Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2088
 

Keşke gidebilsem gönlümü de alıp...

Keşke gidebilsem gönlümü de alıp...
 

Evet gidesim var, kimse görmesin beni, gönlümüde alıp. Keşke gitsem ama hep arkada kalan gönlüm oluyor.

Arkayı dönüp gidişleri öğretmediler bir tek aşkı anlatırken, severken çekilip bir karanlık odaya, köşede oturup sessiz sessiz ağlamaları. Kimselerin bulamadığı bir ev, sisli puslu bahçelere çekilip, kendine sarılıp, sessiz çığlıklarla ağlamak. Ağlamaları kimseler duymasın diye, kanayan yüreğinden, kan çanağı olmuş gözlerle, saklanmak istiyorum... Ama... Karanlıklardan korkarım...

Eriyip gitmekten korkuyorum kaskatı kesilmiş, buz gibi bu odada, zaman beni eritecek diye. Çıkmak istiyorum ama çıkamıyorum. Gitmek istiyorum yanınızdan, sizi üzmemek için, sonra geri gelmek üzere... Herşeyi yerli yerinde bırakıp, ki sonra koyduğum yerde bulayım diye.

Buyur üstad. Sen anlat, bizden iyi anlatmışsın...

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

Can Yücel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 15.04.07
 
 

1983 İstanbul, Emirgân doğumluyum. "Asli mesleğim Aşçılık olup, sektöründe lider bir firmada ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster