Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
557
 

Keşke Gerçek Olsa dedirtecek bir kitap

İnsan her şeyi yaşayamaz,o zaman esas olanı yaşamak önemlidir;ve her birimiz için “esas” olan farklıdır.“

Kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş insanların bu konuda çeşitli tarzları olabilir. Mesela ben,karşıma iyi bir kitap çıkarsa,sonrasında o kitabın yazarının diğer kitaplarını da okurum.Bu sıralar bu iyi yazar benim için Marc Levy.

Bu hafta Marc Levy’nin Keşke Gerçek Olsa adlı kitabını okudum.Mistik öğelerin ağır bastığı bir kitap çünkü romanın ana karakterlerinden Lauren,geçirdiği trafik kazası sonucu, stajyer olarak çalıştığı hastanede komaya girince;ruhu bedeninden ayrılıp,eski evinin banyo dolabına yerleşiyor ve burada evine yeni taşınmış genç mimarla tanışıyor:Arthur.Lauren’i yalnızca Arthur görüp hissedebiliyor ve aralarında zamanla duygusal bir yakınlaşma meydana geliyor.Bu yakınlaşmalar sürerken, ötenazi kararı veren hastane ve Arthur’un Lauren’in bedenini hastaneden kaçırmaya kalkışması,en sonunda da Lauren’in kendine gelmesiyle kitap tamamlanıyor.Ağır komalar ve sonrasında dirilenler bize büyük başarıyla ölüleri dirilten dizilerimizi ve senaristlerimizi hatırlatsa da,kitaptaki mistik öğelere bir şans verilebilir diyorum.Ayrıca Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi kültleşmiş kurgu romanlar varken neden sevgili Marc Levy’nin söylediklerini ciddiye almayalım değil mi?

Kitabın fiziksel özelliklerinden söz etmek gerekirse,bölümlerin kısa olması okumayı çok kolaylaştırıyor fakat çok fazla betimleme ve hareket bildiren cümlenin ardarda yer alması insanı okurken sıkabiliyor.Ek olarak, Arthur’un Lauren’e duyduğu hislerin hızlı gelişmesi ve bir anda Lauren’in varlığından mutluluk duymaya başlaması,hikayenin inandırıcılığını yitirmesine yol açıyor.Türkiye şartlarında dolabımızda bir kadınla karşılaşsak ne yapardık bilmiyorum.Hırsız zannedilme ihtimali yüksek.

Lauren’i Arthur’dan başka kimsenin görmemesi bazen Arthur’un başına komik işler açabiliyor.Örneğin restorana gittiklerinde insanlar sürekli kendi kendine konuşan ve el kol hareketleri yapan Arthur’a gülüyorlar.Ayrıca kitapta fazlaca nükteli dialoglar var.Bunlar hikayeyi takip ederken nefes almamızı sağlayan ufak şeyler ve çok hoşlar.

Arthur Lauren’in içinde bulunduğu durumu araştırmak için gerekirse her gün kütüphaneye gidip araştırma yapmaktan çekinmiyor. Bana göre bunun sebebi biraz da mutsuzluk korkusu ve bizi mutlu eden şeyleri kalıcı hale getirme isteğidir.Bizler bu amaçla,bizi mutlu eden şeyi,o hayatımızdan çekip gidene kadar kalıcı hale getirmeye çalışırız;onla olduğumuz dakikaların kıymetini bilmek aklımıza gelmez.Arthur Lauren’in durumuna inanmak istedi,belki de ilk defa böylesine mutlu olduğu için de bütün bu olanları mantıklı bir sebebe dayandırmaya çalıştı.
    
Kitapta aile ilişkilerimiz de işlenmiş.Annesinin Arthur’a ölmeden önce verdiği tavsiyeler Arthur’un çok düşünceli bir genç adam olarak yetişmesini sağlamış. Buna örnek olarak Arthur’un bazı cümleleri verilebilir:

” Ayaklarına serilen mutluluğu görebilmek,eğilip onu kollarına alacak cesarete sahip olmak...Yürekle elele veren zekadır bu.Yürekten yoksun zeka kuru mantıktır ve çok büyük bir anlam taşımaz.”

“Kimse mutluluğun sahibi değildir;bazen şansımız yaver giderse bir kira sözleşmesi yapıp mutluluğun kiracısı oluruz.Kirayı ödemekte çok titiz davranmak gerekir;yoksa çok çabuk kapı dışarı edilirsin.”

“Arthur: Annem kafamı ideal aşk hikayeleriyle doldurdu;idealler,insanın önünde çok büyük bir engel oluşturuyorlar.
Lauren: Neden?
Arthur:Çıtayı çok fazla yükseltiyorlar.”

Bunlara karşılık Lauren’in tedbiri elden bırakmayan bir yapısı vardı:

“Kendi kendime,yaşamın bir kesitini biriyle paylaştığını öne sürebilmek için,kendinden bir şeyler vermeye gerçekten hazır değilsen,adamakıllı ilişkilere girebileceğine inanmaktan ya da girebilecek gibi gözükmekten vazgeçmen gerekir diyorum.İnsan mutluluğa parmağının ucuyla dokunamaz.”

Son olarak kitabın bir yerinden alıntı yapmak isterim:

“Çünkü biz eğrisini doğrusunu hesaplamaya çalışırken ömür tükenir.”

Keşke Gerçek Olsa, şans verilmesi gereken kitaplardan biri.

Asi Güvercin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 376
Kayıt tarihi
: 12.10.07
 
 

 İsmim Ece.  Boğaziçi Üniversitesi Kimya bölümünde okuyorum. Okumayı çok seviyorum, o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster