bu çobanlar, stajlarını nerede ve kimin yanında yapacaklar?

Staj sonunda çoban olmayanlar,  bakalım nasıl stajlarını değerlendirecekler, çoban olacaklara nasıl geçer not verecekler?

AR-GE argümanlarından, yerinde uygulamalardan uzak olan bu Yüksekokullar, bakalım çobanları hangi köye ve kırsal kesime nasıl gönderecekler ve nasıl bir torpil uygulayacaklar?

Neyse hayırlısı olsun bakalım! Kim bilir belki de bu vesileyle ülkemiz yatırım ve hayvancılık alanından beklenen ve özlenen seviyeye getirebilir. Her alanda olduğu gibi, demek ki çobanlıkta da eğitim şart yani! İnsanın “keşke çoban olsaydım” diyesi geliyor.

 

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Kerim Baydak;Olacak her köyün,her kasabanın,her ilçenin ve her Vilayetin diplomalı,okur yazar,ayrıca kaval çalma kabiliyeti olan çobanları olacak.Sahte etler,bozuk sütler olmayacak,doğadan gelen temiz süt,yoğurt,peynirimiz olacak.Öküzler,inekler,koyunlar,kuzular çoğalacak.Çünkü toprağa döneceğiz,zaten mayamızda toprak var.Vaktiniz olur da müsait olursanız" Bingöl Çobanları " dizeleri okuyunuz yorum için okuyun demiyorum.Selam ve saygılar sunuyorum. Sağlık ve mutluluk diliyorum..

Mehmet Burakgazi 
 06.04.2013 16:31
Cevap :
eyvallah Mehmet bey teşekkürler. elbette insanlar herşeye layıktır.Sevgiler selamlar  08.04.2013 10:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 978
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster