Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
16942
 

Kıbrıs gezi notları

Kıbrıs gezi notları
 

Girne kalesinden manzara


27 Mayıs 2012 tarihinde Osmanlı döneminde İngilizlere kiralanan, Osmanlının çöküşü ile İngilizlerin işgal ettiği sonrasında İngiliz ve EOKA’cıların elinden kurtardığımız Akdenizin en büyük 3. adası olan 300.000 nüfüslu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilk kez ziyaret etme fırsatım oldu. 6 gün boyunca deniz, kum, güneşe ilaveten Girne ve Lefkoşa şehirlerini gezdim.

Mayıs sonunda hava gündüz 27-30 akşamları ise 19 derecelerde seyretti. Deniz suyu ise 21-22 derecelerde idi.

Öncelikle söylemekte fayda var ucuz bir tatil yeri arıyor veya planlıyorsanız aradığınız yer Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti değil.Ercan Havaalanı çok küçük, ancak daha önceden dünyada en ucuz duty free shopların burada olduğu duyumunu alarak girdiğim mağazalarda parfüm ve sigaraların çok ucuz olduğunu gördüm. Bir karton marlboro 54 TL, Türkiyede 240 TL olan bir parfümü burada 130-140 TL’ye alabilirsiniz. Direksiyonlar sağda ve trafik Türkiye’ye göre tersten işlerken, sürücülerin yayalara saygılı ancak araçlar arasında ilk geçiş hakkı kuralının işlemediğine defalarca şahit oldum. Çevre düzenlemesi olmayan yollarda tozla fazlaca haşır neşir oluyorsunuz. Belediyecilik yok gibi birşey. Girne ve Lefkoşa gezileri esnasında katettiğimiz yollarda kavşak çok sebebi ise altgeçitin olmaması. Girne merkeze girerken bir altgeçit çıkıyor karşınıza ve şaşırıyorsunuz. O da bir yıl önce Girneye yapılan kısa mesafeli çevre yolu ile bağlantılı olarak inşa edilmiş. Minibüs, taksi, otobüs ve restaurantlarda çalan ve dinlenen müzikler Türkçe. Yıllardır duymadığım Sezen Aksu klasikleri ve Türk Sanat müziği eserlerini burada inledim. Buradaki halkın Türkçe klasiklerini çok sevdiğini anlamak zor değil. Daha önceden duyduğum otel, restaurant gibi yerlerde hizmet ve servis kalitesinin yetersiz olduğu düşüncesine katılmıyorum.Gayet iyi hizmet ve servis aldık biz. Ancak oteller harici dışarıdaki lokanta- büfe ve restaurantlarda hijyen konusunda denetim yetersizliğinden sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Dikkat etmekte fayda var. Benzin (3.21 TL), araç satınalma ve kiralama, içki ucuz ,kalan herşey için pahalı demek bile az kalır adeta uçmuş vaziyette. Mesela minibüs ile 10 km gideceğiniz yer için 3.5 TL.  Dolmuş ile 5 TL ödüyorsunuz. (İstanbulda 2 liraya kıta değiştiriyorsunuz Metrobüs ile)Biraz ilave ücret karşılığı ile bir toplu taşıma aracı sizi güzergah dışında kalan yere bırakabiliyor.Taksi ve dolmuşlada bir Mercedes hayranlığı var. Zorunlu mu bilmiyorum ama bana fazla abartılı geldi. Geri hizmetlerde genelde Nepal, Filipin, Tayland ve Türk çalışanların olduğunu göreceksiniz. Yerli halkın çoğunluğu çalışmıyor ya da az çalışıyor. Mağazalar bazıları öğle saatlerinde kapalı. Şiva diye bir orjinal Burberry ürünleri satan  mağaza var Girnede ancak dükkanı açık bulmak için defalarca ziyaret etmeniz gerekir. Eczaneler 13.30 ile 15.30 arası kapalı. Yani çalışan da rahat. Çakma ürünlerin ise adeta memleketi olmuş buralar. Orjinal denen şeyler tamamen çakma üründen ibaret. Yaratıcı yerli halk Mardo dondurma, Burger City diye yeni markalar da yaratmış. Özellikle Türkleri sevmez denilen Kıbrıs halkı için ben pek bir problemle karşılaşmadım. Halk gayet iyi, yardımsever ve alakalı idi. Ancak taksiye bindim Hataylı, Dolmuşa bindim Afyonlu, Restaurantın sahibi Adıyamanlı. Köpek ve kediden nefret ediyorsanız burası size zehir olabilir. Özellikle Girnede kedi ve köpekler insan nüfusu ile eşit seviyede ve aynı imkanlara sahip)).

Girne’de her milletten insan var. Ya öğrenci olarak ya da turist olarak. Hiç büyük süpermarket görmedim. Girnede Ordu Pazarı adında bir süpermarket var ve neredeyse herkes buradan alışverişini yapıyor. Fiyatların da en uygun olduğu yer burası. Girne kalesi ve liman ile kale arkasına kalan sokaklar, Kıbrıs harekatı başlangıç yeri olan çıkartmanın yapıldığı Yavuz Çıkartma plajı (Escape beach) ve Karaoğlanoğlu şehitliği (şehitlik ve çıkartma plajı zaten yanyana)mutlaka görülmesi gereken yerler. Archangelos İkon müzesi ise kapalı idi. Bellapais manastırı ile St. Hilarion kalesini ben görmeye gerek duymadım. Ancak Girne kalesi çok iyi korunmuş ve sizi geçmişe götürecek kadar iyi durumda diyebilirim. Zaten benim bu seyahatta en beğendiğim yer de Girne Kalesi oldu. Türkiyedeki birçok kaleyi gördükten sonra etkilendim doğrusu. 

Sarı şehir Lefkoşa ilginç, harekat sonrası el değmemiş, havası çok bunaltıcı bir yer. Kıbrısın turistik kitaplarına baktığınızda gezilecek ve görülecek çok yer olduğu belirtiliyor ancak benim tavsiyem Büyük Han, Selimiye Camii (St. Sophia Cathedral) mutlak görülmesi gereken diğer yerleri ise tercihinize ve vaktinize göre değerlendirebilirsiniz.  Lokmacı sınır kapısı ve haekat sonrası el değmemiş harap ve terkedilmiş evleri,dar sokakları ile Arapahmet mahallesi size biraz olsun savaş zamanına götüren ilginç yerler..  Rum kesimini gören bir park da var Lefkoşada. Tel örgülerin ardından Lefkoşa’nın rum kesminde kalan kısmını rahatlıkla görebiliyorsunuz. 

Kıbrıs yemekleri konusunda benim damak tadıma uymadığı için fazla bahsedileceğim birşey yok. Ancak mutlaka Kıbrıs yemekleri yapan bir yer arıyor ve tatmak isterseniz, Lefkoşa Selimiye camii içinde yer alan restaurant temiz ve yöresel yemekler yapıyor. Ben bir sebze yemeği ile sini katmer yedim ancak tatları bana uymadı. Sini katmer Türkiye’de yapılan katmer ile görüntü olarak aynı. Ancak 30 derece sıcakta katmerin ballı, bol şekerli halini önünüze koyup siz de az bir kısmını yediğinizde bile nerdeyse baygınlık geçirecek oluyorsunuz. 

Karpaz, Güzelyurt ve Gazimagusa yavru vatanın kalan şehirleri. Yerli halk Girne buranın en güzel yeri deyince ben de bu şehirleri görmek için açıkçası kendimi fazla sıkmadım. Kalan günlerimi Girne plajları ile havuzda yorgunluk atmak ve limon bahçeleri arasında kafa dinlemek ile geçirdim. Bir başka bahara kısmet olursa gideriz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk defa Kibrisa giden birinin bizi anlatmasi fena degil.

TUNCAY OZDOGANOGLU 
 16.06.2012 10:53
Cevap :
Elimden geldiğince objektif olmaya ve iyi analiz etmeye çalıştım.  06.07.2012 10:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster