Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '16

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
210
 

Kestim sarı saçlarımı

Kestim sarı saçlarımı
 

Yarıyıl tatiline girdiğimiz şu günlerde lise son sınıfta okuyan kızımla birlikte vizyondaki filmlere bakıyoruz. Amacımız, ikimizin de izlemekten keyif alabileceği filmi seçmek. Seçimimiz, Oscar Ödülü sahibi David O. Russell’ ın yönettiği, Jennifer Lawrence, Bradley Cooper ve Robert De Niro’nun başrollerini paylaştığı Joy’dan yana oluyor. Filmin özetini okuduğumuzda gözlerimiz parlıyor ve “İşte bu,” diyoruz ve filme doğru yol alıyoruz.

Film, Amerikalı, mucit ve girişimci Joy Mangano’nun gerçek yaşam öyküsünden uyarlanmış. Joy, biyografik özellikler taşımanın yanı sıra komedi ve dram türlerinden de nasibini aldığını hissettiriyor. Tüm bu yanlarıyla film, bizi iki saat boyunca sarıp sarmalıyor.

Joy, kadınların egemen olduğu bir ailenin en küçük ferdi olarak dünyaya gelir. Anne babası boşanmıştır. Çocuk denebilecek yaşından itibaren düş gücüyle yol alır. Kurduğu bu dünyanın kahramanı olan Joy’ un en büyük destekçisiyse büyükannesidir. Bu kurgu dünyada Joy’un oyunları, tasarımlarla doludur. Joy, aynı zamanda da başarılı bir öğrencidir. Ancak bu başarısı onu bir yere götüremez. Zamanla sorumsuz aile bireylerinin tüm yükünü omuzlamak zorunda kalır, yaşadığı sorunlar, engeller, genç bir kadın olana değin de peşini bırakmaz. Evlenir, çocuk sahibi olur ve boşanır. Sonuç değişmez. Yaşamına giren herkesin yükünü bir mıknatıs gibi üzerine çeker. Günlük koşuşturmanın yoğunluğunda boğulurken hayalleri de gün geçtikçe sönümlenir. Yaşamdaki misyonu, aile içi sorunlarla başa çıkmak, her şeye ve herkese tahammül etmek ve kendini yok saymaktır.

Joy, kendisi hariç herkesi düşünmeye çalışarak ömrünü tüketirken kızına okuduğu kitaptaki bir cümleyle içten içe sarsılır. Kitapta bir ateş böceği türünün on yedi yıl uyuduğundan söz edilmektedir. Bu aşamadan sonra Joy için yaşam, eskisi gibi olamayacaktır. Kabusları O’nu on yedi yıl öncesine döndürür. Geri geldiğindeyse artık uyanmıştır.

Joy,  uyanışın coşkusuyla tekrar tasarımlarını yaratmak üzere harekete geçer. Ancak tasarladığı paspasın finansmanını sağlamak, tanıtımını ve satışını yapmak, patentini almak umduğu kadar kolay olmayacaktır. O’nu zorlu bir mücadele süreci beklemektedir. Bu süreçte, yakınında bulunan insanların hem desteği, hem de kösteği ile yüzleşmek zorunda kalacak, bu arada iş dünyasının acımasız çarkına çomak sokmayı da öğrenecektir.

Filmin sonlarına doğru Joy, her şeyin onu yere serdiği, kimsenin kendisine inanmadığı, kandırıldığını hissettiği bir noktada, kısacası kaybetmenin eşiğindeyken makası eline alır ve saçlarını keser. Kanımca David O. Russell, bu sahneyle dönüşümün ayak sesine tempo tutarak hem Joy’a hem de izleyiciye yeni bir dünyanın kapılarını aralamaktadır. Joy, yeni görünümüyle birlikte güçlenir, dışı, içine yansır. Karşısına çıkan engelleri aşar ve hayallerini gerçeğe dönüştürür.

Bize gelince… Rolling Stones ‘un “You can’t always get want you want” şarkısı eşliğinde sinema salonundan çıkarken geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz şair Gülten Akın’ ın “Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi / Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen – /Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım,“ dizeleri aklıma düşüyor ve kızımla paylaşıyorum. Kızım, “Acaba saçlarımızı kessek mi Anne,” diyor. Gülümsüyorum, “Neden olmasın,” diyorum.

ESRA KARA 26.01.20016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk 15 dksında sıkılır gibi oldum fakat sonrasında enteresan bir şekilde içine çekti. Gerçekten güzel ve izleyebileceğim hoş bir film. Film bittiğinde yüzünüzde tebessüm kalıyor. Tavsiye ederim.

Ferhat Dağkıran 
 03.02.2016 1:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 326
Kayıt tarihi
: 27.02.14
 
 

"Hikayeler hep aynı hikaye, diyorsan ve değiştirmek istiyorsan..." 1969 Yılında Ayvalık'ta dünyay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster