Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
17329
 

Ketum olmak

Ketum olmak
 

“Sıradan insanın, farklıya olan nefretidir, farklıyı ketum olmaya iten.”

"İnsanlar arasında yasamak güçtür. Susmak çok güçtür de ondan." Nietzsche.

Erdemli insan olabilmenin temel vasıflarından biri ketumiyet ve sır saklama bilincinin kişiye yerleşmesidir. Akil insan olmak yolunda olan birey, olur olmaz her konuda sadece konuşmuş olmak için konuşmaz. Her şeyden önce ketum olabilmeyi öğrenmeliyiz.

“Dünyada en zor üç şey, sır saklamak, boş zamanını değerlendirmek ve affetmektir” denir.

Eski kadim tapınakların neredeyse tamamında girişte önce susmayı işaret eden bir sembol bulunmaktaydı. Bu sembol; önce hem kendinizi hem de diğer insanları dinleyin, konuşmadan önce ise çok iyi düşünün anlamında bir uyarı idi.

Ketumiyet size emanet edilene ihanet etmemektir. Sözlükte, “Sır saklamak, ağzı sıkı olmak” olarak geçer. Ketum olmak, güvenilmektir, gerektiğinde sır saklayabilme gücüne sahip olabilmektir. Ketumiyet duygusu insanın kendisine saygısını artırır. Ketumiyet bir anlamda sadakattir, size güvenilerek iletilen bir duygunun ya da bilginin olur olmaz paylaşılmaması gereklidir. Size iletilen çok önemli bir sır sizinle birlikte mezara kadar gitmelidir. Size itimat edilip en özel duygular paylaşılmışsa da bunlar sadece size özeldir. Filozofların eserlerinde ketumiyet en mühim ahlaki ve insani vasıf olarak gösterilmektedir.

Ketumiyet kişiliğin sağlamlığını test eder, o bir zaman gelir şerefiniz olur. Sır tutamayanlar, kendisine güvenilip paylaşılan duyguları sinsice taşıyanlar toplumda sevilmez. Avamın herkesin özelini merak etmesi, edindiği bilgiyi herkese filtrelemeden aktarması belki onlara kısa vadede bir keyif verebilir ancak eğer derinlerde gömülü de olsa bir vicdan sahibi iseler sonradan duyulacak emanete ihanet hissi onlara pişmanlık verecektir. Bu tip insanlar, cemiyet içinde daima sevilmeyen, itimat edilmeyen insanlar arasında yer alırlar. Bir anlık zevk karşılığı ağızdan bir defa çıkmış sözü, tekrar geri alıp sır haline getirmeye hiç bir kuvvet yetmez.

“Söylediklerimin kölesi, söylemediklerimin efendisiyim.” denilir. Sırlar, kimseye anlatmamak bedeli ile verilmiş emanetlerdir. Ketum olmak, sadık olmak, ihtiyatlı olmaktır. Bilgiyi hak eden ile hak ettiği kadar paylaşmaktır.

Kuyruğu ağzında yılan, evrenin yasalarını ve sırlarını hakkı olmayana ifşa etmeden saklayan ketumiyet ve ebedî bilgelik simgesidir. Özgür kılmaya çalıştığımız zekâmızı ve zihnimizi sükûnet, sevgi ve ketumiyet ile yaratıcı kılabiliriz.

Ketumiyet, insan irade ve benliğinin bir imtihanıdır. Bu imtihanı kazanamayanın hayatta hiçbir imtihanı kazanmasına imkân yoktur. Ketumiyet, kendi kendini inşa eden yolcu için bir öz disiplindir. Yaşamların her alanında sıkıya gelemeyip, disiplinden kaçanlar burada da bir kılıf uydurabileceklerdir. Bir sırrın devamlı olarak saklanabilmesi, insan ruhunu en çok olgunlaştıran, nefse hâkimiyeti sağlayan en büyük faktördür. İrademizin kuvvetli olması, doğal ve terbiye edilmemiş hislerin irademizle kontrol altına alınabilmesidir. Sır, bir irade sınavıdır. Ketumiyet de kendi nefsine hâkim olmaktır. “İki kişinin bildiği şey artık sır değildir.” denilir. Denildiği gibi “Söyleme dostuna, söyler dostuna.”

Ketum insan erdemlidir, kararlıdır ve cesurdur. Nerede nasıl davranacağını bilen ölçülü bireydir. Kendine, iradesine ve nefsine hâkimdir. Nereye, nasıl gideceğini bilendir. Davis Star'in dediği gibi: "Nereye gittiğini bilen adama yol vermek için bütün dünya yana çekilir."

Çok eski devirlerden beri tüm düşünürler ruhu kuvvetlendirmek, nefse hâkimiyet, tekâmülü sağlamak, gerçeğe doğru disiplinli bir şekilde yol almak için ketum olma prensibini uygulamışlardır. Akil insan, sırlarını kalbinin en derin köşesinde saklayacaktır. Bir düşünür şöyle der: "Herkes çok konuşan ağzın kapanmasını ve az konuşan ağzın açılmasını bekler." Susmak, zamana ve zemine göre çok kere bir sürü söz söylemekten çok daha fazlasını ifade eder. Bu öylece susup, bir bilge rolü üstlenip kendi cehaletini gizlemek değildir. Sadece düşünerek, gerekli olduğunda, gerekli oranda, konuşmaktır.

Bir an için susmak, düşünmek için bir başlangıçtır. Descartes: "Düşünüyorum, öyle ise varım" der. Var oluşumuzu anlamak için düşünmeye, düşünmek için de susmaya ihtiyacımız vardır.

Düşünmek, öz benliğimizin faaliyetidir. Çenesi hiç kapanmayan kitlelerin düşünmeye de vakitleri yoktur. Dinlemezler, çoğunlukla söylenirler. Sevdiklerini, ailelerini birkaç söze feda edebilirler.

“Bildirmeyi değil, buldurmayı” hedefleyen Ezoterik-inisiyatik sistemlerde, belli bir ketumiyet anlayışına duyulan ihtiyaç, sadece sır saklama kaygısından kaynaklanmaz. Ketumiyetin insanlar arası ilişkilerde aranan çok önemli bir erdem olduğu fark edilirse, insan benliğinin yüceltilmesi sürecinde de önemli bir aşama olduğu, kolaylıkla fark edilebilinir.

Mevlana şöyle diyor: “Hikmeti ehlinden esirgemek, zulümdür. Na ehline vermek ise, hikmete zulümdür.”

Bilinçsizce uygulanan bir ketumiyet anlayışının ise, bilgiyi alan ve veren taraflara zarar vereceği aşikârdır. Art niyetli kişiler, ketumiyeti bilgi saklamaya yönelik olarak da kullanabilmektedirler. Her konuda olduğu gibi ketumiyet konusunda da, tanrının insana en büyük armağanı olan aklın önderliği söz konusudur. Asıl amaç, bilginin paylaşılmasıdır ve bilginin ancak paylaşıldıkça çoğaldığı hiç bir zaman unutulmamalıdır.

Ketum olmak günümüzde halk arasında artık olumsuz bir kişilik özelliği olarak bile algılanır hale gelmiştir. Herkesin her şeyi herkese anlattığı ve bunu da şeffaflık olarak sunduğu günümüzde düşünerek az ama öz konuşmak avamca “sıkıcı” payesini almakla eş değerdir.

Avam’ın ketum bireyler için görüşü; “Hiçbir şey belli etmeyen, susar sonra kendi içlerine patlarlar, soğuk, kendilerini yer bitirirler, ağzından az laf çıkan, içine kapanık konuşmayan, vs...” gibidir. Olur, olmaz her konuyu arkadaşı ile akrabası ile ailesi ile yakinen tanımadıkları ile bile paylaşan bu “Biz de her şey açık, şeffaf, hiçbir saklımız gizlimiz yoktur!” korosudur.

Ketum olmak dilini yutmak demek değildir. Dengedir. Hangi konuda kiminle konuşuyorsan neyi ne kadar konuşacağını bilmektir. Nerede, kime, ne kadar söyleyeceğini bilmektir. Ketumiyetimiz bizi yüceltir. Ketum olmak susmak, konuşmamak değildir. Aklın dile hâkim olmasıdır. Ketumiyet ile zihinler aydınlanır. "Çok işitelim, az konuşalım" denilir.

Ketumiyet, bir sırrı saklamak gerektiğinde mahremiyetini korumaktır. Amiyane tabirle ağız ishalinden muzdarip geniş kitleler, ketumiyet erdemine sahip bireyden rahatsız olabilecektir. Dile dahi getirildiğinde tırnaklarını çıkarıp her yönden saldırıya geçebileceklerdir. Bu erdeme sahip olan azınlığın amansız düşmanı, buna sahip olmayan geniş kitlelerdir.


Belirttiğim gibi, ketumiyet çok önemli bir erdemdir. Akil insan, sahip olduğu erdemin altını çizmez, dile getirmez. Onu sadece yaşar. Reklâmını yapanlar söz konusu erdemin yanından dahi geçemeyenlerdir.

Diogenes şöyle der: "Tanrı bize çok işitelim diye iki kulak ve az konuşalım diye bir dil vermiştir."

Berk Yüksel

Marjinal Analiz, Kwan Yin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayın Berk bey ,yeni bir blog yazarı olrak bana siz ilham verdiniz. İnternette bir şey ararken sizin yazılarınızı gördüm ve çok güzel akıcı bir dil ile yazılmış olduğunu gördüm.Ve orada milliyet blog ilgimi çekti bende acaba yazabilirmiyim dedim ve yazmaya başladım. Ketumiyet ve sır ile ilgiliyazımı okuyabilirmisiniz.eleştirinizi bekliyorum teşekkürler

Erhan Sirekin 
 06.07.2008 19:24
 

Aslında tecrübelerle öğrenilen ve terbiye edilen bir özellik, bir tutum değil. Tutum olursa ancak yapaylık olur, bir yerden patlar. Ketumiyeti iki anlamda kullanmışsın 1. somut anlamda paylaşılan bir bilgiden 2. Bir hikmet olan öğretilerin bilgisinden. Sanırım ilkini yapabiliyorum ama ikincisini yapmak, kesinlikle hizmet ettiğimiz öğretilere saygı gereği anahtar bir noktada duruyor. bazen bu noktada çelişkiye düşüyorum, söylenmeli mi, gizlenmeli mi? O yeri ve zamanı ve de doğru kişiyi kollamayı becermek ayrı bir maharet ve öğrenilmesi gerekiyor. sevgilerimle.

Kwan Yin 
 27.03.2008 0:04
 

Tebrik ediyorum, iyi düşünülmüş ve yazılmış bir yazı, keyifle okudum.

Sir 
 22.03.2008 20:56
 

''Kisa mektup yazacak kadar vaktim yok '' cümlesine baktığımda yazınız güzel ama uzun.Sanırım kısa yazacak kadar vaktiniz yoktu.sevgilerle...

HATİCE GÜRBÜZ 
 21.03.2008 21:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 15607
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21/12/1973 Ankara doğumlu. Lisans ve yüksek lisansını işletme üzerine yaptı. Yaklaşık 15 senelik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster