Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '09

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
5618
 

Kıbrıs'ta 100 yıl önce “tren” vardı da bugün neden yok?

Kıbrıs'ta 100 yıl önce “tren” vardı da bugün neden yok?
 

Kıbrıs’ta 1905-1951 yılları arasında Kıbrıs Hükümetinin Tren rotası haritası


100 YIL ÖNCE “TREN” VARDI da BUGÜN NEDEN YOK?

1905-1951 yılları arası Kıbrıs’ta var olan “Tren” bugün niye yok?

Dünyada birçok ülkede en lüks, en ucuz ve en güvenli yolculuklar trenle yapılıyor.

Yıllardır ülkemde “hızlı tren” projesinin ne zaman gerçekleştirileceğinin hayalini kurdum. Gazimağusa’dan Lefkoşa’ya her yolculuğumda, yol kenarında belki paralel bir şeritte “hızlı trenin” geçiyor olduğunu hayal ederim. Ama herhalde ancak tanınmış bir KKTC olduğumuz zaman yeterince kalabalık olacağız ve o zaman tren zorunlu ihtiyaç haline gelecek diye de aklımdan geçirirdim.
Ama artık biz yeterince kalabalık değil miyiz?

Günümüzde çevre kirliliğini de öneleyen hızlı Trenler bütün dünyada rağbette iken; Maalesef memleketimizde olmayan bir ulaşım türü.
Ama eğer olsaydı bize ve ülkemize neler kazandırırdı?

Herşeyden önce toplu taşımacılık sorununun kökten çözüm bulurdu. Hele de yük vagonları da devreye girseydi o zaman karayolunda azalacak olan kamyon ve tırların kaza yapma riski de dolayısıyle azalacaktı. Hepimizin de bildiği gibi trafik kazalarında ağır araç olmalarından dolayı, kamyon ve tırların sebebiyet olduğu kazalar, ölüm oranları en yüksek kazalardır.

Toplu taşımacılığın olduğu bir ülkede insanlar kendi araçlarıyla trafiğe çıkmadan tren veya otobüslerle seyahat edecekleri için yollardaki araç sayısı da oldukça düşecektir. Azalan araç sayısıyla da trafik akışı rahatlayacak ve kazalar da kimbilir belki de yok denecek kadar azalacaktır.

Ekonomik açıdan ise hem para tasarrufu, hem de zaman tasarrufu sağlayacaktır..

Hele de vaktin nakit olduğu bu dönemde, ülkemizde maalesef nüfus kadar araba var. Ulaşımdaki karayollarımız artık yetmez oldu. Şehirlerarası ve şehir içi trafiği bir felaket. Trafik kazaları ise rekor rakamlara ulaştı. Binlerce vatandaşımız, bu yoğunluk içerisinde bazen dikkatsiz araba kullanmaktan, bazen de yolların yetersizliği nedeniyle kaza yapmış, sakat kalmış, hayatını kaybetmiş ya da maddi hasarlara sebep olmuştur.

Yıllardır hep düşünüyorum bu ülkede neden tren yok diye? Yıllar önce de kaleme almıştım bu konuyu. Özellikle de her gün uzun yolculuk etmek zorunda olan insanlar var. Kendi araçlarını kullanmadan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sabahleyin, Karpaz’dan, İskele’den, Güzelyurt’tan veya Mağusa’dan trene atlayıp, Lefkoşa’ya gidemez mi?

Her gün, devlet dairelerinde işi olanlar, hastaneye gidecek olanlar, iş takibi, alış veriş ve daha nice sebeplerle tek tek arabalarla yollara düşen insanlar, toplu taşımacılık imkanını ve daha ekonomik bir yolculuğu tercih etmeyecek mi?
Tüm dünya ülkeleri ( özellikle de gelişmiş ülkeler ) enerji tasarrufu yönünden demiryolu ve denizyoluna önem verirken, ülkemizde 100 yıl önce bile böyle bir proje ihtiyaç hissedilerek hayata geçirilirken günümüzde yüz yüze kaldığımız sorunlar arasında en önemli sorunlardan biri olan toplu taşımacılık ve trafik sorunlarına rağmen tren projesini gerçekleştirmek hiç bir iktidarın aklından nasıl geçmez, nasıl gündeme gelmez diye düşünüyorum.

Seçimlere yaklaştığımız bu dönemde iktidara gelme talebi olan her partinin programında ve projeleri arasında yer alması gereken bu projeyi araştırma yaparak, kaleme almak istedim. Çünkü her gün artan inşaatlardan, artan nüfustan ve yetersiz kalan alt yapıdan bahsediyoruz. Ülkede toplu taşımacılık büyük bir eksiklik ve bu sorunun devlet eliyle çözülmesi kaçınılmazdır.

Çağdaşlıktan ve çağdaş olmaktan bahsediyorsak, dünyadaki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki gibi insana hizmetin en çağdaşını kendi ülkemiz halkına da sunabilmeliyiz.

Kimbilir, 10 yıl ya da 20 yıl sonra aklımız başımıza geldiğinde, bugün henüz daha alt yapı şansımız varken hızla artan nüfusumuzla, hızla büyüyen halimizle, ileriki yıllarda bu hizmeti kurmak için zorunlu olarak şehir içlerinde belki de bizlere 100 misli daha pahalıya mal olacak çalışmalar yaparak bu projeyi hayata geçirmek zorunda kalacağız.. Vizyon işte burada önemli. Yarını bugünden planlayabilmek projelendirebilmek önemli. Yoksa 30 yıl sonrasını planlamayan zihniyetin bizlere verebileceği çağdaş hizmetler olabilir mi?

Hangi siyasi parti olursa olsun, bu projeyi programına alırsa, inanın oylarını artıracağından eminim...

Trenin Kıbrıs’a gelmesi ülkemiz insanı için en çağdaş gelişmelerden bir tanesi olacaktır.

Bugüne kadar demiryolu taşımacılığının ülkemizde, hiç gündeme gelmemesi veya ihmal edilmesi ülkemize ve halkımıza yapılan en büyük kötülüklerden birisidir. Yalnızca karayolu ulaşımında, yollardaki aşırı araba yığının olması ve dolayısıyle karayoluna dayalı ulaşım sisteminin yarattığı can kaybı, çevre kirliliği ile sosyal ve ekonomik maliyetler dikkate alındığında, demiryolu kullanılarak toplu taşımacılığa ağırlık verilmesinin önemi ve zorunluluğunun artık elzem olduğu inancında ve gerçekleşmesi halinde ülkemiz insanı için çok iyi sonuçlar doğuracağı kanısındayım.

Tüm dünyada çeşitli alanlardaki enerji tasarrufu ve enerji verimliliği arayışları ulaşım sistemleri ve araçlarında da kendini göstermektedir.

Özellikle de 1973 yılında ortaya çıkan petrol krizinden sonra ABD, AB Ülkeleri ve Japonya ulaşımda enerji verimliliği ve tasarrufuna yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına büyük hız vermişlerdir.

Bu ülkeler yük ve yolcu taşımacılığında, enerji verimliliği yönünden karayoluna göre üstün olması nedeniyle demiryolu, denizyolu ve toplu taşımacılığa önem vermekte, yüksek hızla çalışan demiryolu sistemlerini geliştirmektedirler.

Enerji tüketimi açısından karşılaştırma yapıldığında, “demiryolu taşımacılığında” karayolu taşımacılığına göre daha az enerji tüketilmektedir.

Neden Tren?

Demiryolu taşımacılığı ile ilgili yapılan birçok araştımalardan sonuçları ele alacak olursak eğer;

Altyapı Maliyetlerinin Karşılaştırılması

Düz arazide demiryolunun başlangıç maliyeti karayolunun %54’ü, orta engebeli arazide ise karayolunun %73.5’i kadardır.

Çevre ve Güvenlik Karşılaştırması

Enerji tüketimi konusunda Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre; yolcu taşımacılığında demiryolunda 1 birim, karayolunda 3 birim, havayolunda 5.2 birim enerji tüketilmekte iken; yük taşımacılığında demiryolunda 1 birim, karayolunda ise 3 birim enerji tüketildiği belirlenmiştir.

Sera Gazı Etkisi

Motorlu kara taşıtlarından ve otomobillerden atmosfere yayılan ve karbondioksit gazını da içinde barındıran egsoz gazı, küresel ısınmanın en büyük nedeni olarak gösterilen sera gazlarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

Hava kirliliğine etkisi bakımından demiryolunun payı %5 iken karayollarının payı %85’tir.

Arazi Kullanımı

Bir araştırmaya göre; aynı kapasitede bir taşımacılık için karayolları demiryollarına göre 2.7 kat daha fazla arazi kullanımı gerektirmektedir. Prof.Dr. İlyas YILMAZER’in bir araştırmasına göre, normal gidiş dönüşlü bir karayolu bir demiryoluna göre 7 kat, bir otoyolu ise bir demiryoluna göre 33 kat daha fazla arazi kullanımını gerektirmektedir.

1 milyar yolcu-km başına ölüm riski :

Demiryollarında 17, karayollarında 140’tır. Buna göre, karayolları ölüm riski bakımından demir yollarına göre 8 kat daha risklidir.

1 milyar yolcu – km başına yaralanma riski:

Demiryollarında 41, karayollarında 8.500-10.000’dir. Buna göre, karayolları yaralanma riski bakımından demiryollarına göre 207 ile 244 kat arası daha risklidir.

Bitkiler Üzerindeki Ağır Metal Etkisi

Adana İçel karayolu üzerinden hareket halindeki araçlardan çıkan ağır metallerin bitkiler üzerine etkileri ( miktar olarak ) incelenmiştir.

Ağır metaller için ön görülen sınır değer 0.2 mg/kg olması gerekirken ;

• Yola 5 metre uzaklıktaki bitkilerde : 1.85-2.17 mg/kg
• Yola 10 metre uzaklıktaki bitkilerde : 1.8-1.23 mg/kg
• Yola 25 metre uzaklıktaki bitkilerde : 1.9-2.13 mg/kg

Olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, karayolunun faydalı ömrünün 15 yıl, demiryolunun faydalı ömrünün ise 30 yıl olduğu belirlenmiştir.

AB’de yapılan bir araştırmaya göre; trafik sıkışıklığı, kazalar, hava kirliliği ve gürültünün sosyal ( toplumsal ) maliyetinin Birlik hasılasının %4’ü düzeyinde olduğu, bu maliyetin yüzde doksanının ( %90) karayolu ulaşımından kaynaklandığı belirlenmiştir.

Tüm bu araştırmalar da gösteriyor ki demiryolunda seyahat etmek hem daha güvenli, hem daha ekonomik hem de çevreye karşı çok daha yararlı bir seçenektir.

Kıbrıs adasında Tren hizmetleri kurulması için karar verilen 1905 yılında, Kıbrıs’ın toplam nüfusu 248, 000 idi. Tren hizmetlerinin durdurulduğu yıl ise 1951’deki Kıbrıs adası nüfusu toplam 492, 000 idi.

1974 sonrası adanın 2 ayrı bölgeye ayrılması ile GKRY ve KKTC olarak 2 farklı bölge nüfusu oluştu.

En son yapılan 2006 Genel Nüfus Sayımına göre KKTC’deki nüfus oranı 265, 100’dür. (Her ne kadar da bugün bu nüfusün gerçek rakamlarının 350, 000 üzerinde olduğu tahmin edilse de.)

Güney Kıbrıs’ın bugünkü nüfusu ise 800, 000 civarındadır.

KKTC’de şehirlere göre nüfus şöyle :

Lefkosa (Nicosia): 73, 000, Gazimagusa (Famagusta): 46, 000, Girne (Kyrenia): 57, 000 Guzelyurt: 20, 000 , Iskele: 9, 000

KKTC’nin Yüzölçümü: 3.355 km2 (Kıbrıs adasının % 36.5'i).

KM2 ye düşen insan sayısı 79’dur

Nüfusun % 40'ı şehirlerde yaşamaktadır.

KKTC’de 3000 km civarında kara yolu mevcuttur. Bugün her evde neredeyse 2 araç bulunmaktadır. Bazı evlerde bu rakam 3’tür. Nedenine gelince ülkede “toplu taşımacılık” olmadığı için en kısa mesafelere bile arabalarla gidiyoruz.

Gelişmiş ülkelerde de her ailenin arabası var, Ancak yine de bu ülkelerde yıllardır, metro ve tren gibi toplu ulaşım araçları yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Dünyada birçok ülkede en lüks, en ucuz ve en güvenli yolculuklar trenle yapılıyor.

Uygun yerlerde deniz ulaşımı da yaygın olmasına karşı kişi başına düşen geliri ülkemizin 10 - 20 katı da olsa, her yıl binlerce otomobil üretilip satılsa da toplu taşımaya yatırım yapmayı ihmal etmiyorlar.

Kıbrıs’ta Tren’in tarihçesi:

Kıbrıs'ta tren ilk defa İngiliz İdaresi döneminde kullanıldı. Kıbrıs'ta kullanılan lokomotifi bir İngiliz şirketi olan "Hamslet" imal etti. İlk proje ve ön çalışma 1899 yılında başlatıldı. Tren ise ilk seferini 1904 yılında Yüzbaşı Pirchard R.E. yönetiminde Lefkoşa-Mağusa arasında yaptı. Hattın ilk ayağı olan Lefkoşa-Mağusa bölümünün açılışı İngiliz Yüksek Komiseri Sir Charles Anthony King-Harman tarafından yapıldıktan sonra resmi ilk seferinini 21 Ekim 1905 günü Mağusa'dan Lefkoşa'ya yaptı. Aynı yıl içerisinde Lefkoşa-Morfou hattının çalışmaları başladı ve iki yıl içerisinde bu bölüm de tamamlandı. Son olarak 1913 yılında Morfou-Evrihu hattının çalışmaları başladı ve 1915 yılında da bu bölümün faaliyete geçmesiyle hat tamamlanmış oldu.

Demiryolu Hattının toplam maliyeti ise199, 397 Pound’a mal olmuştu.
Hattın toplam uzunluğu 76mil (122km) dir. Başta Evrihu, Morfou (Güzelyurt), Lefkoşa ve Mağusa durakları olmak üzere, hat boyunca 30 kadar istasyon bulunmaktaydı. İstasyon isimleri Türkçe, Rumca ve İngilizce olarak yazmaktaydı. Bu istasyonların bazıları aynı zamanda posta ve telgraf acenteliği görevinde kullanılıyordu. Tren, ortalama 30 mil/sa (Yaklaşık 48 km/sa) hızla Lefkoşa-Mağusa arası mesafeyi yaklaşık 2 saatte alıyordu. Tüm hattın seyahat süresi ise 4 saati buluyordu.

(Lefkoşa-Mağusa yolu yapılırken Değirmenlik kavşağında yola kavis verilmesin diye yıkılmış olan istasyon binası)

Tren seferleri 1916 yılına kadar Lefkoşa-Mağusa arasında, sonra Güzelyurt ve 1932 yılından sonra da Lefke'ye kadar yapılıyordu. Tren, Lefkoşa-Mağusa arası 51 mil olan mesafeyi iki saatte gerçekleştirirken yol boyunca dört istasyonda durmaktaydı.

Bugün Lefkoşa'da Peyak ambarlarının bulunduğu yer tren istasyonu, karşısındaki kesme taştan kemerli bina da istasyon müdürünün ikametgahı idi. Mağusa'daki istasyon binası ise surların dışında bulunan şimdiki Kaza Tapu Dairesi olarak kullanılan (1974 öncesi Polis Karakolu) alanda idi.Bu bina tren istasyonunun bir bölümü idi. Büyük avlunun içerisinde de tamir atölyesi yer almakta idi.

Tren hizmete girdikten sonra ticaret ve turizm gibi ekonomik alanlarda da gelişmeler kaydedildi. Mağusa limanının önemli derecede ticaret ve yolcu trafıği bakımından gelişmiş olması ve daha kısa bir sürede adanın belli yerlerine ulaşımın sağlanması ile meydana gelen turist artışı, trenin sağladığı katkılar olarak gösterilebilmektedir. Özellikle tren hattının Lefke ve Trodos dağlarının yamaçlarına kadar uzatılması, Trodos'da turistik nitelikli otellerin yapılmasına neden oldu. Bu durum da doğal olarak turist sayısının artışını sağlayan etkenlerden biri olmuştur. 1940-1945 savaş yıllarında trenin sık sık kullanılması yıpranmasına neden oldu. Yıpranan trenin tamir edilmesi için 400 bin Kıbrıs Liralık bir bütçeye gereksinim vardı. Bu bütçenin ayrılmasını göze alamayan hükümet, aynı zamanda karayollarının da gelişmesiyle artan motorlu araç sayısı gerekçesi ile trenle yolcu ve yük taşımasına son verdi. İngiliz sömürge idaresi'nce; kara ulaşımının gelişmesi, demiryoluna talebin azalması ve ekonomik sebeplerden dolayı Demiryolu seferlerinin sona erdirilmesi kararı alındı. 1951 yılında alınan bu kararla Kıbrıs’ın 48 yıllık demiryolu macerası sona ermiş oldu. Son seferi 31 Aralık 1951 günü saat 14:57’de Lefkoşa’dan Mağusa’ya gerçekleşen yolculukla saat 16:38’de Mağusa İstasyonu’unda son buldu.

Şirketin istihdam ettiği 200 kadar işçi ve memur yarıresmi kurumlara nakledilmiştir Kıbrıs'ta ilk kez çalıştırılan tren şu anda Mağusa'daki Kaza ve Tapu Dairesi'nin avlusunda sergilenmektedir. Tren üzerinde (1) rakamı ve İngilizce yazılı şu ibare bulunmaktadır. "THIS WAS THE FIRST LOCOMOTIVE TO BE IMPORTED INTO CYPRUS. IT WAS USED DURING THE CONSTRUCTION OF THE GOVERNMENT RAILWAY AND THERE AFTER IN IT'S OPERATION FROM 1904-1951"

Kıbrıs’ta 1905-1951 yılları arasında Kıbrıs Hükümetinin Tren rotası haritası:

(kaynak: wikipedia )

Kıbrıs' ta 1905-1951 yılları arasında, Kıbrıs Hükümeti Demiryolu Şirketi (Cyprus Government Railway) adı altında faaliyet göstermiş demiryolu şirketidir. Lefke'nin Evrihu köyü ile Mağusa şehri arasındaki hat boyunca çalışmıştır. Faal olduğu yıllar boyunca toplam 3, 199, 934 ton yük ve 7, 348, 643 yolcu taşımıştır.

Bugün, sadece ayni güzergah üzerinden yeniden tren projesini hayata geçirmiş olsak bile, KKTC trafiği oldukça rahatlayacaktır. Kimbilir belki de bu projeyi GKRY ile birlikte de geliştirebilir bir uzantısı da güneyde kalan Baf’a kadar uzanabilir. Önemli olan bir yerden başlamaktır.

Düşünüyorum da bu proje hayal bile olsa;

Her gelen turist daha havaalanında iken elinde bir “A TO Z TRNC” kitapçığı ile direkt olarak Tren istasyonuna yönelse ve uçak saatlerine göre ayarlanmış servis treniyle, ister Lefkoşa’ya ister Mağusa’ya doğru yol alsa, iyi olmaz mıydı?

Aslında bir atlas niteliğinde olan bu kitabın içinde neler olmalı ?

Tren kalkış-varış saatleri ve istasyonlarla ilgili detaylı bilgi;

A’dan Z’ye Köy ve Kentlerin, sokak ve cadde haritaları,
A’dan Z’ye Üniversiteler
A’dan Z’ye Hoteller,
A’dan Z’ye Restorantlar, cafe-barlar
A’dan Z’ye , Haftalık, Aylık, Tren saatleri, durak saatleri,
A’dan Z’ye, Otobüs saatleri ve terminallerin olduğu yerlere olan servis saatleri
A’dan Z’ye tarihi yerler, müzeler ve ziyaret saatleri ile ziyaret günleri
A’dan Z’ye resmi tatiller
A’dan Z’ye Turistik tur bilgileri
A’dan Z’ye taksi servis bilgileri (Bütün şehirlerin)
A’da Z’ye festival bilgileri
A’dan Z’ye bütün kuruluşlar için yaz kış tarifeleri
A’dan Z’ye banka bilgileri
A’dan Z’ye resmi dairelerle ilgili bilgiler
A’dan Z’ye Devlet ve özel hastaneler ve eczaneleri

Hani biz bu projeyi hayata geçirinceye kadar daha da teknoloji gelişecektir.. Kimbilir belki de“A to Z TRNC” artık elektronik olarak her yolcunun el bilgisayarına yüklenecektir.

Bütün ülkenin telefon rehberi de dahil....Tabii bunun uygulanması için de tren projesini hayata geçirmeyi beklemek gerekmez ama ben olayı bir bütün olarak hayal ediyorum.

Çok mu zor bu hayali gerçekleştirmek ? O kadar kolay ki..Bu vizyona sahip olmak yeter..

Bu vizyon zaten insana saygı vizyonudur. İnsan hayatına, ekonomisine ve yaşamına değer vermektir. Çağdaş bir ulaşım aracı olan trene sadece özlem değil, ihtiyaç duymaktayız.

İşte bu düşüncelerle, ülkemizin kalkınması için kurduğum bu güzel hayalleri, yetkililerin de düşünüp projelendirmesi ve halka hizmet için en çağdaş yapıya verdiğimiz değeri ortaya koyması, yaşamı kolaylaştıracak projeleri uygulamaları, özellikle de ülkemize gelen turisti en çağdaş şekilde misafir etmek bize çok şeyler kazandıracaktır diye düşünüyorum. Turiste her türlü kolaylık yanında, aradığını nerede bulacağını bileceği hizmeti sunduğunuz taktirde, uçuş ücreti ne olursa olsun KKTC’ye gelmekten asla çekinmez.

Bu ülke tanınmış olsun veya olmasın.

Şehir içlerinde “tranvaylar” nostaljik bir görüntüyle yolcu taşıyabilirsek günümüzde yaşadığımız sinir bozan trafik ve park sorundan kurtulmuş olmaz mıyız?

Adına hayal deyin, rüya deyin, ne söylerseniz söyleyin, ama unutumayın ki “hayaller gerçeklerden feyz alır, gerçekler ise hayallerin yansımasıdır.
Hep kaçırdığımız trenden bahsediyoruz...

Hele bir KKTC’den tren kalksın da kaçırır mıyız kaçırmaz mıyız o zaman görelim.

Kimbilir, belki trenle gideriz o özlediğimiz zamanlara yeniden...

Emine Sütcü

14 Şubat 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okudum?Evet tren ve toplu ulaşım ağı bir ülkenin en belirgin gelişmişlik göstergelerinden biridir.Fakat KKTC de aile sayısı ve her aile başına düşen hususi otomobil sayısı ne kadardır?Toplu taşıma yok bahanesiyle hemen hemen her evin önünde iki veya üç aracın olduğu bir yerde tekrar toplu taşıma ağını yaygınlaştırmak mümkünmüdür?bir sorumda size olacak samimi olarak yanıtlarsanız sizin ve ailenizin hususi araba sayısı kaçtır?peynir ekmek gibi hususi araba girişi ve satışı olan bir araba çöplüğü haline gelmedimi KKTC. Saygılarımla ,bu yorumumu yayınlar ve yanıtlarsanız sevinirim

AHMET TÜTÜNCÜ 
 03.09.2009 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 683
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster