Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
393
 

Kıbrıs'ta neler oluyor?-1

Kıbrıs'ta neler oluyor?-1
 

Aslında çok garip hallerimiz olduğunu düşünüyorum. Bir zamanlar “barış harekatı” diyerek savaşa gitmiş bir milletiz biz. Son zamanlarda da ülkemizi yönetenler “komşularla sıfır problem” lafları ettikçe etrafımızda problemsiz komşu kalmadı. Hemen herkesle ufaklı büyüklü polemiklere, hatta kavgalara girmeden duramıyoruz. Bunun adına da aktif politika diyoruz. Neyse, büyüklerimiz elbette her şeyin iyisini bilirler de, şu son zamanlardaki Kıbrıs muhabbetlerin kantarın topuzunun kaçırıldığını düşünüyorum. 

*** 

Elbette ki Kıbrıs sorunu bugünün meselesi değildir. Bu sorun yarım yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’nin gündeminde. Hatırlarım; ben küçücük bir çocukken yüzlerce insan Aydın caddesinde “Ya Taksim, Ya Ölüm” nidalarıyla yürüyüşler yapardı. Makarios lanetlenir, Kıbrıs Türk halkına destek ifade edilirdi. 

Gazetelerde sık sık Kıbrıslı Rumların Türklere yaptıkları zulümler yer alırdı. Hatta zaman zaman jetlerimizin müdahaleleri olurdu. 

Kıbrıs Türk Halkı gerçekten de büyük acılar çekmiş ama vatan toprağı olarak kabul ettikleri adayı Yunanistan’a vermeye karşı direnmişlerdir. Eğer direnmeyip Rumlarla kaynaşmayı, yani asimilasyonu kabul etseler şimdi AB üyesi bir ülkenin imtiyazlı yurttaşları olarak mevcut durumlarından kat be kat fazla bir refah düzeyinde yaşayacaklardı. Üstelik kimse de onlara besleme yakıştırması yapmayacaktı. Onlar bunun yerine can verdiler, acı çektiler, vatan toprağına sahip çıktılar. 

*** 

1974 yılında yapılan bir darbeyle adanın Yunanistan’a ilhak’ı gündeme gelince Türkiye Cumhuriyeti Devleti anlaşmalardan doğan hakkını kullanarak müdahale etti ve adanın yaklaşık üçte birini işgal etti. Bu bölgede soydaşlarının güvenliğini sağladı. O günleri dün gibi hatırlıyorum. Özel televizyonlar yoktu, devletin televizyonu TRT bu harekatı bize adeta naklen aktarmıştı. Gazetelerde bu olayla ilgili bir tek aleyhte yazı yoktu. Hem haberler, hem de yorumlar kararı övüyor, harekatı destekliyordu. O kararı veren hükümetin başı olan Bülent Ecevit bu kararı nedeniyle “Karaoğlan” yapılmış ve CHP demokrasi tarihimizdeki kendi oy rekorunu kırmıştı. Yani o harekat halkın tamamına yakınının desteğini almıştı. 

*** 

Sevgili okuyucu, evet bu mesele uzun yılların meselesidir. Ama uzun yıllar boyunca da Türkiye’nin bir Kıbrıs politikası ve bu konuda herkes tarafından bilinen, Türk halkının da büyük bir çoğunluğunun onayladığı resmi söylemleri olmuştur. Şimdi bizim artık böyle bir politikamız olduğundan kuşkuluyum. Varsa bile bizimle, yani halkla paylaşılmıyor. 

*** 

Başlangıçtaki konuya tekrar döneceğim; Kıbrıs muhabbetinde kantarın topuzu kaçtı. Önce bütün içtenliğimle ifade edeyim ki Başbakanımıza yapılabilecek eleştiri çizgisini aşan saygısızlıkları hoşgörüyle karşılamam mümkün değil. Bu ister Kıbrıs’ta ister başka bir yerde olsun, bunu yapanları şiddetle kınarım. Ancak son zamanlarda bazı yöneticilerimiz tarafından kullanılan bazı söylemleri de hoş bulmadığımı ifade etmek isterim. Özellikle Başbakanımızın ağzından çıkan “besleme” sözü son derece yakışıksız oldu. Yine başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın mensupları önünde konuk Başbakan’a imalı bir şekilde maaşını sorması bırakınız siyasi nezaketi, beşeri ilişkilerde bile son derece incitici bir hareketti. Doğrusu çok üzüldüm. Anadolu’da buna “kaşığı ile verip sapıyla gözünü çıkarmak” denir ki, bize yakışmadığını düşünüyorum. 

Bu konuya devam edeceğim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster