Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '14

 
Kategori
Köpek Psikolojisi
Okunma Sayısı
134
 

Kestelli'nin köpekleri

Kestelli'nin köpekleri
 

köpek ve insan


Dayımla elimize birer bira şişesi alarak gölün kenarında ağacın altına oturduk. Aramızda fazla yaş farkı olmadığı için onunla çok iyi anlaşırdım.

Kendisi uzun zamandır Almanya’da işçi olarak çalışıyordu ve yaz tatili nedeniyle izinli gelmişti.         

Birlikte sohbet ederken ilerdeki köpekleri gösterip “Dayı bak; o köpekleri görüyor musun? Onlar çok özel köpek” dedim.

Güldü “ne özelliği varmış o köğeklerin? Kestelli'nin köpekleri değil mi onlar?” diye sordu.

Kestelli dediğimiz göl kenarında deve ve eşekleriyle turistleri gezdiren bir hemşerimizdi.

Onun bir özelliği de köpeklerle çok iyi anlaşmasıydı. Hangi cins olursa olsun bütün köpeklerle çok iyi ilişki kurardı. Kasabanın bütün köpekleri onu görünce koşar yanına gelirdi.

Göl kıyısında devecilik yaparken o köpeklerden bir kaçını yanında getirmişti. Çok özel dediğim de onun köpekleriydi.

Dayıma “öyle deme dayı; o köpeklerin orada öyle ilgisiz yattıklarına bakma. Onlar yalnız yabancı turist gelince hareketlenir. Yeli turiste ise hiç yüz vermezler” dedim.

Dayım gülerek “gelenin yerli mi yabancımı olduğunu nasıl anlıyorlar. Koklayarak mı? Yoksa pasaport mu soruyorlar?” diye yarı alaylı inanmadığını ifade edercesine sordu.

“Ben de bilmiyorum, ama onlar kesin biliyorlar. Biraz sonra gözlemimin doğruluğunu görürsün” dedim.

Biz bir yandan biramızı içip sohbet ediyor, bir yandan da köpekleri gözlüyorduk.

Gerçekten köpekler etrafta dolaşan yerli tatilcilere ve onların çocuklarına hiç aldırmadan öylece uzanmış yatıyorlardı.

Yerli tatilciler köpekleri görünce çocuklarına “aman o tarafa gitmeyin ısırırlar” diye uyarıyor; köpekler hiç kıpırdamadan yattığı halde çocuklarına bir şey yapar endişesiyle yerden taş alıp “hoşt köpek!” diye köpeklere taş atıyorlardı.

Köpekler bu taşlardan rahatsız olunca; yerlerinden kalkıp biraz daha ileriye kumlara uzandılar.

Biz de öyle onları seyrediyorduk…

Öğleye doğru yukarıdaki tesislere turist arabaları gelmeye başladı.

Orada mola veren turistler yemek molası öncesi veya sonrası göle inerlerdi. Köpeklerin onları beklediğini biliyordum.

Biraz sonra yukarda arabalardan indiğini zannettiğimiz bir başında silidir hasır şapka olan üzerinde kolsuz bluz ve kısa şortlu ayağı sandaletli, siyah gözlüklü bir bayan; yanında kısa kollu kırmızı tişortlu, kısa pantolonlu ayağında spor ayakkabı olan bir bay ve boynunda ördek simit olan bir çocuk göle doğru yürüdü.

Ben köpeklerin özelliğini ispatlamak için “bak şimdi gösteri başlıyor” dedim.

Bu üç kişi geldi köpeklerin öte yanından geçip gölün içine girdiler. Köpekler ‘hiç oralı olmadan’ öyle miskin yatıyordu.

Dayım gülümseyerek “ne oldu senin köpeklere?” dedi.

Ben de şaşırmış bakıyordum ve bir şey anlamamıştım.

Bu sırada yukardan kalabalık bir gurup sökün etti…

Daha onlar yaklaşmadan bizim köpekler canlanıp hoplamaya, zıplamaya, kumda taklalar atmaya başlayınca rahatladım.

“Nasılmış?” diye dayıma baktım.

Köpekler yanlarına gelen gurubun etrafında fır dönüyor; onlar da elleriyle okşayarak köpeklere karşılık veriyordu.

Bu sırada özellikle çocuklar köpeklerle hoplaya, zıplaya oynuyordu.

Sanırım ellerinde yiyecekler vardı. Onları köpeklere verdiler. Hep birlikte köpekler yanlarında gölün içine girdiler. Orada karşılıklı şakalaşma devam etti. Bir süre sonra gölden çıktılar ve köpeklerle vedalaşıp gittiler.

Onlar gidince köpekler ilerdeki kumlara boylu posunca uzanıp yattılar.

Dayım “iyi de; ilk gelen turiste niye ilgi göstermediler? Demek ki öyle ‘turist yerli diye’ çok seçici değillermiş” dedi.

Ben de anlamamıştım…

İlk gelen üç kişi hala gölün içinde geziniyordu. Sonra çıktılar. Bayan çocuğun elinden tuttu. Köpeklerden uzak bize yakın geçiyorlardı.

Aralarındaki konuşma bize kadar geliyordu. Bu konuşmalardan onların yerli turist yani Türk olduğunu anladık.

Ben “ne haber? Onların yerli turist olduğunu biz anlayamadık; ama onlar uzaktan hissetmiş ve onun için ilgi göstermemişler” dedim.

Dayım “Haklısın, biz anlamadık onlar anladı. Bu yabancılar hayvanları çok sever. Demek ki hayvanlar nerde olursa olsun bunu hissediyor” dedi.

Sonra Almanya’da yalnız köpeklere değil; bütün hayvanlara nasıl ilgi gösterildiğini, yeşil alanların güzelliklerini ve oraların çok güzel korunduğunu örnekler vererek uzun uzun anlattı.


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 200
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Sanat Enstitüsü yapı bölümünden 1967 yılında Denizli'den mezun oldum. Buca Mimar Mühendislik Özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster