Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1303
 

Key ödemeleri ve kader

Key ödemeleri ve kader
 

Herkes içerde ben dışarda


Bu, hayatın bana tersinden baktığını anlatan bir kaç yazımdan biridir.

Okuduğunuzda, şans veya kader konusundaki tereddütleriniz gitmeyebilir.

Çünkü yazmamın sebebi bu değildir. Yaptığım, talihsizliğim üzerine bir güzellemedir.

Bu kişi, yani ben, altı sene süren yatılı okul hayatımın hiç bir ders yılı başında, devletin verdiği kitapları, elbiseleri tam ve eksiksiz olarak alamamışımdır. Dağıtım esnasında, çoğu kez adım bile okunmamıştır. Bu nedenle, hemen her zaman (eğer kalmışsa) son kalan benim olmuştur.

Banka, resmi daire vs. gibi yerlerde, ( kuyruk ya da numara olsun hiç farketmez) sıra bana geldiğinde mutlaka bir problem çıkmıştır. Hiç bir şey olmasa bile görevlinin telefonu çalmış, en azından bu yolla bir iki dakikam boşa gitmiştir.

Şimdi de sıra, key ödemelerine gelmiş ve sonuç gene aynı olmuştur. Yayınlanan son listede de adım çıkmamıştır. Alma konusundaki şanssızlığım verme hususunda tersinedir ve mükemmeldir.

Meselâ, geçtiğimiz şubat başında Bakırköy Vergi Dairesi, alâkasız bir nedenle (yani 1999 yılında vergi numarası aldım diye) bana vergi tahakkuk ettirmiştir. Bu yanlışlığın yarısını düzeltmek için, (Altınoluk/İstanbul arası yolculuk etmem) 100 lira tutarında bilet ve yemek masrafı yapmam gerekmiştir. Cezanın diğer yarısı daha komisyondan çıkmamıştır. Çıktığında, aynı işlemi bir kez daha tekrarlanacaktır.

Gördüğünüz gibi başkalarının sehven adıma çıkardığı vergi cezasını, yol parası ödeyerek sildirmek te, bunu yapmadığım taktirde ödemek te bana düşüyor.

Buna rağmen Allah'a şükrediyorum. Çünkü yaşıyorum ve yazabiliyorum.

Bazı insanlar şansızlığı kabul etmezler. Kişinin, hal ve işini kendisinin belirlediğini düşünürler.

Bu iddia, gücümüz ve irademiz dahilindeki durumlar için doğrudur. Bunun dışındakiler için ise geçerli değildir. Evet, tarlamızı sürüp ekmek ve hasat etmek imkânlarımız dahilindedir. Fakat ürünümüzü mahveden tabi afetleri durdurmak elimizde değildir.

Girişimizi yaptık. Şimdi de konumuzu musalla taşına yatıralım. Geleneğin tersine, öncelikle helâlleşelim. Yani keylerin elimize geçmesi için dua edelim. Namazını da ümidimizi iyicene kestiğimiz zaman kılalım ki, hayatlarımız anlam kazansın!

Vakti zamanında, diğer çalışanlarla beraber benden de , "Konut Edindirme Yardımı" adı altında yasal kesintiler yapılmış, bunlar zamanın Emlâk Bankası'ndaki bir hesaba yatırılmıştır. Sonra ne mi olmuştur?

Sonra, iktidardaki Ak Parti hükümeti, memur ve işçilerden kesilen key bedellerini hak sahiplerine iade etmeye karar vermiştir. Fakat bir çok kişiye ödenen bu paralar, nedense benim gibi "talihsiz kategorisi"ne giren kimselere nasip olmamıştır, halâ da olmamakta direnmektedir.

Kurumlar marifetiyle yapılan key kesintileri, her görevlinin aylık maaş bordrosuna kaydedilmiş ve ayriyeten iki de liste hazırlanmıştır. Bunun bir örneği arşive saklanmış, diğeri de gereği için "Mal Müdürlüğü"ne verilmiştir.

Key kesintilerinin hak sahiplerine ödenmesiyle ilgili 22.05. 2007 tarih ve 5664 sayılı kanunun çıkmasıyla da kurumlar, arşivlerindeki bu listeleri güncelleştirerek ilgili bankaya göndermişlerdir.

Resmi devlet kurumlarının hazırlayıp tasfiye halindeki Emlâk Bankası'na gönderdiği listelerde (kasıt veya hata dışında) bir yanlışlığın bulunması mümkün değildir. Çünkü hak sahiplerine ait alacaklar, kurum arşivinde saklanan kesinti listelerine göre oluşturulmuştur.

Daha sonra bu listeler tasfiye halindeki Emlâk Bankası görevlilerince incelenmiş ve bir kısım insanlar için key ödemesi yapılmıştır. Fakat, bir dairede çalışan ve aynı listede yer alan elli kişiden kırkbeşine ödeme yapılırken, beş kişinin dışarıda bırakılması tarafımdan anlaşılamamıştır. Zira, ödeme listesinde yer almayan kişilerin tahakkukları, paralarını alan iş arkadaşlarından farklı değildir. Bunlar Emlâk Bankası'ndan "konut kredisi" de çekmemişlerdir. Kısacası, ödemelerin nasıl hakedildiği çözülemediği gibi nasıl hakedilemediği de çözümlenememiştir.

Hadi ilk listede hata vardı diyelim. Kurum görevlileri, itiraz sonucunda hazırlanan ikinci listelerde de mi yanlışlık yaptılar? Kimse kusura bakmasın ama bir memur bu kadar saf olamaz. Muhasip, bir kurumda çalışan görevlilerin maaşlarını ve kesintilerini aşağı yukarı bilir. Anormal hataları hesap yapmadan bile farkedebilir. Kanaatimce bazı isimlerin son listede de yer almamasının, kurumların yaptığı tahakkuk hatasıyla alâkası yoktur. Ne olduğu ise, şimdilik bilinmesi mümkün olmayan bir sırdır.

Bu durumdaki kişilerin müracaat edebilecekleri bir merci de yoktur. Çalıştığınız kuruma gittiğinizde onlar, "biz görevimizi yaptık, hakedişinizi bankaya bildirdik" diyorlar. İşte bu noktadan sonra çaresiz kalıyor, hakkınızı aramak için nereye müracaat edeceğinizi bilemiyorsunuz.

Kısacası maaşınızdan kesildiğini bildiğiniz ve aynı listede yer aldığınız bir çok arkadaşınıza ödenen paranın size niçin verilmediğini bir türlü öğrenemiyorsunuz. Tasfiye halindeki Emlâk Bankası veya Emlâk Konut GYO size, üçüncü kez yayınladığı listeye bakma dışında bir hizmet sunmuyor. "Bize gelmeyin, mektup ta yazmayın, kendi kurumunuza müracaat edin" şeklinde açıklamalar yapıyor. Kurumunuz ise, "biz gerekeni yaptık, bilgilerinizi gönderdik top, Emlak Konut GYO'da" diyor.

Bu durumda ben, talihsizler arasına girdiğimi söylediğimde karşımdakinin, "insan kendi şansını kendi yaratır" deme hakkı var mıdır? Hadi vardır diyelim. Peki, başkalarına şak diye gelen aynı hak için, benim neden fazladan efor sarfetmem gerekiyor?

İlgili ve yetkililerin blog okuyacağını zannetmiyorum. Ancak bir bakanın, bir vekilin, bir bürokratın veya bir etkili vatandaşın internette dolaşırken buradan geçebileceğini umuyorum. Kazara böyle bir şey olursa belki kaderimiz değişir diyorum.

Böylece ben görevimi yapmış oluyorum. Gerisini Allah'a havale ediyorum. Vesselâm.

Resim: http://www.netci1.com/2009/01/20/wwwkeyodemelericom-key-odemeleri-sorgulamasi-sistemi-tc-kimlik-no-ile-key-sorgulama/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ehl-i Beyt'ten olma ihtimalini düşündün mü? Adın zaten Hüseyin.

Mehmet Oyan 
 08.04.2010 2:12
Cevap :
Ben düşünmedim ama key ödeyicileri böyle bir ihtimali düşünmüş olabilirler.  08.04.2010 13:05
 

Hüseyin bey, ortada bir beceriksizlik var...Nemaları sorunsuz ödeyen Hükümet KEY konusunda çuvalladı...Ben de bugün aynı konuyu yazdım; aynı duygularla...Umarım bunun vebalini yüklenmezler...Selamlarımla..

ali açıköz 
 01.04.2010 0:44
Cevap :
Ali bey: Kendini darı sanan adam, tedavi gördükten sonra çıkarken başhekim sormuş: "Artık kendini darı sanmıyorsun değil mi?" Hasta, hekimi yanına çağırmış ve bahçede dolaşan horozu göstererek, "Doktor bey, ben artık darı olmadığımı biliyorum. Acaba bunu şu aşağıdaki horoz da biliyor mu?" demiş. Evet burada, kimden kaynaklandığını bilemediğim bir beceriksizlik ya da başka bir şey var. Merak ettiğim, acaba bunu en yukarıdaki yetkililer biliyorlar mı? Selamlar.  01.04.2010 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 686
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster