Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1025
 

Kilo vermek, bütün mesele bu mu?

NLP Uzmanı İnci Aktaş

Fazla kilolu olmak veya olmamak işte bütün mesele bu mu? Kilo vermek; Hatta bu kilo sorunu hayatınızın merkezi haline mi geldi? Ne yerseniz yiyin sonunda pişman olmaya mı başladınız. Evet sıkı durun eğer bu olmaya başladıysa eğer henüz kilo almadınızsa bile almaya başlayacaksınız demektir. Çünkü zihninizi kilo almaya programlıyorsunuz. Oysa bilinçaltı doğuştan mükemmel sağlığa programlıdır. Tüm hastalıklar ve kilo problemi bilinçaltıyla bilinçli zihnin irtibatını kaybetmesinden ortaya çıkar.

Bir alışkanlığın başlangıcı görünmez bir iplik gibidir, ama o hareketi her tekrarlayışımızda o ipi sağlamlaştırırız, ona bir elyaf daha ekleriz, sonunda kapkalın bir kablo olur, düşünce ve hareketlerimizi geri dönülmez biçimde bağlar.

 - Orison Swett Marden

Kilo verme konusunda kişilere ne istediğini sorduğumuzda genelde çok uzun dakikalar boyunca neleri istemediklerini anlatmaya başlarlar. ‘Artık kilolu olmak istemiyorum, şişman gözükmek istemiyorum, aynada kendimi böyle görmek istemiyorum, eşimin beni şişman bulmasını istemiyorum, kötü görünmek istemiyorum…’ Ama unuttukları bir şey vardır. Biz hayatta neye odaklanırsak onu elde ediyoruz. Eğer hep istemediğimiz şeylere odaklanırsak onlar sıklaşmaya başlar.. Değişiklik yapmanın ilk adımı belli bir şeye karar vermektir ki, ona doğru ilerleyebilesiniz. Yani artık olmak istediğiniz kiloda olmayı istemeyin. Olmayı seçin…Ne istediğiniz konusunda yeterince net olabilirseniz elinizde onu gerçekleştirebilecek daha büyük güçler bulunur. Bilinçaltı muğlak ifadeleri kabul etmez ve tepki vermez. Aynada güzel görünmek istiyorum ya da elbiselerime sığmak istiyorum gibi muğlak ifadeler yerine daha net ifadeler kullanmak yararımıza olacaktır. Örneğin;60 kilo olmayı seçiyorum. İşte bu yeni kararınız olabilir !

Bir de olmak istediğiniz şeyi neyin engellediğini bulmanız gerekiyor. Engel ise her zaman için değişmeye bağladığınız acının şimdiki durumdaki acınızdan daha ağır basmasıdır. Kafanızda belirsizlik vardır. Ya değişirsem ve o pastayı ya da kebabı yemezsem de yine de kilo veremezsem. O değişikliği şimdi yaratmanın tek yolu onu acil hale getirmektir. Yeter artık dediğiniz o an değişime başladığınız an olacaktır. Belki artık minik bebeğinizi kucağınıza almak bile sizi yoruyordur, merdiven çıkarken kalbiniz sıkışıyordur, en sevdiğiniz giysilere giremiyorsunuzdur vs. Artık yeter demenin zamanı gelmiştir. Halinden memnun olmak durağanlığı getirmez mi? Halinizden memnun musunuz? Memnunsanız harika, değilseniz değişme vaktiniz gelmiş demektir…

Kilo verme kararını geçici zevklere değil uzun vadeli zevklere göre vermeliyiz. Bana söyler misiniz, hangi yiyecek zayıf olmaktan, giydiğimizin yakışması ve özgüvenimizin verdiği zevkten daha fazla zevk verebilir insana?

Koca bir dilim pastayı mideye indirme kararını genelde onu yemenin on dakikalık zevkine bağlayarak alırız. Ancak kararımızı onu yememenin ömür boyu vereceği zevke istinaden verirsek, onu elimizle itmekten bile kısa vadeli zevki zaten hissederiz.

Ancak ne yazık ki biz insanoğlu kararlarımızı acıdan kaçınmaya göre alıyoruz. Herkes karşımızda bir buçuk porsiyon İskender kebabı yerken bizim yalnızca üzüm şırası içmemize engel olan, kebabı yeme kararını verdiren, yemediğimiz takdirde o gün ve o an çekeceğimiz acıdır. Yemenin zevki değil aslında. Yine de ben sonunda zevk getirecek acılara dayanılabileceğini düşünenlerdenim. Bilinçaltının duygusal açlığı bilinçli olarak yeme kararını vermemize neden olmaktadır. Çünkü biz kararlarımızı duygularımızla alır bilincimizle destekleriz.

Çok yeme alışkanlığı ise midenin açlığından değil tamamen duygusal açlıktan kaynaklanmaktadır. Hepimizin midesi yumruğumuz kadardır ve o kadar yiyecekle doyarız. Daha fazlasını yediğimizde sırf keyif için yeriz. Öyleyse neden diyet yaparak kendimizi sevdiğimiz yiyeceklerden mahrum bırakalım. Çözüm sadece olmak istediğiniz kişi olmayı seçmekte. Kilo sorunu olmayan insanlara bir bakın. İstediklerini istedikleri zaman yerler ama zayıf kalmayı başarırlar. Bunun tek nedeni bilinçaltı programlarıdır. Birincisi ne yerlerse yesinler kilo almadıkları gibi bir inanca sahiptirler, ikincisi ise yarın olağanüstü hal ilan edilecekmiş gibi depo yaparcasına her öğünde çılgınca yemek yerine canlarının çektiğini canlarının çektiği kadar ve canlarının çektiği vakitte yerler. Başarının anahtarlarından biri modellemeyse eğer, ideal kilosundaki insanları modellemeyi deneyin. Biri yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz…

Birazda egzersizden bahsetmek istiyorum;

Çoğu kişinin formda olmakla sağlığın arasındaki farkı kavrayamaması, ibadet yaparcasına düzenli egzersiz yapmasına rağmen göbeklerindeki o üç beş kilo fazlalığı atamamalarına yol açmaktadır. Sağlıkla formda olma arasındaki en büyük fark, aerobik ile anaerobik egzersiz arasındaki farkı anlamakta düğümlenir. Aerobik oksijenli demektir. Uzun süre sürdürülebilen ılımlı egzersizlerle ilgilidir. Uygun beslenme ve egzersizle bu sistem harekete geçtiğinde yağ yakmaya başlar. Bununla birlikte anaerobik oksijensiz demektir.. Kısa süreli güç patlamaları yaşatan egzersizleri anlatmaktadır. Yakıt olarak glikojen yakar ve bu arada vücudun yağ depolamasına yol açar.  Bazı insanlar daha doğarken yüksek aerobik bir sistemle doğarlar. İşte bunlar yiyip yiyip de kilo almayanlara örnektir. Egzersizin yoğunluk düzeyi aerobik sisteminizi mi yoksa anaerobik sisteminizi mi kullandığınızın bir göstergesidir. Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, dans vb. iki yararı da verebilir. Düşük kalp atışları bu egzersizleri aerobik yapar yüksek kalp atışları ise anaerobik yapar.. Genellik tenis, basketbol vb sporlar anaerobiktir.. Oysa bütün egzersiz programlar aerobik temel oluşturmayla başlamayı gerektirir. Anaerobik yaşam bize: halsizlik, dalgınlık, bedbinlik, sıkıntı ve depresyonu beraberinde getirir. Çünkü vücuttaki şeker enerji sağlamak için yetmediğinde, kan şekerine yönelinir ve kan şekerinin üçte ikisi sinir sistemimiz kullanmak zorunda olduğuna göre bu açık baş ağrıları ve dalgınlık başlatır. Çünkü metabolizmaları şeker yakmak üzere eğitilmiştir yağ yakmaya değil. Hiç fark ettiniz mi neden spordan sonra şekerli bir şeyler yeme içme ihtiyacı hissediyorsunuz? Bu anaerobik egzersiz yaptığınızı gösterir. Vücudunuzu aerobik olarak eğitmek istiyorsanız 2-6 ay arasında aerobik egzersizler yapmalı kesinlikle anaerobik egzersiz yapmamalısınız. Eğer belinizdeki o inatçı yağ tabakasından kurtulmak istiyorsanız, vücudunuzu yağ yakmaya eğitmelisiniz, şeker yakmaya değil…

Bazı kimseler de diyet yaparlar ve hayatlarından yağı çıkarırlar, bu şekilde vücutlarını acil duruma sokarlar, o zaman vücut daha fazla yağ toplamayı öğrenir. Bunun üzerine bir de kendilerini aç bırakırlar. Sonunda eski yeme alışkanlıklarına döndüklerinde, eskiden yedikleri kadar bile yeseler, vücutları daha çok yağ toplamaya başlar çünkü mahrum bırakılmıştır. Kaybettiklerinden daha çok kiloyu hemen alırlar.

Egzersiz yaparken konuşabiliyorsanız aerobik soluk soluğa yapıyorsanız anaerobiktir. Aerobik egzersize başlamadan önce 15 dk ısınma hareketi yapmalısınız. Aerobik egzersiz alanınızın içinde en az 20 dk, ideal olarak otuz ya da kırk beş dk. Çalışmanız gerekmektedir. Soğumak için de on, onbeş dakika ayırmalısınız.

Eğer bu işin zaman alacağını düşünüyorsanız zamanınızı iyi kullanmaya yönelik başka yöntemler düşünebilirsiniz.  Örneğin ısınma süresinde cd dinleyebilir, okuyabilirsiniz.  Ya da edilmesi gereken telefonlarınızı edebilirsiniz. Ya da haberleri dinleyebilirsiniz.

Bir egzersizi on iki ay boyunca sürdürürseniz bir bağımlılık oluşurmuş. Hayat kalitemizi yükseltecek fiziksel canlılığa hepimizin ihtiyacı vardır.

İnsan vücudu, insan ruhunun en güzel resmidir.

Ludwig Wittgenstein

Sağlıklı beslenme, egzersiz alışkanlığı kazandırma ve kilo kontrolü bilinçaltının doğru programlanmasıyla sağlanabilir. Bilinçaltınız ana rahmine düştüğünüz anda kusursuz bir yazılımdı. Ta ki kötü yazılımlar (virüsler) bilinçaltınıza girip programını çökeltene kadar.  Eğer sağlıklı beslenmediğinizi, kilo almaya başladığınızı ya da fazla kilolarınız olduğunu düşünüyorsanız. Şuanda sistem yanlış çalışıyor. Tekrar programlamanın zamanı gelmedi mi?

Sağlıklı yaşam koçunuz olarak temennim; Sağlıklı ve İdeal kilonuzda yaşamanızdır..

Sevgiyle kalın,

İnci AKTAŞ-Yaşam Koçu NLP Uzmanı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1034
Kayıt tarihi
: 28.11.10
 
 

İnci AKTAŞ 1984 yılında Bursa'da doğdu. Uludağ Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster