Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
241
 

Keskin kürpe...

Keskin kürpe...
 

internetten bulunmuştur.


Emekli olup da kuşe-i uzletinize çekilince; "evde ne yapıyorsun?" şeklindeki abes soruya muhatap olursunuz. Bu lüzümsuz soruya vereceğiniz cevap ne olursa olsun, karşınızdaki vatandaş, "ha...evde boş boş yatıyormuş..." şeklinde anlar.

Ben bir kaç kez denedim. O meşum soruya, "yazıyorum" diye cevap verdim... Karşımdaki bu cevaptan ya hiç bir şey anlamadı ya müstehzi bir eda takındı ya da duymamış gibi yaptı. Hemen hemen hiç kimseden; "Nerede yazıyorsun, neler yazıyorsun; aman ne güzel yapıyorsun" şeklinde tepkiler almadım.

Ben buna aldırmıyorum tabii... Biz kahve köşelerinde kendini eski(l)tmek yerine, klavye başında çoğaltmayı seçtik (iyi laf oldu değil mi Culduz!)... Yaşadığımız toplumun, emekliye biçtiği rol, bir kahveye abone olmak ise, bizim kabahatimiz nedir, yani...

Ben aldırmıyorum da aldıranlar oluyor... Örneğin, eşime, "Ali evde ne yapıyor?" diye imalı sorular sorulduğunda, kadıncağız ağız ucuyla,"Ali yazıyor..." diyormuş. Tabii karşıdakinin tepkisi yine aynı. Ne yazıyor, nerde yazıyor; ne güzel meşguliyet bulmuş, diyen yok. En iyisi mal mal bakıyor; en kötüsü de, "Peh... yazıyormuş... evde boş boş yatıyor, diyemiyor da...) anlamında tebessüm ediyormuş...

Kadın bu...Tepkiler böyle olunca, alıp o tepkileri eve geliyor. O tepkilerin kimi tepeceğini söylemeye gerek var mı?... Halbuki bir Allahın kulu, "Aaa ne güzel, okuyup yazıyor ha...Neler yazıyor, nerde yazıyor... Ay ne kadar şanslısın kııız... Bizimkiler kahvelerde pinekliyor..." vesaire, bir şeyler dese, eve gelen tepkiler de ona göre olacak.

Aldırmıyorum, desem de aldırıyorum... En azından bazı zamanlar aldırıyorum. Yazarlık, pazarlamacılık gibidir; eğer malınız alıcı bulmuyorsa, sonunda suçu alıcıya bulmaya başlarsınız... "İyi maldan ne anlar bu mal", demeye başlarsınız.

Yine benim durumum iyi... Doğruyu isterseniz, zaman zaman umutsuzluğa, zaman zaman kırgınlığa, zaman zaman da kızgınlığa düşsem de ben, en azından, kamuoyuna karşı öfkeli değilim.

Bir de burada yıllarca muhalif muhalif yazıp da mevcut iktidarı giderek daha büyüten arkadaşlar var ya... İşte onların durumu çok üzücü... Yazıyorum, yazıyorum kimse anlamıyor, şikayetine hak veriyorum gerçekten... Şikayetler küslüğe, küslük öfkeye dönüşüveriyor.

Nihayetinde,"marifet iltifata tabidir" denilmiştir. İtifat yoksa, marifet kendi çalan kendi oynayan durumuna düşer. Bunun sonu da yılgınlık, kırgınlık ve kızgınlıktır.

Ama, her şeye rağmen bu öfkeyi abartmamak, sakin olmak lazım... Dünya döner, hayat devam eder; olacak olan olur; ölecek olan ölür... İşleri akışına bırakmak en iyisi.

Neydi o rahmetli Barış'ın şarkısı:

Ali yazaaaar

Veli bozaaar

Süt suyunu çeker azar azaaaar

Üzülmüşün neye yararaaar

Keskin kürpe  s....ine zaraaar (yok yok burası böyle değildi)

Keksin sirke küpüne zaraaar.

Yani dostlar, şuracıkta şuncacık adamız, kendimizi de arkadaşlarımızı da üzmeyelim... Sonuçta keskin olan kürpe de olsa, sirke de olsa, bir şeyimize zarar veriyor.

Bu yaştan sonra her şeyimiz çok kıymetli değil mi bizim!

Hafta sonunuz iyi geçsin.... Kalın sağlıcakla!...

Not: Birkaç günlüğüne Seferhisar'a, yazlığa, kaçıyorum... Yorumlara cevap gecikebilir, aldırmayın!!)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Hocam, bu yazınızı da okudum. Bir kaç öneride bulunabilir miyim! Müsaadenizle: Bir "dizüstü bilgisayar" edinin, öyle pahalısından değil. Mobil İnternet bağlantısı da o kadar pahalı değil artık... Kahvede yazın, çayınızı da için, hem dostlarınızın canlı yorumlarını ekleyebilirsiniz yazılarınıza, hem belki merak ederler dostlarınız, onlar da "blog" yazarı oluverirler! Üstelik, Seferihisar'a geçtiğinizde yazı ve yorumlarınızı da böylece takip edebilirsiniz. Bir diğeri; "Keskin Sirke..." kelime oyununuzu anladım, açıkça yazmışsınız zaten. Ancak "Süt suyunu çeker...",, sizin de bildiğiniz gibi "Küp suyunu çeker..." olacak, doğrusunu açıklamamışsınız. Sonuç; dizüstü bilgisayar, mobil İnternet, kahvede "çay-muhabbet" derken "süt suyunu çeker" mi acaba diyorum! Hocam, engin hoşgörünüze sığınarak betimlemeye çalıştım. "Sürç-i lisan ettiysem af ola!" Akıcı üslubunuz ve yormayan konularınız nedeniyle sizi keyifle okuyorum. Saygılarımla. A.AK

Ahmet AK 
 05.02.2013 12:42
Cevap :
Teşekkür ederim. Dizüstü var zaten de mobil işine henüz girmedim...Süt konusunda haklısın, aklımda öyle kalmış...Selamlarımla  06.02.2013 0:56
 

Yaa şimdi Arif Bey'in yorumuna da bakılcak olursa burada ENN çok kıskanılan, fesatlanılan benim demek ki. Sadece iltifatın esirgenmesi değil, onun daha daha da ötesinde malum bazı kişilerce özellikle bir yığın insana çengel atılıp organize bir şekilde şu kadını kötüleyin diye bir kötüleme-karalama kampanyası bile yürütülebildiğine göre... yani... bayrak bende bakın hee ona göre. Lütfen... bilsin herkes sırasını, birincilik bende:))

Filiz Alev 
 03.02.2013 5:27
Cevap :
Ben uyar oğluyum...Hiç itirazım olmaz..:) Selamlar  06.02.2013 1:04
 

siz emekliler yazin biz emeksizler okuyalim!

Newyorker 
 02.02.2013 17:25
Cevap :
Dur bakalım sen emekli olduğunda neler yazacaksın, biz de neler okuyacağız...Bekliyoruz..:)  06.02.2013 1:05
 

Hayırdır!... Yaz mı geldi ki?... E hadi bari, git de dinlen... Biz yazı göremedik, daha kar yağıyor da... Selamlar...

İBRAHİM PEKBAY 
 02.02.2013 16:55
Cevap :
İzmirde iki gündür bahar havası var İbrahim Bey...Gerçi ben yazlığa soba yakıp nostalji takılmak için gidiyorum kışın...Geçin hafta bizim birader burdaydı, Hacılardaki yazlığına çıkamamış arabayla...:) Yani, buna İzmir farkı diyelim...:) Selamlarımla  06.02.2013 1:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 4200
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 779
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster