Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
231
 

Kim bizden, kim onlardan?

Kim bizden, kim onlardan?
 

Kutuplaşma sonuçları


Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Yılmaz Esmer, Türkiye’deki kutuplaşmanın boyutlarını ortaya çıkarmak adına yaptıkları nitel bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin en büyük 20 ilinin AKP ve CHP İl Başkanlarının kendi web sitelerinden fotoğraflarını aldıklarını belirten Prof. Esmer, araştırmadan çıkan ilginç sonucu şöyle anlattı: “Hepsi benzer giyimli, kravatlı adamlar. Deneklere, öncelikle bu kişiler arasından tanıdıkları biri olup olmadığını sorduk, var diyenleri eledik. Geriye, gösterdiğimiz fotoğraflardaki kişilerin kimliğine ilişkin hiçbir bilgisi olmayan denekler kaldı. AKP ve CHP İl Başkanlarının fotoğraflarını çift olarak yan yana koyarak deneklere gösterdik ve “söyleyin bakalım” dedik, “bu adamların hangisi AKP’li, hangisi CHP’li.” Burada deneklerin yazı tura atar gibi seçeneklerden birini seçmesi beklenir. Ama sonuç ne çıktı biliyor musunuz: Yüzde 75 oranında doğru tahmin!”

Prof. Esmer, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’ın Anayasa Mahkemesi tarafından verilen tahliye kararına ilişkin olarak, hangi AYM üyelerinin “tahliye edilsin” ya da “edilmesin” dediğini de deneklere sorduklarını söyledi. Esmer, “Ve denekler, yüzde 85 doğru yanıt verdi, düşünün, sadece resme bakarak” dedi.

Araştırma ile ilgili BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan Prof. Esmer, araştırmanın sonuçlarını “Çok ciddi kutuplaşmanın sonucu. Size göstersem siz de doğru cevabı verirsiniz bence” sözleriyle yorumluyor.

İnsanlarımızın birbirlerinin sadece yüzüne bakarak kimin “bizden” kimin “onlardan” olduğunu tahmin edebildikleri bir duruma geldiğimizin sonucu ortaya çıkmıştır.

Pof. Dr. Yılmaz Esmer ise bu sonuç bize beynimizin ilkel kısmını kullandığımızı göstermektedir. İlke beynin kullanımında İnsan, aldığı kararlarının küçük bir kısmını düşünerek alsa da çoğunu, hiç düşünmeden, kendine göre bazı yöntem ve kısa yolla kullanmasıdır. İnsanı yöneten ilkel yani sürüngen beynimizdir. Sürüngen beynimiz bencil, yeri geldiğinde saldırgan, kendini korumaya yönelik, açgözlü ve kuşkucu bir yapıya sahiptir. Aynı deneyin ABD, İsviçre ve Almanya gibi Ülkelerde de yaptıklarını söyleyen Esmer, Türkiye’deki oranlara hiçbir Ülkede rastlamadıklarını ifade etti. Bu sonuç, öyle görünüyor ki çok da övünebileceğimiz başarı sayılmaz.

Prof. Yılmaz Esmer’in Meltem Yılmaz’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle: Öncelikle referandum sonuçlarına ilişkin genel değerlendirmelerinizi merak ediyorum. Siz yüzde 51,5’e karşı 48.5’ten ne sonuç çıkarıyorsunuz? “Ben her şeye rağmen, yani açıkça hiç eşit olmayan şartlarda geçirilen bir kampanya sürecine rağmen, Hayır cephesinin bir hayli başarılı olduğunu düşünüyorum. Bu başarı zaten rakamlarla ortada ve tersini iddia etmek mümkün değil. CHP’nin kendi oy potansiyelinin hayli üzerine çıktığı da görünüyor. Yüzde 49 küçümsenecek bir oy oranı değil. Keşke bu referandumdan gerekli mesaj alınsa da, ‘yüzde 51’ ile bir ülkenin yönetim sisteminde bu kadar radikal değişiklik yapılmaz denilse. Ama ben böyle bir mesajın alınmayacağını biliyorum, zaten söylendi de, “Tamamdır, bitmiştir” denildi. İlerde bunun çok büyük problemler yaratacağını göreceğiz.”

Kutuplaşma: iki fikir, düşünce, nesne ya da herhangi bir şeyin birbirlerinden zıt yönde hareket ederek uzaklaşması olarak tanımlanabilir. Ülkemize 12 Eylül 1980 öncesi sağ sol kutuplaşmanın verdiği derin çatışma ve tamiri olanaksız acılara hemen hemen hepimiz tanığız, sürecin doğurduğu olumsuz sonuçları halen yaşamaktayız. Kutuplaşma, Anadolu’da yüzyıllardır devam etmekte, emperyalistler özellikle farklılıklarımızı kutuplaştırma ve ayrıştırma amacına hizmet ettirmektedirler. Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği'nin yürüttüğü Türkiye’de Kutuplaşma Araştırması sonuçlarına göre; Siyasi parti tabanları birbirleriyle iş yapmayı, kız alıp vermeyi hatta çocuğunun arkadaşlık yapmasını dahi istemiyor.

Etnik kimlik, ideolojiler ve dini görüş çevresinde keskin bir şekilde devam eden Türk-Kürt, Laik-Anti Laik gibi derin kutuplaşmalar, potansiyel toplumsal sorunlara gebe olduğumuzu açıkça göstermektedir.

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok anlamlı bir yazı, üstelik araştırmaya dayanıyor; iyi ki okumuşum...

Kerim Korkut 
 30.04.2017 20:53
Cevap :
İlgine ve övgüne teşekkür ederim Kerim bey, selamlar  01.05.2017 9:26
 

2-gonderilir komisyon calismalari kamuya acik ve her dakikasi tv'lerden takip ile mumkun. c-span kanali sadece hause 2 ise senato komisyon calismalarini aktarir canli ve banddan.Muhalif bir gurup gunlece karsilikli aciklamalarla ikna yoluna gidilir. Ulke yararina olan bir yasaya da kimse ayak diremez. Sizin bu ohal yasalari da komik. Hukuksal olarak itirazi olmiyan hukum olamaz.Artik insanlar seni gidi terorist, seni gidi fetocu, seni gidi yobaz yaftalarindan bikti. Dunyayi yeniden kesfetmeyi birakin, dunya orneklerle dolu tabi ozgurluklerin koltuklarida alip goturecegi endisesi olmadan.

Newyorker 
 29.04.2017 22:14
Cevap :
Demokrasinin olmazsa olmazı şeffaflık yani kamuya açıklık çok önemli bir unsur, komisyon çalışmalarının canlı olarak izlenmesi şeffaflığın reel olduğuna en açık kanıttır. Sistem işler halde içselleştirilmiş ve 2 yüzyıldan fazladır denenerek test edilmiştir. Kişilere göre değil sistemin gücüne göre uygulamaların devam etmesi sistemin sağlıklı olduğu anlamına gelir, tabii yarı feodal bir toplum üzerine batının demokratik parlamenter sistemini oturtursanız sonuç bizdeki gibi hüsran olur, içselleştirilmemiş hiç bir şey başarı getirmez. Amerikayı her gün yeniden keşfediyoruz biz, örneğin 1453 yılında feth edilen İstanbul'u halen imar edemediğimiz gibi, teşekkürler selamlar Newyorker dost.  01.05.2017 19:27
 

Bildigin gibi abd anayasasi 200 yildan daha once yazildi. Kisa oz ve bana gore her maddesi ozgurluklere vurgu ile. Yasalarda bu ruha uygun yapilir. Peki bu uzun sureli anayasa hic degismismidir? Hayir en ufak bir degisklige ugramamistir. Ancak kisitli sayida guncele uygun ilaveler yapilmistir. Ikili parlemento yapisindaki, house (bizdeki millet vekilleri sayililabilir) 3/5 oyu coklugu ile senatonun ayni oran onayi ile degisiklik olur. Referandum falan hikaye . Halkin iradesi parlamentodur ve baska yol yoktur. Secimler esnasinda adaylar ve partiler kesinlikle devletin tek bir kurusuna ve/veya olanaklarina dokunamazlar. Bagislar bir duzen ile toplanir ve harcanir. Taraftar isen gonderirsin parayi.Bu hesaplar didik didik denetlenir usulsuzlukta yedi sulalen secilme hakkindan yoksun kalir bu yasa devlet ihaleleri icin de gecerlidir. Bir yasa yapilmadan aylarca secmenin nabzi yoklanir, sorular anketler yuz yuze on line . Tolumsal bir mutabakatia ulasildigi gozlenirse yasa meclislere (dvm)

Newyorker 
 29.04.2017 22:08
Cevap :
Amerikan anayasası tam 223 yıl önce yazılmış ve seninde vurgu yaptığın gibi insanlık tarihinin en önemli kavramı olan özgürlüğe atıfta bulunur. Çok az sayıda maddeden oluşan anayasanın değişmemiş olması anayasa üzerinde mutabakatın var olduğunu gösterir. Senato yapısı ile yönetim erki tam bir işlerlik içindedir ayrıca üstün bir denetleme sistemi ile yargının özerkliği gücün hukukla ehlileştirilmesine en iyi örnektir. Yorum için çok teşekkür ederim, çok özel sağlam notlar  01.05.2017 19:18
 

Merhaba, halkımız futbol taraftarı gibi kutuplaşmayı sevdiğinden siyasetçilerde bunu kullanıyor. Türkiye artık; Milliyetçi Muhafazakar, Milliyetçi Laik ve Kürt seçmen olarak üçe ayrılmış gibi... selamlar.

Kadri KANPAK 
 29.04.2017 14:47
Cevap :
Olmayan demokrasi kültürü birazda ayrıştırılmaya yönelik siyasetçiler tarafından ayrıştırma dili kullanınca, sizin üç ana bölüme ayırdığınız benim ise sadece iki ana blok ile tanımladığım bir toplum ortaya çıkardı. Teşekkürler, selamlar.  29.04.2017 19:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3742
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2579
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster