Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1050
 

Keşke ev kadını olsaydım

Keşke ev kadını olsaydım
 

Ev kadını olmak kötü, öyle mi?

“İşimi çok seviyorum, ” diyorsun bir de...

Hadi oradan pis yalancı.

Niye kızarmış ekmek kokusu duymuş gibi uyanmıyorsun o zaman sabahın yedisinde? Neden gözlerin şiş oluyor ilk ayna sefanda?

Saate bakma sebebin ne o zaman akşam olurken?

Çalışmanın iyi bir şey olduğunu söyleyecek olanın alnını karışlarım. Bu bir tehdit değil ki, sadece merak... Yani bunu düşünebilen insan acaba kaç santim alına sahip açısından yani...

Çalışmak değil istediğiniz aslında, başkasına muhtaç olmamak... Koca eline bakmamak, erkeğin vereceği harçlığa muhtaç kalmamak, yediğin yemeğin hesabını ödeyeceğin bir adamla evli olmamak...

Çalışmak insanın nefret etmesi gereken bir uğraş olmalı. Ve bunu gününün sadece birkaç saatinde yapmalı. Bence iki saat yeterli. Haftada yedi gün ama yalnızca iki saat. Dağıtılmış halde hem de. Yani sabah yarım, öğlen yarım, akşam bir olarak.

Geri kalan saatlerde mi?

Eğlence, okuma, gezme, paylaşma, yardımlaşma, izleme, öğrenme, spor, hobi, sanat gibi tamamen insani uğraşlar. Tabi beş saat uyku.

Çocuk mu?

Bütün bunları birlikte paylaşabileceğim bir partnerden başka bir şey değil...

Yemek mi?

Ağız tadı için girişilen sonsuz tat dünyası... Acayip bir zevk.

Bulaşık? Bir de temizlik. Ayırdığım iş saatleri...

Kolaysa dene bakalım.

Denemedim mi sanıyorsunuz?

Çocuğu iş olarak sayamazsınız. O, insan hayatında bir veya iki, şanslı olanlar için üç kez yaşayacağınız, hayatın en mükemmel anlarını size sunan varlıklar. Dün gece öğrendim. Bize hayatı öğretmek için Tanrı çocukları göndermiş. Her anıyla hayatı size öğreten yaratıkları ciddiye almak zorundasınız. Bu bir iş değil, aman ha...

Yemek de değildi. Onu az önce söyledim.

Geriye ne kaldı?

Çamaşır. Makine deterjanınız ve yumuşatıcınız varsa annemden daha şanslısınız... Çitilemek de ayrı zevkti. Çeşme başında ya da dere kenarında çamaşır tokaçlayanlar beni anlayacaktır. Beyazlar daha beyazdı. Bakmayın her reklamda biraz daha beyazladığınıza. İnanın ki artık daha grisiniz, her yeni çıkan formülden önce...

Ev kadını.

Soba yakmak için ayrılan bir zaman vardır. Odun kırmak erkek işi olsa da, depodan eve taşımak, sobaya yerleştirmek ve yakmak kadın işidir. Kalorifer çıkalı günde en az iki saat kazandı kadın.

Çamaşır yıkamak için su getirmek, onu kaynatmak için ocak yakmak, çitilemek, durulamak ve asmak derken haftada en az üç saat kazandı kadın.

Bebek bezi, kağıt peçete, sofra bezi gibi sık kullanımları da sayarsanız bu beş saate çıkar. Beyazları ozonda (çamaşır suyu) bir gece önceden bekletmek işin cabası.

Bulaşık mı?

Makineye dizmeden önce sudan geçirmek ve ardından makineyi boşaltmak iş olmasa gerek. Kahve lekesi veya kurumuş yumurta sarısı içinde programı varsa makinenizin işlem uzun sürmüyor. Kazanılan zaman fazla.

Elektrik süpürgesi. Gırgır ilk çıktığında ot süpürgesinin papucu dama atılmış, kadınlar için büyük kolaylık sağlanmıştı. Artık gelinler kaynanalar karşısında mahcup olmayacaktı. Çünkü gırgır süpürgesi icat olmuş ve yer süpürmek tarih olmuştu. Ardından elektrik süpürgesinin bulunması bir devrimdi artık. Halı altına süpürülen, faraşla toplanan, eğilip yerlerde sürünülen bir dönem bitmiş ve işleri kolaylaştıran bir devir başlamıştı.

Eskiden farklı olarak, artık damı akan, duvarlarındaki kireçleri dökülen, kapı eşiği toprak olan, tavanlarından kum dökülen evlerde oturmuyoruz.

Ahırımızda sağılacak ineğimiz, otlatılacak koyunumuz, yemlenecek tavuğumuz yok.

Yemeğimizi marketten Ali efendi getiriyor. Oysa eskiden buğdayı una çeviren, unu hamur eden, hamuru ise bahçeden topladığı gazel ve çalı çırpı ile tandırı kızdırıp ekmek yapan kadınlardı.

Reçeli kaynatan, salçayı yapan, bulguru döven, erişteyi kesen kimdi?

Su kuyusundan ip çekmeyi geçtim, çeşme başındaki muhabbet de değil, ama en azından soğuk ve sıcak suyumuzun aynı musluktan akabildiği bir dönemde yaşıyoruz.

Tarlada doğurmaktan, çocuğunun göbeğini kendinin kesmesinden bahsetmiyorum bile...

Ekin ekmekten, bahçe sulamaya, hasattan, pekmez yapımına, meyve kurutmaktan pul biberi yapmaya, kışlık hazırlamaktan kilim dokumaya kadar her mevsim durmayan bir kadındı ninelerimiz.

Siz okumaktan yoruldunuz, ben yazmaktan yoruldum ama onlar bir gün bile yoruldum demediler... Yine de sokak arasında dedikodu yapabilenler, kaynana çekiştirebilecek, yelek örebilecek, iğne oyası işleyebilecek, çorap örüp halı dokuyabilecek kadar zaman bulabilenlerdi onlar.

En azından dört çocuk doğurup, kocanın insafıyla haftada beş kez de beyaz bezlere silebilenlerdi onlar...

Sabahleyin horozdan evvel uyanıp herkesten sonra uyuyan, yorulmaz varlıklarımızdı.

Oğlana çeyiz hazırlayan, kıza “avratlık” öğreten, kocaya “dur” diyebilen, görümce nazı çeken, komşudan kül esirgemeyen, yeni adetler öğrenen ve öğretendi kadın.

Yinede yanakları al aldı her daim. Şarkı söylendiğinde köçek, türkü söylendiğinde al yazmalı, ağıt yakıldığında kınalı gelin olabilendi kadınlarımız.

Dün kadınlar daha çok çalışıp daha az yorulur iken bugün daha az çalışıp daha fazla yorulmasını anlayamıyorum.

Dün daha az çalışıp daha çok yorulan erkeklerimizin bugün daha çok çalışıp daha az yetebilmesi de kötü bir duygu...

Kadın olmak zor iş. Ev kadını olmak değil ama. İş kadını olmak çok kolay diye mi düşünüyorsunuz?

Parayı çıkarın, iş hayatının beş para etmez değeri.

Ben şimdi ev kadını olmak istiyorum. Dün değil ama bugün. Ekonomik özgürlük denilen o şey olmasa, yani birilerine muhtaç bırakılmamış olsam asla çalışmaz ve ev kadını olurdum.

Resim yapar, çocukla birlikte yaşar, çiçek yetiştirir, yeni tatlar dener, yeni besteler çalar, okur, yazar, gezer, tozardım...

Asla çalışmazdım.

Alizarin’den sevgilerle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

HAkkaten zor.:))

ay.şe 
 14.01.2008 23:42
 

Ben ev hanımı olmayı sevemedim nedense,yeniden çalışmaya başladım bu yaşta:)))Sevgiler

sessiz-çığlık 
 14.01.2008 22:55
 

Hayatta o saydığınız işlerin belkide hepsini yapmış biri olarak kadın olmak zor benim yaşadığım ortamda diyorum...

Mrs Su 
 14.01.2008 22:40
 

:)))))

sema öztürk 
 14.01.2008 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 302
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 6874
Kayıt tarihi
: 27.04.07
 
 

Ereğli - Konya Gazi Lisesi (yatılı) - İstanbul Üniversitesi İşletme (İng) Fakültesi - Ressam ve A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster