Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
15846
 

Ketumiyet/ Sır nedir ?

Ketumiyet/ Sır nedir ?
 

—ketumiyet: Ağzı sıkılık, açmazlık, ketumluk

—sır: Bilinmeyen, gizem, gizli şey, saklı, mahrem.

— ketum: ağzı tam sıkı, ser verip sır vermeyen kişiler

Sözlükte yazan anlamları böyledir.

Giz sır olması gerekeni paylaşamama bilinci içinde olma …

Konuşmak ya da susmak. Bazen söylemediklerimiz, söylediklerimizden daha çok faydalı olur bizlere.

Sır saklamak özel bir bilgiyi kendinde saklama sanatıdır.

Hz. Ali demiş ki ” İçinde tuttuğun sır, ağzından çıkana kadar senin kölendir. Ancak ağzından çıktığı ve başka birisine söylediğin andan itibaren sen onun kölesi olursun.” İki kişinin bildiği sır olmaz.

Sırlar vardır, insanın kalbini sıkıştırır, beynini kemirir, ona acı verir, ama hiç kimseye söyleyemez, çünkü o sakladığı sır onun veya başkasının iyiliğine yarayacak bir şey değildir.

Sırlar vardır o sırrı kendisinde saklamanın verdiği mutluluğu ve onuru yaşar. Bu bahsettiğimiz ezoterizmde gerçekleşen bilgi akışında olur. Çünkü bu tür sırlar saklamasını bilene hak edene ve hak ettiği kadarının aktarılması ve yeri geldiğinde başka birisine bildiğini aktarmasıdır.

Ketum olmak çok ama çok önemlidir. Kişisel olarak bu yeteneğe sahip kişilerde ketumluk çok mesele değildir. Ama bildiği her şeyi hemen başkasına aktaran tipler için ketumluk işkencedir. Öğrenilen yeni sırlar sürekli beynin içinde dolaşır, dışarı çıkmak için insanı zorlar.

Aslında ketumiyetin ve sır tutmanın güzel bir yanı vardır. Bir takım olaylardan bahsedildiğinde anlatılanların iç yüzünü, neden bahsedildiğini sadece sizin bilmeniz ve sırrın sahibi tarafından 3.cü şahıslara aktarılmadıkça sizinle mezara gidecek olmasıdır.

Bu arada ketumiyetin diğer bir boyutu ise kime nerede ve ne kadar söyleneceğini bilmek v ayarlamaktır ki bu kısım ancak zekâ ve tecrübe gerektirir.

EZOTERİZM’ DE SIR

Ezoterizm: Kelime anlamı; içrek “ içte kalan saklı anlamında”

Ezoterik bilgiler: Bilinenlerin herkese açıklanmamasıdır. Pek çok şeyler gizli tutulur, herkese söylenmez. Bunlar ancak eğitimi alabilmeye layık olan sınırlı sayıda kişiye (inisiyelere)açıklanır.

İnisiyeyi eğiten inisiyatörler(müridler) gayet kontrollü şekilde belli bir program çerçevesinde bilgileri aktarırlar. İnisiyelerin bu imtihanlar sırasında yaşamış oldukları durumlarda inisiyasyonu meydana getirir.

Mısırlı rahipler bilgilerini üç şekilde aktarırlardı

1) Açık olarak

2) Semboller ve mecazlar

3) Hiyograglif anlatımlarla

Semboller: “…Sırların evrensel dili olan sembolizm gizleyerek açıklar, açıklayarak gizler…”

Sembolizm nedir: Bir sembol anlatmak istediği bir fikri; kısa , en kesin ve en belirli şekilde ifade eden işarettir.

Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken bir çok bilgi sembollerle anlatılmıştır. Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgi izah edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır.

Genel olarak ele aldığımızda, sembolizmin çok evrensel bir öğretim metodu olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Sembolik anlatım, insanın etrafını saran karanlıklar arasındaki bir kaderi çözmek ve ona hakim olmak insan çabasına tercüman olmaktır. Sembol öyle bir ifade şeklidir ki, ifade ettiği bilginin başını ve sonunu bir arada bulundurabilecek güçtedir. Hem yaydan çıkıp, uçup giden, hem de gitmeyen bir ok gibidir. Her iki niteliği birden kendisinde tutmaktır.

“semboller gizleyerek açıklar, açıklayarak gizler”

M.Ö. 1300’ler Ramses dönemi… Musa peygamberin Mısır’da yaşadığı dönem

Dünyanın her yerinden akın akın insanlar Menfize geliyorlar. Onca yolu aşıp buralara gelmelerinin asıl nedeni mabetlerin derinliklerinde saklanan sırlara sahip olmaktı.

Mısır’da inisiyasyona kabul her yılın belirli dönemlerinde toplu törenler halinde yapılırdı.

Amaç yukarıda belirttiğimiz gibi “sırlar Öğretisi”ne inisiye olmak içindir. Adaylar inisiyasyon safhalarını geçipte İnisiye olduklarında sırlar kendilerine bölüm bölüm aktarılırdı. “Ezoterik bilim’in alfabesi” ni oluşturan semboller, Evrensel prensiplerin anlaşılmasında anahtar olabilecek sırlara karşılık geliyordu. Bu lisanda her harf ve her sayı, ilahi alemde, ruhsal alemde ve fizik alemde yansımaları olan üç öğeli bir yasayı ifade etmektedir.

Yasayı adaya şu şekilde anlatmaktaydılar:

Lir’in bir teline dokunan parmak, gamdaki bir notayı nasıl çınlatıyor ve ayrıca da diğer notalarda nasıl titreşimlere yol açıyorsa, aynı şekilde bir sayının içerdiği tüm gizli güçleri hayranlıkla seyreden zihin ile bir harfi belli bir bilinçle telaffuz eden bir ses de, her üç alemde de yankılanan bir güce hayat vermektedir.

Aslında bu sözler tüm evrende var olan ve yeryüzünde geçerli olan çok önemli majik yasayı anlatmaktaydı.

Bu yasa ”Aşağısı yukarıya, yukarısı aşağıya benzer” sözleriyle ezoterizm’ de ifade edilen kozmik bir prensiptir.

Mısır İnisiyasyonu’ nun sonuna gelindiğinde inisiye olan “ osiris rahibi “ adını alır. Bu aşamayı geçen inisiyeler bazen bir misyonu yerine getirmek için mabetten ayrılırlar, Fakat ayrılmadan önce başrahip ve majlar önünde mabedin Sır’ları konusunda mutlak bir sessizliğe gömüleceğini, en ufak bir ayrıntıyı dahi açık olarak söylemeyeceğine dair yemin etmekte ve yemin ile birlikte çok ağır şartlara razı olmaktaydı.

Müride son kez şöyle seslenilirdi:

Ey sırlar bilimi’ nin sadık evladı… Sana son kez sesleniyorum.

Sen de bu sesimize bir yankı olmak üzere birazdan aramızdan ayrılacaksın.

Sırlar Bilimi’nin üç temel anahtarı vardır.

Bu anahtarlardan biricisi şudur:

Eşyanın dışı da içi gibidir. Küçük büyük gibidir.

Tek bir yasa mevcuttur ve faaliyet halinde olan bir’dir. İlahi düzende hiçbir şey küçük olmadığı gibi, hiç bir şey de büyük değildir.

İkincisi ise şudur:

İnasanlar ölümlü tanrılar’dır. Tanrılar ise ölümsüz insanlardır. Ne mutlu bu sözleri anlayabilene. Çünkü bunları anlamak demek, her şeyin anahtarına sahip olmak demektir.

Üçüncüsüne gelince:

Sırlar Öğetisi’nin Yüce hakikatı içerdiğini hep hatırında tut.

Tam ve açık bilgi ancak bizim geçtiğimiz yollardan geçmiş olan kardeşlerimize sunulabilir. Hakikatı karşındaki kişinin kapasitesine göre ifşa etmek, duyunca yoldan sapabilecek kadar zayıf olanlardan ve ancak bir bölümü kavrayıp kötü maksatlar için bunları kullanabilecek olanlardan esirgemek şarttır.

Onu gönlüne göm… O sadece eserlerinde görünsün, eserlerinde konuşsun…

Sırlar bilimi gücün, iman kılıcın, sükût da kırılmaz zırhın olsun.

Mürid Gördükleri ve işittikleri konusunda hiç kimseye asla bir şey söylemeyecek ve “ Osirisin Öğretisi”ni ancak üç perdeli mitolojik semboller ve hikâyeler halinde olmak şartıyla ifşa edebilecekti.


Tanrıları bilmek istiyorsan önce kendini bilmelisin…

Sırlar dünyasının kapısı işte burada açılır ve burada kapanır.

Bu kapının açık ya da kapalı olması sana bağlıdır.

Sırlar yolunun yolcusuna bu kapı apaçıktır.

Erhan Sirekin


Kaynak : “Antik mısır sırları” Ergun Candan

”gizli sırlar öğretisi” Ergun Candan

“Tibet’in yaşam ve ölüm kitabı” Sogyal Rinpoche

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yolculuğunuzda başarılar dilerim. Sevgi ve Saygılarımla.

Berk Yüksel 
 07.07.2008 7:53
 

Blog ailesine hoş geldiniz... Ketum olmak bir sanattır bence. Kendimden örnek vermem gerekirse; konuşkan biri olmama rağmen, son derece de ketumumdur. Nedense az konuşan insanların ketum olduğu sanılır. Bu konuda bir kavram kargaşası olduğunu düşünüyorum açıkçası. Yıllar önce öğrendiğim o bildik tekerleme yazınıza uyacak sanırım; Sakın sırrını söyleme dostuna, dostunun dostu vardır, söyler dostuna...Esenlik dileklerimle...

Tülin Aksoy 
 03.07.2008 22:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 3402
Kayıt tarihi
: 27.06.08
 
 

Genç emeklilerden olup, hayat denen tiyatro içinde rol alan bir oyuncu gibi yaşamın kıymetini bil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster