Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
568
 

Kıbrıs'ta neler oluyor ? -2

Kıbrıs'ta neler oluyor ? -2
 

Dünkü yazımda Kıbrıs’a yaptığımız askeri müdahaleden ve o müdahalenin haklılığından söz etmiştim. İngiltere ve Yunanistan ile birlikte garantör devlettik ve bunun gereğini yerine getirmiştik. O günden bu yana da askeri varlığımız adada sürüyor. 

Harekattan sonra belki biraz aceleci davrandık. Kıbrıslı Rumları zorlamak ve bizim yarattığımız oldu bittiyi kabul ettirmek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan ettik. Bizden başka kimsecikler de bu yeni devleti kabul etmedi. Yanılmıyorsam sadece Pakistan kabul etmişti, o da daha yirmi dört saat geçmeden kararından döndü. Türkiye atsa tutsa da dünyaya bir KKTC’yi kabul ettiremedi. Dost saydığı, müttefik dediği ülkeler bu oluşuma en fazla karşı çıkanlar oldular. 

*** 

Kıbrıs sorunu belki de bazılarının dediği gibi Türkiye için bir kambur olarak görülebilir. Hükümetimize bu konuda yine dost(!) ve müttefik ülkelerden baskılar gelebilir. Hatta bazıları Alman Şansölye gibi Kıbrıs Rum kesimine gidip oradan küstahça demeçler de verebilir. Ama bunun sorumlusu olarak Kıbrıslı soydaşları suçlamak insaflı bir davranış olmaz. Büyük devlet olmak tutarlılık ve ahde vefayı gerektirir. Sözünün arkasında durmayı ve dostlarına her daim güven vermeyi gerektirir. 

*** 

Eğer Türkiye’nin Kıbrıs politikası değişecekse, hükümetimiz yıllardır süregelen politikaları terk edip yeni politikalar uygulayacaksa onu da açık açık kamuoyuyla paylaşmalıdırlar. Bu işler milletten saklanacak, ya da gerçekler saptırılacak işler değildir. Öncelikle bu konuda söylem değişikliğine gidecek olanların bazı sorulara cevap vermeleri gerekir. 

Kıbrıs’ta Türk varlığının yok sayılması, Kıbrıs’ın tek bir devlet ve tek bir millet olarak varlığını sürdürmesi kabul edilecek midir? 

Adadaki 500 yıllık Türk hukuku, ondan da eski olan Müslüman hukuku göz ardı edilerek Oniki Adalar yetmezmiş gibi güneyde de burnumuzun dibinde Yunanistan’a gönül bağı olan bir Rum Devleti’nin varlığı ülkemizin güvenliği ve bekası için bir tehdit değil midir? 

Biz hakim durumda olduğumuz Kıbrıs’ta soydaşlarımızı korumakta acze düşüp onları Rumların insafına terk edersek başta Musul ve Kerkük olmak üzere başka ülkelerde başka milletlerin hakimiyetleri altında yaşayan ve tek güvenceleri Türkiye Cumhuriyeti olan soydaşlarımıza güven verebilir miyiz? O soydaşlarımıza tehdit oluşturanlara karşı caydırıcılığımızdan söz edilebilir mi? 

Böyle bir davada para konuşulur mu? Söz konusu vatan ve millet olunca para lafı edilir mi? Kıbrıs vatan toprağı sayılmıyor mu? Kıbrıs Türkleri milletimizden ayrı mı düşünülüyor? 

Şimdi yine eskilerin deyişiyle, eğri oturup doğru konuşalım. Sen 1974 yılında kendini sorumlu hissedip Kıbrıs’a asker göndermişsin. Her şeyi göze alıp savaşa girmişsin ve şehitler vermişsin. Ardından bütün baskılara rağmen direnip adanın tek başına Yunan hakimiyetine girmesine izin vermeyeceğini savunmuşsun. Bunun için çok ağır ambargolara, ekonomik yaptırımlara katlanmışsın. 

O günlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugünlerden daha mı güçlüydü? O günlerde gösterdiğimiz direnci bu günlerde göstermemiz mümkün değil mi? Bir yerlerde bir zafiyet mi var? 

Bu konuya devam edeceğim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hükümetin parayı Kıbrıstan önemli gördüğü gibi bir şüpheniz var. Oysa bunlar parayı Türkiyeden bile önemli görüyor. Millete bir kabul ettirebilseler bu gün satacaklar kıbrısı. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 18.02.2011 9:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster