Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
269
 

Kesmek: Bu bizim işimiz! Turkiya çok uzaktır.

Kesmek: Bu bizim işimiz! Turkiya çok uzaktır.
 

Komşumun kocaman yeşil alanı, resim bana ait; "Kedi köpek fare! İnsan gölgesi adlı galerimden...


Hiç kimse bizden iyi kesip atamaz.

Adamın lafını keseriz; iyice kafamız bozulursa; kafa keser, pencereden sokağa fırlatırız.

 Subay adlı vatandaşın Berlin’de iki üç hafta önce yaptığı gibi; tabii ki onun bir mazereti ve iki kadını beş çocuğu var; belki geçim sıkıntısından belki de gurbetin soğuk yüzünden; kriz geçirmiştir.

 Allah şifasını ya da başka bir şeyini mi verir onu bilemeyiz.

***      

Büyüsün gelişsin diye keseriz; döner döner keseriz.

***

İslam’a sıcak bakan; Müslimlere kucak açan; ilkokullarda din derslerini programına alan bir Almanya ikiyüzlü bir Almanya var karşımızda.

İkiyüzlü belki de bin bir surat.

Bizim kafamız basmıyor. AB Birliği diyoruz da başka bir şey demiyoruz.

Köln Yüksek mahkemesinin kadısı sünneti yasaklamak için harekete geçmiş. Savunmasız çocuklara yapılanı; tecavüz olarak nitelendirmiş.

18 yaşında reşit olduklarında; isterlerse kendileri karar vermeliymişler.  Neden olmasın? Evlilik ve sünnet bir arada; tasarruf edildiği gibi bir taşla iki kuş vurulur.

En sevmediğim söz dizisi “Taşla kuş vurmak” Jargon dışı kalmalı bu münasebetsiz sözler.

Nerde kalmıştık?

Almanya’daki sünnet yasağına bir bakımdan sevinmeliyiz çünkü Türkiye için yeni bir sektör; doğabilir.

“Sünnet Turizmi”

“Şakaşuka beş yıldızlı otelimizde; uzman eller tarafından çocuklarınız sünnet edilir. Bir çeyrek altın bizden; bir haftalık konaklama sizden; rezervasyonlarınızı bekliyoruz.”

Damping fiyatlar!

***

Bizim milletin farklı çalışan kafası çıkış yolları arar ve de bulur.

Almanya’nın komşuları şimdiden hazırlığa başlamıştır.

“Pize gelin pe more  TURKİYA çok uzaktır. Cançağızım piz anında, şip şip şak şak haleder kezer piçer dikeris.”

Eğer işin ucuzuna kaçılırsa; olabilecekleri düşünmek bile keyif kaçırıyor.

***

Politikayı ve politikacıları hafife alanlar yanılırlar.

Önümüzü yönümüzü hızımızı kesen ve gaz verenlerdir onlar…

Şimdi efendim bu bilgelere benim de sormak istediklerim var.

Yücenin bir kulu olarak…

“Sizler: Yeni doğanlarınıza sormadan ibadethanenize götürüyorsunuz; kafasına okunmuş üflenmiş su dökerek bir mezhebin üyesi yapıyorsunuz. Çocuk: Belki Katolik olmak istemeyecek belki Martin Luther’in yolunu izleyecek; belli mi olur. 18 yaşına geldiğinde Budist de olmak ister ateist de”

Pardon ben karıştırdım; siz çocuğun bir yerlerini kesmiyorsunuz. Dolayısıyla tecavüz sayılmaz.

 

Öyleyse diğer soruma geçeyim.

Zengin komşularımızın koskocaman bir yeşil alanı var.

Ulu ulu ağaçları kesecekler; orman bakanlığı izin vermiş.

“Kesin! Demiş yüz yıllık çam ağaçlarını, zeytini, dutu, çınarı…

Beton binaları dikin; göht göhte olsun insanlar; daracık sokakta araçlar da göht göhte; birbirlerine hırlasınlar.”

İzmir’i her gün sünnet ediyorlar.

Kimin umurunda?

 O bir ana!

Sahipsiz; dünya güzeli...

Dünyanın yüce mahkemeleri!

Ben size başvursam; elime ne geçer ki?
Anladım. Hiçbir şey…

“Karışmayız çünkü siz her zaman bir yolunu bulursunuz” Diyorsunuz.

Ya sünnet meselesi?

“O çok başka bir durum; geleceğe yatırım yapıyoruz. Müslümanları: Çaktırmadan yokuşa sürüyoruz. 30 yılda kendi anadilini unutanlar: 30 yıla varmaz sünneti de unuturlar.”

***

Ülkemin doğası sizleri ne alakadar eder?

Ülkemin insanı: Kendi doğasına lâkayt kaldığı sürece…

Suç bende; denize düşünce insan; ne bulursa sarılıyor işte.

---Kesme! Ulu ulu ağaçları deri sektörünün devasa lideri komşum. “Ağaç kesen baş keser” Derler.

Yoksa sen de Yaradan’a inanmıyor musun?

 

   28 Haziran 2012 Perşembe

Alev Meisel/ İzmir Merhaba güzel şehrim.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Alev hanım 35 yıldır Avrupada yaşayan biri olarak kanaatimce bu uygulama klasik asimilasyon amaclı ve son 10 yıldır Avrupada daha şiddetli esen Islamofobi eğiliminin bir sonucu. Isvicrede minare yasağı, Fransada baş örtüsü yasağı ve Almanyada sünnet yasağı. Müsmümanların din ve inanc özgürlüklerini gittikce sınırlandıran hümanizm ve insan hakları şampiyonu Batı toplumlarında farklılık kabul edilmemeye başladı. Avrupada ekonomik şartlar zorlaştıkca daha büyük sürprizleri bizi bekliyor.

Necmettin Kadi 
 10.07.2012 10:41
Cevap :
Merhaba Necmettin Bey sayfama hoşgeldiniz. Yorumunuzda dile getirdiğiniz gibi ekonomik dengesizlik; orta direğin her geçen gün biraz daha erimesi; refahın tadını tatmış şimdilerde işsiz ya da devletin yardımcıklarıyla ayakta kalmaya çalışan toplumun bir bölümü mutsuz ve ümitsiz...Onların dikkatlerini farklı yönlere çekmenin önemli olduğuna inanan yönetim bu tür yasaklamalarla halkın sempatisini kazanmaya çalışıyor. Belki de göz boyamanın kazançlı olduğunu düşünüyorlar. Avrupa'nın kendi halkına gösterdiği özensizlik olmasa; cidden endişe duymak gerekir.Din: Çok dallı budaklı olmalı ki aklına esen onun arkasına gizlenmeye çalışıyor. İşte bu yüzden; bu iki yüzlülüğün bedelini doğa ve günahsızlar ödüyor. Değerli düşüncelerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler. İzmir/ İnternetli köyden bulunduğunuz ülkeye selamlar. Hoşça kalın.   10.07.2012 13:32
 

Dışardan Hukuk kararı olarak doğru gibi görünüyor, ama bir de Tıp uzmanlarına danışsaydılar; acaba onlar neler derdi? Bazı kararlara Almanya'da da Türkiye'de de akıl sır ermiyor...Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 28.06.2012 21:00
Cevap :
Evet Erdal Bey; ne Almanya'ya ne de Türkiye'ye akıl sır erdirmek mümkün değil çünkü ne yaptıklarının farkında değiller ya da hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yol bizleri şaşırtıyor. İşte o yüzden ekranlarda saçmalayanlara şaşmamak gerekir. Gençlik; şöhrete ulaşarak kısa yoldan fazla yorulmadan çok kazanmak istiyor. Haklılar böyle başa böyle tarak... Teşekkürler, selamlar saygılar.   03.07.2012 1:29
 

Küçücük çocukların sünnet edilmesinin yasaklanması düşünülürken aynı küçücük çocukların din dersi yoluyla dini şartlandırmaya, koşullandırmaya tabi tutulmaya devam edilmesi bence tam bir çelişkidir. Umarım bir gün 18 yaş altında çocuklara her ne tür olursa olsun kendi inançlarımızı dayatmanın açık bir insan hakkı ihlali olduğunu idrak edebiliriz. Selamlar

Matilla 
 28.06.2012 20:05
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey; Berlin'in bir çok semtindeki okullarda din dersleri öğretmenlerinin talebeleri yok ( ya da bir iki öğrencileri var)çünkü sınıflarda Hıristiyan dinine mensup öğrenciler yok denecek kadar az.Çoğunluk Arapların ( Bir ana babanın en az ortalama beş yavrusu olduğu gibi erkekler yani babalar da çok eşli. Maddi gücü el veren Türk ebeveyn ya taşınıyor ya da çocuğunu uzak semtlerdeki okula benzeyen okullara taşıyor. Hal böyle iken; getolaşma dört nala yaygınlaşırken;Almanlar sünneti yasaklamakla kendi halkının gazabını dindirmeye çalışıyor. Adamlar kendi ülkelerinde azınlık durumunda; bu da hiç sağlıklı sonuçlar vermiyor. Veremez de... Anlatılacak yazılacak o kadar çok şey varki...Mustafa Bey; sırf yabancılar değil, yerli halk da bu durumdan nasibini alıyor. Selamlar, saygılar.   03.07.2012 1:20
 

(2) Değerli Alev Meisel, Çoğumuza belki ilginç gelecektir. Batının derdi Türklerden çok Müslüman Türklerledir. Bunun temelinde, Dante'nin İlahi komedyasında (13'ncü asır) belirtildiği gibi İslam'ın bir hak din olarak kabul edilmemesi (Bölücülüğü!) vardır. Bunu ilerleyen zamanda (Bizde fazla bilinmez-yazılmaz)özellikle İngiliz siyasetçilerinin negatif çalışmaları izler. Ve ağacı severiz, ancak yine de keseriz. Neden? Sigara ve alkol zararlıdır. Bu bilinir. Ancak insan bunlar nedeniyle hastalandığında bunların zararını kavrar. Bilmek, uygulamak, kavramak için yeterli değildir. Bugün İslam, gerçek manası ile yaşanmamaktadır. İslam'da asla bağnazlık yoktur. Ancak kasıtlı olarak bağnazların uygulaması, "İslam" olarak sunularak kafa karıştırılır. Cehalet ve fakirlik İslam'da sakınılması gereken etiketlerdir. Bu nedenle, "veren el alan elden üstün" Bu nedenle, "Alimin uykusu, cahilin (nafile) ibadetinden değerlidir." Ve yaşadığınız kültür, hizmet edilen kültürdür. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.06.2012 16:08
Cevap :
...Batı sadece İslam'ı değil, Musevi-Yahudileri de pek kabullenmez. Nedenlerini siz bilirsiniz burada uzun uzun anlatmaya gerek yok lâkin (çarpıtılmış, öcüleştirilmiş) İslam Dininden sayıları oldukça kabarık Müslümanlar da rahatsız olmaktadır. Her şeyden önce büyük kapsamlı bir arındırmanın zamanı çoktan geldi hatta geçmek üzere... Sorun: Yarım yamalak dinini öğrenenler değil; sorun: Bu dini ya yarım yamalak öğretenler ya da kendinden abuk sabuk yorumlar katarak; abartarak kafaları ambele edenlerdir. İşte buna bir hal çaresi bulunursa dinimizi yaşama şansımız olur. Umarım dilerim yakında bir gün böyle birileri çıkar da HİÇ BİR ŞEYİ bilmeyenlerin esaretinden bu dini yaşamak isteyenleri kurtarır. Yoksa göstermelik müminlerin kenedilerine hayrı dokunmadığı gibi istemeden de olsa çevrelerine zararları dokunur. Ağaçlar beton konutlar uğruna katledilir. Orman bakanlığı tek bir görevli ( Olay mahalline) göndermeden ulu ulu ağaçların kesilmesine izin veren belgeyi imzalar.Selam ve saygılar.  03.07.2012 0:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster