Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

09 Kasım '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
40
 

Kılık-Kilik-Ortadaki Fırsat-Konuk…

Nerden çıktım bu son maceraya… Her zamanki gibi konum kendim…Bu kere de ben’i anlatacağım kendime…Çevremde kendine ve bana artık sadece kendi ben’ini anlatmaya muktedirlerin sayısı giderek artıyor…Her birinin öyküsü başka tabii.. Ama çoğunda gökte bir ayyıldız, kırmızı…Seveni var kızanı var kırmızıya… Ama çoğu çevremdekilerin, konuşmakta özgür…Çoğu yasakları doğrusu umursamıyor… Bir çoğu içmekten sakınmıyor ve küller küllükte kalmıyor çoğu için, henüz…

Geçen hafta, yine kendimi anlatmak hevesine kapıldım siyaseten… Hani şu siyasete ters düşen ve kendi siyasetini savunan, biraz taklitçi, biraz alıntı, biraz çalıntı İFL vardı ya elimde oyuncağım üç-beş sevgili adamla birlikte oynayabildiğim. Biraz ses olsun sayfasında dediğim için kilikledim, kılığımı değiştirmeye gerek görmeden.

Özyar, bir süredir Tarsus’du, fotoğraf makinesiyle, ve bir haftadır da kiliklemişti kendini… Mersin etkisinden kurtulamamıştım hala…Ve O’nun resimleri yoluma çıkıp duruyordu. Kimi zaman Deniz, kimi zaman Orhan… Oğlanlara bir yeni oyuncak daha vermek istemiştim doğrusu belki de sonrası için… Kendi seslerini dinleyebilsinler diye… Halbuki, büyük hala odayı tanımlamaya çalışıyor, küçükse hayatını kazanmanın doğru bir eğitime bağlı olduğuna inanmayı sürdürüyordu. Babanın önünde bira vardı ve minibüsteydi artık.

Dinleyen yoktu pek, birkaç CD meraklısının havaleleri… Ama iki saat canlı kalmak heyecan vericiydi biraz müzikle… Yine de birkaç başlık olmalıydı… Düşündüm…

Çok fazla açıklama yapmayacağım artık. Doğrusu Murat’da baştan okumaya hevesli değildi. Hele hele ezberci papağanlık hiç ama hiç işime gelmedi… O vakit anladım, güne yayılmalıydı arayışlar, kendi odanda, kendi kurgunda, kendini kaydederek, yazarak belki göstererek artık gerçekten de sadece internete ve internetten… Stüdyo, otobüs, uçak devri geçmişti.

Yine de düşündüm… Konuşabileceğim tek şeyi..İFL… Çünkü bir iddiası olmayan hiç kimse örnek değildir ve çıkabilmek için bir sıfat bir CV olmazsa olmazdır, örnek olsun diye mahalle ahalisine, olumlu ya da bazen de olumsuz.

Hazır değildi Özyar… Bir monolog ve evet, evet, evet… işime gelmedi… Sohbet karşılıklı olmalıydı. Fakat, dünyaya öyle farklı noktalardan bakıyorduk ki şairle, ortak konuların farkında olsak bile.. şeker gibi, yol gibi, dünya gibi… Çok şükür kedi bahsi bitmişti… Yağmurdan söz eden de azdı nispeten… Çay vardı buzlu su yerine masada… Hepsi bu!

Dünyama göz gezdirdim… Verhy sarı perdenin önündeydi… Arkadaşları çoktu  Spinelli’de, fazla bir iddiaları kalmamış olsa da Lizbon sonrası. Eskiyen siyasetçiler siyaseti eleştiriyorlardı, şu ya da bu kavramı anlamaya çabalamaktan çok… Öznellikle… Ve e- demokrasi, benim icad ettiğim bir şey değildi… Neydi e-demokrasi…Hiç ip ucu vermesem, baştan keşfetmek isteyebilecek kaç kişi kaldı.. Herkesin günlük yaşamı oldu gibi geliyor bana, gerçek siyasetçiler hariç..Ve doğrudan demokrasi, bana hatırlatılan, meclisi saymayanlar için bir alternatif, İsviçre usulü, çoktan yeni baştan işlenmeye başlanmıştı bir çok sesten, bir çok renkten…Askerliğe, vicdani redde hiç değinmeyecektim bu kere… AİHM’de dava kovalamak için de yorgundum, dayatılan zorlamaya dirençle.. Zaten erkek değildim…Faşizm sert ifadesinin kırıcılığını fark ettiğimden bu yana, Türk Milliyetçiliği, Kürt Milliyetçiliği ve liberal demokrasi demesini öğrenmeye meyilliydim. Yine de karıt duruşlu kavramlardı bugünün kamplaşmasında, ve ben zaten Amerikancıydım ki…Yıllarca anadil tartışmalarında, evrenselliği İngilizce ile seslendirme yeterliliği, kimi zaman avantajı, bana göre kolaylığı, çoğa göre küstahlığıyla…Pussy meselesinde Çiller’in benimle yarışamayacağı belliydi.. Devlet Üniversitelerinden Doçentlik almış iki farklı dal insanı olarak çıkmıştık o yola ben yoldan.. Özgürlükte o radyo kurucusu ben dinleyicisi ve destekçisi, o borsa kurucusu ben oyuncusu ve kullanıcısıydım. Benden önemli gibiydi ama evliliğe mahkumdu, ben çoktan tek’dim.. Ve ondan sonraydım.. ve evet daha ilerdeydik.. Yol  çoktan bitmişti… Yale ise eski çatının anahtarıydı bana göre, onun içinse bir kampus... Obama’yı düşündüm…C-Span! Tavsiye ederim.. Hakkında yazmış olduğum ‘İlluminati’ öyküleri onu biraz huzursuz etmişti ve sütlü kahve rengi takım elbiseyi sırtına geçirmişti..Senato ve Temsilciler Meclisindeki Demokratların Progresif kanadında kimler vardı tam sayamıyorum hala.. Ama sanırım içlerinden hiç biri daha Başkan adayı değil.. Ve Türk basını bunu incelemeye pek fazla heves etmezdi, bunca zirvedeki varken…

Kendime sosyal liberal ya da sosyal kapitalist yakıştırmalarından birini yapıştırmalıydım. 7’nin anarkokapitalist eğilimine sola yatarak… Sosyal kapitalist; daha çok hoşuma gitti. Az kullanılmış bir tabirdi… Kopya olmak istemedim.

Şu Avrupa Federalist Hareketi, giderek siliniyordu.. Gitsem aralarına otursam, biri bile sırasını vermezdi nemrutların kahve sırasında iyi bilirim..Valerie’yi bir kere daha hatırladım.. Ve nankör Hollandalıları… Devrini tamamlamış Gül’e sorabilirdi belki bir kere daha Taha bey…

Bosna, Slav ırkçılığı, Rus milliyetçiliği sanırım 90’larda çok konuşulmuştu.. Gene de izleri vardı tabii. Ama ancak bir Bülent klasiği olabilirdi artık ve uzun zamandır görünmüyordu Pazar’ları.. Asya Birliği ise Çin’den yolu geçenlerin umutsuz bekleyişi olmuştu biraz Hint izi biraz Nazarbayev rengiyle.. Avroskeptik olmuştum sonunda işte bende! Suya sabuna dokunmayan bir sessiz dış politika inanışıyla liberal anlayışa dair.. silahsız, bayraksız… sancaksız…

Ekonomi, Alevilik, Siyonizm, Ermeni Hrant, baro ve sendika ise fazlaca iç meselelerdi artık, askerlik gibi çokça işlenmiş, bitmiş, eskisi gibi…

Özel  hayatımı kitlelere mesele olamayacak kadar bağlı buluyorum her fincanda biraz daha çok…Ve yine de nikahsız… Yüzüksüz… Sözsüz…

Ve son şiiri yazmayı yine de Özyar’a bırakıyorum.. Sonra bir müzik lütfen Murat….

Ne olmuştu Kıbrıs bulabildin mi? Nerde Annan planı? Al kahveni hadi.. Ucuz kurtuldun Federalist diye damgalanmaktan.. Söz vermiyorum ama telefon dinlemelerine mahal kalmadan kapanabilir parti… Ne dersin?

Hadi seni dinliyorum.. Yasak değil.. Okuyacaksan oku ve açıksın..

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster